|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen geçen sayıdan devam…
Bunun için AB ve ABD kurmaylarının ve stratejistlerinin telkinleriyle Türk Ordusu yıpratılmaya çalışılmaktadır.
Kurtuluş Savaşının en kritik ve sıkıntılı günlerinde Azerbaycan Büyükelçisi İbrahim Abilov’laUkrayna Olağanüstü Büyükelçisi,General Frunze ve Buhara Temsilcileri,Ankara’ya gelirler,Ukrayna ile dostluk anlaşması imzalanır.Azeriler o kara günümüzde bize “kardeş” dediler.50 milyon Rus rublesi(2milyon altın) gönderirler.Çanakkale Savaşında yiğitlik gösterdiler,bizimle birlikte şehit oldular.
Cumhuriyetimizin kuruluşunu müteakip bu cumhuriyetin zamanda gelişme mimarı Atatürk, Batılı politikalar ve zararlı ilişkilerden uzak durarak, kısa zamanda kalkınma hareketlerini başlatmış;İnkılap ve ilkeleriyle siyasî, içtimaî,hukuk ,kültür ve ekonomik alanlarda büyük gelişmeler kaydedilmişti. Başımıza bela bu günkü IMF ve Gümrük Birliği gibi emperyalizmin o günkü kapitülasyonlar gibi sömürücü araçları kaldırılmış,yabancı tekel sermayeleri kovulmuş,tuz, tekel ve kabotaj hakkı gibi kurumlar yabancıların gaspından kurtarılmış,ekonomi millileştirilmişti.Bu gün özelleştirme yolunda yabancılara satılan cumhuriyetimizin ekonomik kazanımı İktisadi devlet kuruluşları,kısa zamanda ekonomimizi ayağa kaldırmış,onu nekahet döneminden kurtarmış;ekonomik büyüme ve istihdamı sağlamış,bizi dışa bağımlılıktan kurtarmıştı.Duyun-u Umumiye borçları bile ödenmeye başlanmıştı.Kayseri’dekurulan uçak fabrikası kurulmuş, dışarıya uçak aynı sattık.Eskişehir’de “Devrim” adı verilen ilk Türk otomobili kuruldu. Ama Atatürk’ün ölümünden sonra ne yapıldı.Bu otomobillere karşı tahammülü olmayan emperyalist kapitalist sermaye ajanlar kullanarak, bu otomobillerin elverişli olmadığının propagandasını yapınca bu proje rafa kaldırıldı. Ulaşım ve tarımda yenilikçi projeler geliştirildi. Türkiye demir ağlarla (Demiryolları) ile örüldü.Milli iktisat kongreleri toplantıları yapıldı,ekonomik hedef ve stratejilerimiz tespit edildi.
TENZİLE RÜSTEMHANLI
Azerbaycan’dan bahsederken Azeri Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı’dan bahsetmemek mümkün değil.Tenzile Yolcu kızı Rüstemhanlı 28.11.1960 tarihinde bugün Ermenistan’da kalan Amasiya kasabasının Azizbeyov köyünde dünyaya gelmiştir.Türk Dünyası Birliği’nin yılmaz savunucularından olan Tenzile Rüstemhanlı, 1995 yılında Azerî-Türk Kadınlar Birliği’ni kurmuştur. ,milli bir davanın takipçisidir.Bizim Halide Edib’imizle benzerlik gösterir. Hâlen bu birliğin genel başkanlığını yürüten Tenzile Hanım, Azerbaycan’ın ünlü şairi, siyaset ve fikir adamı Sabir Rüstemhanlı ile evlidir.
