AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > MERHABA
MERHABA

Necat ÜLGEN


Uzun bir aradan sonra merhum Fuzuli’nin dörtlüğünden alıntı yaparak kendi konumuma uyarlamaya çalışacağım  .
            'Fuzuli rind-i şeydadır

             Hamişe halka rüsvadır

             Sorun kim bu ne sevdadır

             Bu sevdadan usanmaz mı?'

Tabi onun sevdası Hak sevdası, benimkisi Ahlat sevdası. Ben de diyorum ki 'Necat bu ne sevdadır, sen bu sevdadan usanmaz mısın?' Evet ben bu sevdadan usanmadım. Tam 32 yıldır Ahlat'ta değilim. 2 yıldır Van'da 29 yıldır da Mersin'deyim. 48 yılım da doğup büyüdüğüm ata yurdum olan Ahlat'ta geçti. Orada şimdi atalarımın mezarlarında, akraba ve dostlarımdan başka bir tek bu Ahlat sevdası kaldı. İşte bunun içindir ki hep Ahlat'la ilgili güzel şeyler görmek duymak beni mutlu etmiş, olumsuzluklar mutsuz etmiştir. Bunlar nelerdir? Bunları burada dilimin döndüğü kadar sizlere anlatmaya çalışacağım.

 Daha çocuk yaştaydım. Ahlat'ta Erkizan Mahallesinde yukarı çarşı diye bir yer vardı. Bir kahve bir iki bakkal. Köhne bir binada hizmet veren bir Hükümet Konağı. Bu hükümet konağında Mazlum YEGÜL adında bir kaymakam. Cumhuriyetin yeni yılları. Devlet bütçeleri kısıtlı. Kaymakamlar bu kısıtlı bütçeyle belediye hizmetlerini şehrin imarını kaymakamlık görevi içinde yürütüyorlar. Buna rağmen ilk yeniliği yapan o kahraman kaymakam Ahlat'a 2 cadde açtı, çarşıyı aşağıya taşıdı, halk evi binası yaptı, şehri geliştirmeye çalıştı ve bunu gerçekleştirdi. Çocuk yaşta olmama rağmen çok mutlu olmuştum ve ona karşı çıkıp, şehrin gelişmesine mani olanlardan hep nefret etmiştim. Sonra çok partili döneme geçildi. 1950 yılı seçimleri yapıldı. Belediye Başkanlığına Sıtkı Sayın getirildi. Çok dar ve kısıtlı bütçeye rağmen Ahlat'a bir park yaptı. Hala oradan geçen yabancıların o parktan sitayişle bahsediyor olması beni mutlu etmiştir. Ama daha sonra o parkın bir kahvehaneye dönüşmesi beni mutsuz etmiştir. Politikada ilkeler değişti. Politika  halka ve ülkeye hizmet etmek düşüncesiyle yapılırken daha sonra bir menfaat aracı haline getirildi. Buna da sebep burada hiç iyilikle yad edemeyeceğim merhum bir devlet büyüğümüzün belediyelere geniş yetki vermesi ve bütçeden büyük olanak sağlaması. O dönemde de birçok zat belediye başkanlığı yaptı. Bunlardan iyi şeyler yapanlar beni mutlu etmiş, devletin tahsis ettiği imkanları iyi kullanmayanlar beni mutsuz etmiştir. Bununla ilgili birçok kez bu sütunlarda yazdım. Bir kaymakam, Adnan ÇAKIROĞLU geldi. Ahlat' bir futbol sahası kazandırdı. Büyük gayretler gösterdi. Bu beni mutlu etti. Arkasından gelen bir kaymakam Ahlat Kültür ve Eğitim Vakfı'nın düzenlediği etkinliklerde harcanmak üzere gönderilen paraları Ahlat'a 20 km uzaklıkta bir çeşme yapımına harcadı ve buna bütün Ahlatlıların sessiz kalması beni mutsuz etti. Büyük ATATÜRK'ün vasiyetinde işaret ettiği Van Gölü’nün en güzel yerinde üniversite yapılmasını duymak, okumak, bu umutla yaşamak beni mutlu etmiştir. Çeşitli medeniyetlerin beşiği olan ve konumu itibariyle kültürel, fiziksel olarak temayüz etmiş olan Ahlat'ta daha çok bağnazlığın, tarikatçıların odağı olması, örneğin Ahlat'a nurculuğu getiren Terzi Ahmet, Arzuhalci Turgut, Nalbant Mahmut, Sağlık Memuru Namık gibi birçok zatın Ahlat'a bu akımı yayması, bazı gruplara  ait yurt binalarının yapılması beni mutsuz etmiştir. Ahlat'a büyük bir kültür merkezi yapılması beni mutlu etmiştir. Fakat bu kültür merkezinde hiç kimsenin gidip kitap okumaması, kültürel bir etkinlikte bulunmaması; tiyatro, bale, halk oyunları, folklor gibi herhangi bir faaliyette bulunulmaması beni mutsuz etmiştir. Benim de üyesi olmaktan gurur duyduğum Ahlat Eğitim ve Kültür Vakfı'nın kurulması beni mutlu etmiştir. Bu Vakfın öncülüğünde Ahlat'ta düzenlenen kültür, tarih ve tanıtım programları bu Vakfın Başkanı Sayın İlhami NALBANTOĞLU'nun gayretleriyle olmuş, TRT vasıtasıyla programlar yapılmış, Ahlat büyük bir tanıtım imkanı bulmuştur. Haluk ve Beyhan KARAMAĞARALI'ların büyük çabalarla Ahlat hakkındaki analiz, kitap, panel ve konferansları Ahlat'ı tanıttıkları için beni mutlu etmiştir. Ama benim sevgili Ahlatlı hemşerilerimin bu zevatı Ahlat'ı sit alanı ilan etti gibi laflar etmesi ve vefasızlıkları beni mutsuz etmiştir. Ahlat'ta bir dönem belediye başkanlığı yapan Mevlüt AYDOĞAN'ın aktif çalışmaları, şehri geliştirme çabaları turistik bir otel yapması Erkizan Mahallesinin mülk sahiplerinin Erkizan'ı geliştirmesine, yolların açılmasına, izin vermeyip bu güzelim arsalara arpa ekmesi ve dolayısıyla çalışma alanı bulamayan Mevlüt AYDOĞAN'ın yukarıya yönelmesi orada yeni bir çarşı yapması, yeni bir şehir ihdas etmesi beni mutlu etmiştir. Ancak onun da kaprislerinin esiri olması beni mutsuz etmiştir. Van Gölü'ne nazır Ahlat yamaçlarının doğa güzelliği beni mutlu etmiştir. Ama Ahlat'ta bir ilçe ziraat teşkilatı var olması ve bu yamaçların ağaçlandırılmayıp çıplak bir görünümde olması ve de erozyona sebep olması, yemyeşil bir orman görünümü vermemesi beni mutsuz etmiştir. Konumu itibariyle bir turizm kenti olması gereken ve bunun için yıllar önce turizm bölgesi ilan edilmiş olması beni mutlu etmiştir. Ama tek bir turizm tesisinin olmaması beni mutsuz etmiştir. Doğal taşı ve ünlü ustalarının tüm Türkiye'nin tarihsel yapılarında  bugüne kadar kullanıla gelmesi beni mutlu etmiştir. Ama şu andaki çarpık kentleşme sonucu çıkan panorama beni mutsuz etmiştir.   

