AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > MALAZGİRT ZAFERİ...
MALAZGİRT ZAFERİ...

M.Törehan SERDAR

                                    Bitlis Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi         geçen sayıdan devam…


Atlı birlikler saldırısını İmparatorun bulunduğu orta merkeze doğru yapıyorlardı. İmparatorun esas kuvvetleri İmparatorun bulunduğu orta merkezde bulunuyordu. Selçuklu atlıları buraya saldırırken,  Bizans orduları bütün güçleriyle burayı savunmaya başladılar.

Orta Asya’dan beri Türk askeri kuvvetlerinin uyguladığı bir savaş stratejisi vardı. At nalı ve Hilal taktiği. Preveze Deniz Zaferi’nde de aynı taktik uygulanmıştır.. Türk ordusu bir düz hat halinde düşmanın merkezine saldırır, düşman kuvvetlerinin savunması karşılığında geri çekilirdi. Geri çekilmeyi yenilme manasında anlayan düşman kuvvetleri bütün gücünü buraya kaydırırdı. Türk kuvvetleri daha önce pusu kurmuş olan birliklerinin yanına kadar geri çekildikten sonra sağ ve sol cenahlar hilal şeklinde kapanmaya başlar, düşman birliklerini çembere alarak imha ederdi.

Aynı savaş taktiğini Sultan Alparslan büyük bir maharetle Malazgirt Savaşında yapmıştır. Geri çekilen Türk birlikleri pusu kurulan yere kadar gelmişti. Karargahından oldukça uzaklaşan Romanos Diogenes, pusunun içine girmişti.  Sultan’ın genel bir saldırı emri üzerine pusudaki Selçuklu atlı kuvvetleri ile karşı karşıya kalan Bizans ordusu hatasını anlamış, fakat iş işten geçmişti. Geri çekilen Selçuklu atlıları birden bire geri dönerek düşmana saldırmıştı. Bu andan itibaren Bizans ordusunun savaş düzeni bozulmuştur. Çembere alınan İmparator’a gelen yardımları, Türk birliğinin sağ ve sol kanatları pusuda imha etmiştir.

Bu arada Bizans ordusu içinde ve sağ kanatta bulunan ve Tamış isimli  beyin komutasında bulunan Uz ve Peçenekler (Türk Boyları), karşılarında savaşanların kendi soydaşları olduğunu görünce hemen Selçuklu saflarına geçmiştir. Bu olay Bizans ordusunun sağ kanadını bozmuştur. Bizans ordusunun esas kuvvetleri tamamen çember içine alınmıştı. Geride kalan Bizans birliklerinin başında Diogenes’in üvey evladı Andronikos bulunuyordu. Bu kişi Diogenes’i hiç sevmediğinden ona yardım etmemiş, üstelik Dioğenes’in öldüğünü ilan etmiştir. Bizanslıların dana önceleri mezhep ayırımı nedeniyle Ermenilere baskı yapmasından dolayı, Ermeni birlikleri de savaş meydanından ayrılmıştır.

Kuşatılan Bizans kuvvetlerinin büyük bir kısmı imha edilmiş, çok sayıda general esir düşmüş, bütün ganimetleri Selçuklu birliklerinin eline geçmiştir.

Diogenes yaralı bir şekilde savaş meydanından çekilerek emin bir yerde bekliyordu. Bu sırada kaçan atını arayan Emir Gevher Ayin’in kölesi, Diogenes’i görmüş, tutsak alarak bir gün sonra Sultan’ın huzuruna çıkarmıştır. Sultan İmparator’a bir savaş esiri gibi değil, bir misafir olarak muamele yapmıştır.

Huzuruna getirilen Diogenes’e Alparslan’ın; “Eğer zaferi sen kazansaydın bana ne yapardın?” sorusu üzerine İmparator; “fena şeyler yapardım” demiştir. Bunun üzerine Sultan; “Gerçekten doğru söyledin. Eğer bunun aksini söyleseydin o zaman yalan söylemiş olurdun. Bu akıllı ve yiğit bir adamdır, onun öldürülmesi doğru değildir.” Diyerek ona şunları söylemiştir. “Şimdi sana ne yapacağımı sanıyorsun?” İmparator şöyle karşılık vermiştir; “Bana üç şeyden birisini yaparsın, Birincisi öldürmek, ikincisi ele geçirmek istediğim ülkelerde beni halka ibret için göstermek, üçüncüsü ise yapamayacağın bir şey olduğundan söylenmesi gerekmez.” Sultan Alparslan; “Bu nedir?” diye sorunca İmparator; “Affetmek, para ve armağanlar ile benim iyi niyetimin kabulü ve Bizans topraklarında senin bir kölen, bir kumandanın ve bir naibin olarak beni yurduma göndermendir.” Bunun üzerine Sultan Almparslan Diogenes’e dönerek; “Seni affetme kararındayım.” Demiştir. Sonunda 10 milyon altın karşılığında serbest bırakılmış, Sultan Alparslan ile Romanos Diogenes arasında 5 maddelik bir barış antlaşması yapılmıştır.

Serbest bırakılan Diogenes, Bizans tahtına oturmuş olan Johannes Dukas tarafından 1072 yılında Adana’da yakalanarak hapse atılmış ve gözlerine mil çekilerek öldürülmüştür.

Malazgirt Meydan Savaşı’nı Selçuklular’ın kazanmasını bütün İslam ülkeleri şölenlerle kutlamışlardır.

Malazgirt Zaferi, Türk tarihinin dönüm noktasıdır. Bu zafer Anadolu kapılarını Türk milletine açmış, Anadolu’nun ebedi Türk Yurdu olmasını sağlamıştır. Ecdadımızın bizlere emanet ettiği bu vatan toprakları üzerinde, şanlı bayrağımızın gölgesinde, hür ve bağımsız olarak cihan durdukça duracaktır.

BİTTİ

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Sütün rengi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com