Tenzile Hanım,Azeri Türk Tadınlar Birliği Derneği, Türk hak sesinin tüm dünyaya duyulması ayrıca Türkiye ve Azerbaycan kardeşlik ve birliğinin sağlanması için Tenzile Hanımın öncülüğünde kurulmuş bir milli kuruluştur.Derneğin amacı konusunu anlatan Tenzile Han Türkiye ile olan tarihi bağlar konusunda şunları anlatmaktadır:
“Bizler aynı milletiz. Çünkü bizler önce bir millet sonra yedi devletiz.Fakat Türk birliği için ilk önce buradan yola çıkmak gerekmektedir. Her şeyi ile acımız kederimiz sıkıntılarımız sorunlarımız ve sevinçlerimiz ortak. Buna bağlı olarak ben bir teklifte sunmuştum.Türklerin "AB" Projesi Türk Birliğine İlk Adım adında. Bu proje ile (A)nkara ve (B)akü birliği bu iki kardeş ülkenin birleşmesiydi.”,işte bu Türk dünyasının değerli gönül hanımefendisi Türkiye’nin Batı alemine yönelmesi yerine terk ettiği Doğu alemine yönelmesi gerektiği gerçeğine işaret etmiş oluyor.Tenzile hanım, Türkiye’nin Azerbaycan’a yardımı konusunda şu tarihi bilgileri hatırlatmaktadır:
“1918 Soykırım günümüzde Mart'ın 31 inde Ermeni ve Ruslar katliamlar düzenlerken kendisi zor durumda olduğu halde Osmanlı Devleti Nuri Paşa-Enver Paşa bizim müracaatımızı ve sesimizi duyarak Kafkas Türk İslam Orduları ile bizlere yardım etmişti. Türksüz Kafkasya isteyenler bizim kaderde birliğimizi engelleyememiştir bunun en yakın sebeplerinden birisi Karabağ ve Ermeni Meselesi. Aslına bakarsak gerçek soykırım Bizlere yapıldı. En son Hocalı Katliamı yapıldığı halde dünya kendi uydurduğu bir soykırım ile Türkiye’mizin üzerine gitmekte. Gördüğünüz gibi dertlerimiz aynı Türkiye’deki Ermeniler Türkleri arkasından hançerlerken oralardan buralara göçen Ermenilerde bizleri arkadan vurdular.
Ne olursa olsun bizleri bağlayan kan,tarih ve kader ortaklığımız var.Biz birbirimizden istesek de vazgeçemeyiz. Bu açıdan tekrar Ermeni meselesine dönersek bizler bu konuda da boş durmadık.Dernek olarak Konferanslar toplantılar hatta Fransa Büyükelçiliği önünde dernek olarak eylemler ve basın açıklamaları yaptık. Hocalı Soykırımı hakkında biliyoruz ki bizde de yeterince arşiv var. Bunları duyurmak için organizeler düzenledik.”diyen Tenzile Hanım, günümüzdeki Türk dünyasına yönelik emperyal destekli Ermeni mezalimi konusunda yapmak istediklerini şöyle anlatmaktadır:
Azerbaycan’ı karşılıksız seviyor ve destekliyor Bunu en yakın tarihimizde Soros'un Turuncu devrimine milli kuvvetlerle Türkiye’nin izin vermemesi. Yalnız burada şu noktaya önemle vurgulamak istiyorum Devlet bizim Devletimiz. Gelip geçici olan hükümetlere bakmayarak bu devletler her zaman bizim olarak da kalacak. Fakat Türkiye’deki mevcut hükümet yanlışlıkları yalnızca Türkiye devletini değil Azerbaycan devletini de yanlışlıklara götürmektedir.Bununla beraber öyle güzel bir gençliğimiz yetişmektedir ki bunu gururla söylüyorum gençlerimizdeki Atatürk sevgisi Türkiye’den hiçte geri kalmıyor. Ahmet Şafak konserinde gördüğümüz gibi milli bütünleşme bütün dinleyicileri sarmış ve özellikle milli kesimi mutlu etmiştir.”
Tam bir Türk kadın milliyetçisi olan Tenzile Rüstemhanlı,bu tarihi mücadelesini şöyle anlatıyor:
“Daha küçük bir çocukken, anneannem bana, eşinin Ruslar tarafından niçin ve nasıl öldürüldüğünü anlatır. “Tenzile, dedeni Türk olduğu için güllelediler. Sen onun torunusun, Türk kızısın. Türklük için çalış, uğraş. Milletinin azatlığını iste”. derdi. “Onun yıllar süren bu telkinleri, yıllarca mekteplerde öğretilen aksi ideolojilerin tesirini silip atmış ki, ben bir Türk milliyetçisi olmuşum. Yıllar boyu, dedeme ve milletime yapılanların acısı ve kini ile büyüdüm. Sovyetlerin hiçbir telkini bana tesir edemedi. İçimdeki yangını dışa vuracak fırsat 1988 yılında ortaya çıktı. İlk ortaya çıkanlardan biri benim. Ve o güne kadar sessizce sürdürdüğüm mücadelemi, o günden itibaren yüksek sesle ifade etmeye başladım. Azerbaycan Azatlık Harekâtı’nın üyesi oldum. Bu mücadele hâlen devam ediyor. Ben, milletimin bir askeriyim. Onun emrinde çalışıyorum. Bayan olmamın, mücadele içinde bana ne yararı, ne de zararı dokundu. Fakat bayanlar arasında daha kolay çalışma imkânını bu sayede bulduğumu söyleyebilirim.