Allah'ın çok cömert davrandığı bu coğrafyada Yam Çayı, Karga Çayı, Sor Çayı, Patnos Çayı olması beni mutlu etmiştir. Ama bunların önüne basit birer set yaparak buranın bir cennete çevrileceğinin düşünülmemesi beni mutsuz etmiştir. Her mahfilde gururla dinlediğim bölgenin en çok okumuş insanlarının Ahlat'ta olduğunu duymak beni mutlu etmiştir. Ama bir milletvekilimizin TBMM'de bozuk bir Türkçeyle büyük bir siyaset adamı hatta dünyanın kabul ettiği bir devlet adamına Silman Beğ, Silman Beğ diye hitap etmesi beni utandırmıştır.
              Sevgili okuyucularım... Artık dünyada ve Türkiye'de genç kuşağın kültürel ve siyasal etkinliklerde faaliyet göstermesi beni mutlu etmişken Ahlat'taki genç ve dinamik bir kuşağın bu gibi faaliyetlerde önder rol almaması beni mutsuz etmiştir.

 Sevgili gençler... Yaşadığınız medeniyetlere öncülük etmiş, her köşesi buram buram tarih kokan güzel şehrinizi, siyaseti menfaatleri için yapan insanların tekeline bırakmayın. Bu vebalin altından kalkamazsınız. Bana ne demeyin. Allah'ın insanlara bahşettiği en ulvi değer vicdan muhasebesidir. Ben bu yazdıklarımı vicdan süzgecimden geçirerek yazıyorum ve herhangi bir beklentim yok. Başta da söylediğim gibi doğup büyüdüğüm, aşını ekmeğini yiyip suyunu içtiğim ve kutsal saydığım toraklara vefa borcumu ödemekten başka bir amacım yoktur.

Sizlerin de bu duygu ve düşüncelerde olmanız ümidiyle sağlık ve sevgi ile kalınız.          

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
3+4 kaçtır? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com