|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen geçen sayının devamı…
Bu bakış açısı tipik birer sermaye ve Tanzimat aydını düşüncesini yansıtmaktadır. Oysa Atatürk emperyalizme karşıydı, Kurtuluş Mücadelesini de bunun için yürütmüştü.
Bazı İslamcı aydınlar ise Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşı sürecini ve Mustafa Kemal yanını ele alarak Atatürk’ün yönettiği savaşların tümünün batıya karşı verilen doğu halklarının kutsal bir kurtuluş mücadelesi olduğuna değinerek aslında bir Şarkçı olduğunu öne çıkaranlar da vardır.“Bu düşünce, genellikle Türkiye dışında Atatürk’ün yaşamını yakından incelemiş anti emperyalist İslamcı aydınların ortaya koydukları görüşlerdir.
Atatürk’ün doğu alemiyle işbirliği yapılacak ülkelerin iç siyasal düzenlerinde laiklik koşulu aranmamıştır.Aradığı tek şey,anti emperyalist işbirliği ve bölgesel dayanışma iç siyasal düzenlere saygıya dayalı ilişkiler korunduğu sürece sürdürülebileceğidir. Yaşamında öncülük ettiği Sadabat Paktı ve anlaşmalar bunu göstermektedir.
Atatürk Doğu alemine yakın durmayı benimserken ,batıdan da uzak durmayarak oradan çağdaşlaşma, aydınlanma ve sanayileşme alanlarında örnek alınmasını ilke edinmiştir.Böylece doğu ile temasta Türkiye’yi çağdaşlaşma, aydınlanma ve sanayileşme ile gelişmiş bir Türkiye’yi Doğu aleminde mazlum milletlerin örnek alacağı bir ülke yapmak istemiştir.
Atatürk’e göre çağdaş uygarlık kimsenin tekelinde değil; insanlığın ortak ürünüdür. Batıdan veya doğudan esinlenmek kimseyi ne batıcı ne de doğucu yapmaz. Daha ileri uygarlık yolunda üretkenlik sağlar.Atatürk’ün doğuya Bu nedenle ulusuna verdiği hedef çağdaş uygarlığı yakalamak için de siyasi alanda mutlaka batının peşinden koşmayı değil, her alanda ilerleyerek çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmaktır.Türkiye, batılılaşırken sırtını tamamen doğuyu dönmeseydi, Atatürk’ün Doğu ile yakınlık ve ilişki felsefesini sürdürülerek Doğu alemi ile her alanda ilişki ve dayanışma sağlansaydı bugün,emperyalizmin bölgeyi kasıp kavurmasının önüne geçilebilecek, Afganistan,Irak’ta ABD,Filistin’de Lübnan’daki İsrail katliam ve vahşetleri yaşanmayacaktı.
Doğu alemi ile batı dünyası arasında insani hasletler bakımından derin ayrılıklar vardır.Doğu insanı merhametlidir,müşfiktir,duygusaldır.Zalim değil merttir.Sözüne güvenilir.dosttur.Aç gözlü değil, kanaatkârdır.Batı’nın fıtratında mevcut olmayan adalet, hakkaniyet ve merhamet duygularıyla mücehhezdir.Ahlâkı,âdabı mazbuttur.Batılı ise bunun tersidir, yıkıcıdır, istilacıdır, sömürücüdür,sömürü onun kalkınma potansiyelidir.Batı insanı aç gözlü,katı yürekli, sinsi, korkak,cesareti silaha,tuzağa ve entrikaya dayanarak sonuç alır.Namerttir,kendi soydaşları dışındakilere insan gözüyle bakmaz. Bunun için sömürgelerinde milyonlarca insanı katlettiler.Yahudileri Kızılderilileri soykırıma tabi tuttular.Yakın zamanda Saraybosna’da Müslüman Boşnakları soykırıma tabi tuttular. Irak’ta,Filistin’de, Afganistan’da bu emperyal mezalim halen devam etmekte.Üstün ırk olduklarını savunurlar. ABD, politikalarında olduğu gibi kendi refahı için gelişmemiş ülkeleri ve Müslümanlara insan gözüyle bakmaz. Almanya’da Naziler Darwinizm’in Filistinlilere karşı şimdi de Yahudiler kendi teolojik üstün ırklarını dünyaya hakim kılma gayreti içindedirler. Irak Körfez harekâtında binlerce Müslüman Iraklının öldürülmesi karşısında o sıra ABD Dışişleri Bakanı Malvin Obright’a bir gazeteci Körfez harekâtınız Irak’ta bu kadar Müslüman insanın öldürülmesine değdi mi?” sorusunu “Evet doğrusu değdi” yanıtını almıştı.
Bu cevap onların nasıl merhametsiz asıl soykırımcılar olduğunu göstermiştir.Kendi gibi asalak saya imhaya gayretlidir. Refah ve mutluluğu onlara layık görmez. Çünkü diğerleri kalkınır ve refaha ererlerse değirmenin suyunu kesileceği kanaatini taşır. Pragmatist (faydacı) değil, tokgözlüdür.Uygarlığı sahtedir, öğrendiklerini temelinde doğu dünyasının icat ve eserleri yatmaktadır. Gelişmişlikleri,uygarlık ve servetleri mazlum milletlerin, sömürgelerinin kan ve gözyaşları üzerine kurulmuştur.Kalkınmaları mazlum sömürge ülkelerinin hammadde ve esir köle Ucuz emeği ile gerçekleşmiştir.Bizim Batı sevdalılarının örnek almaya can attığı Batının fikir adamlarının bir çoğunun Türk-Müslüman dünyasına bakışları, nefret duyulacak sözlerinde görülmüştür.Bilimin tarafsızlığından hümanizminden nasibini almamış batı düşünürlerinden Erasme:
“Hıristiyanlar’ın varolması, Türklerin ezilmesiyle mümkündür.”, derken Leibnitz de XIV.Louis’e Mısır ve Osmanlı topraklarının fethini öneriyordu.Volney, ise :Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesinin kaçınılmaz olduğu’nu belirterek ,Anadolu ve Ortadoğu’nun fethini kastederek: “Maddî ve manevî düzeni tam olan bir ordu harekete geçtiği zaman durdurmak mümkündür.Sıcak ülkelerin çekici ikliminin yanında rahat ve bolluk sağlayan bir millet üzerinde iştah uyandıracağı açıktır.” derken aynı zamanda hem Avrupa’nın sömürgeci ,emperyalizmin fikir babalığını yapıyor hem de Avrupalıya “Hasta Adam” dedikleri Osmanlı’nın bir an ortadan kaldırılması projesini sunuyordu.İşte Batı alemi buydu!Bizimkiler bu menfur fikirlerle dolu aleme bil bağlamak istemişlerdi.(2)
İngiliz tarihçisi Toynbee de , “Bu zaferi kazanmasaydı, -belki- Orta Asya`da varlıklarını devam ettirirler fakat Anadalomu ve Balkanlar’dan