Ben, içinde yürüdüğüm yolun çetinliğine, sıkıntılarına kendim talip oldum. Milletimin durumu, sıkıntıları, onların dinmez acıları, beni bu yola götüren en önemli sebeptir. Ama anneannemin telkinlerini asla unutamam.”
Kendisiyle yapılan bir röportajda Azerbaycan ve Türkiye ilişkilerini yanıtlayan Tenzile Rüstemhanlı, Türk dünyasında batı dünyası etkisinde olan Türkiye’nin bugünkü içler acısı durumuna üzülerek şöyle değinmiştir:
“Eskiden buralarda şey Türkiye Cumhuriyetinden sorulurdu. Fakat Türkiye bu gücünü kaybetti. Yarın bir gün maalesef İran'da Güney Azerbaycanlılar üzerinde de söz sahibi olması şüpheli .Türkiye hükümetinin eksikliği var. Türkiye’nin Kafkasya da güçlü olma yolu Azerbaycan’dan geçmektedir Fakat malesef bu gün dış politikada milli duruş yok bunu sadece Türkiye’nin Kafkasya politikası için söylemiyorum.Irak'ta ve Avrupa’da da aynı.”diyen bu sözler, Türkiye’nin Kafkaslar’da Ortadoğu’da hakim güç olmasından yana arzu duymakta olduğunu belirtmektedir. Kerkük hakkında ne düşünüyorsunuz? sorusuna verdiği yanıtta Türkiye’nin teslimiyetçi politikasına şöyle değinmektedir:
“Az evvel söylediğim gibi Türkiye dış politikadaki milli duruşta hassasiyet göremiyoruz. Maalesef açıkça söylemek gerekirse Kerkük'ü kaybettik.Türkiye, Amerika'ya dış politikasında dik durmuş olsaydı bölgede bu derecede gücünü kaybetmezdi. Maalesef Kıbrıs'ta adım-adım bu noktaya gidiyor. Yıllarca Kıbrıs Türkiye ne derse bunu yaptı gözünü Türkiye’den ayırmadı.Geçen gün sayın Denktaş'ı dinliyorum. Yaşlı bir adam yanıma yaklaştı ona neden böyle olduğunu sordum verdiği cevap çok ilginçti diyor. Yaşlı adam bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Sayın Denktaş bizlere 30 sene Türkiye ne söylerse onu söylediniz” Türkiye ne derse biz onu yaptık. Şimdi de aynen sizin bıraktığınız gibi Türkiye derse onu yapıyoruz’. Buradaki ince noktaya dikkat çekmek istiyorum. AB daha kendi sözlerini tutmadan taviz üstüne taviz istedi. Bunun neticeleri de hepimizi rahatsız ediyor. Türkiye bir şeyi çok iyi anlamalı "Siz sadece sınırlarınızın içerisinde kalan Türklerden değil bütün Türklerden sorumludur. Ama maalesef sayın başbakanın Milli Lider Canlı Tarih Sayın Denktaş'a gitsin kendi memleketinde siyaset yapsın demesi durumu açıkça ortaya koymaktadır.Aynı şekilde Askerlik yan gelip yatma yeri değildir sözü Karabağ’da evladını şehit veren anaları da üzmüştür.” sözleri, Türkiye’ye duyulan yakın ilginin tezahürüdür. "Siz sadece sınırlarınızın içerisinde kalan Türklerden değil bütün Türklerden sorumludur.”,demesi Anadolu Türklüğü’nün dün olduğu gibi bu gün de Türk dünyasında lider ülke olarak bir takım görevleri olduğunun bilincine varması konusunda kendisinden beklentilerin olduğunu hatırlatması bir beklentinin samimi bir ifadesidir.
Tenzile Rüstemhanlı bu konuda büyük görevin Türk gençliğine ve yine Türkiye ye düştüğü konusunda şu emperyal gerçeğe değinmektedir:
“Soros gördüğünüz gibi gençler ve kadın teşkilatları kurdular. Neden bunu Türkiye yapmıyor ? Soros gelebiliyorsa, Türkiye neden gelemiyor? Nahçıvan da ve Rusya'da tehlike olduğu belirlendiği için bu vakıflar kapatıldılar. Türk gençliği de teşkilatlanmalı Aksi takdirde Soros vakıflarında beyni yıkanan para ile kandırılan gençleri kendi denetimine sokuyor onları hatta devlet düşmanı haline getiriyor.Bunun yerine milli ve kültürel alanda Türk birliğine hizmet edecek gençler birbirlerini tanımalı ve daha çok çalışmalıdırlar.”(23)diyerek O da emperyalist dünya karşısında ki gerçeği hatırlatıyor.
devam edecek…