AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > MİLLİ MÜCADELEMİZDE DOST MİLLETLER
MİLLİ MÜCADELEMİZDE DOST MİLLETLER

Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen               geçen sayıdan devam…


İslâm dünyasının bu vefakâr  destekleri insanlık tarihinin unutulmaz bir hamiyet örneğidir.            Atatürk, o sıra Hint Müslümanları ile mektuplaşıyor; Muhammed Ali Cevher’e ve Dr.Muhammed Ali Cihnnah’a yazdığı bir mektupta: İngiltere’nin Türk Kurtuluş mücadelesini  ana karnında boğmak amacıyla  muhtemelen Hindistan’dan Çanakkale  Savaşında olduğu gibi askeri birlikler gönderebileceğini hatırlatarak bu girişimin engellenmesini istiyordu. Muhammed Ali  Cinnah cevabında : “Gerekirse  Hint ordusundaki Müslümanlar toplu halde isyan edecektir. Bir defa her hangi bir Hintli,Müslüman  bir Türk’e silah çekme gafletinde bulunmayacaktır”,diyordu.

        Batılıların yurdumuza saldırması, bu Müslüman kardeşlerimizi derin bir üzüntüye boğmuş; onların tepkisine yol açmıştı.Hint Müslümanları, âdeta Hint Yarımadası’nı  yerinden oynatırcasına  Sevr Antlaşması’nın iptal edilmesini, Yunanlıların İzmir ve Anadolu’dan atılmasını istiyorlardı.Hintli Müslümanların, ülke çapında  aktif ayaklanmasından rahatsız olan  sömürgeci İngiliz Hükümeti  21.Mart.1921 de  Müslümanların bir heyetini  Londra’ya dâvet etti.Londra’ya giden Ağa Han başkanlığındaki heyet,Lloyd George (Loyd Corc)  ve kabine üyeleri ile  yaptığı toplantıda isteklerini bildirdiler.Bu heyet üyeleri 24.Mar.1921 de Ankara Hükümeti’nin  Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey ile de bir toplantı yaptı.Bu toplantıda Bekir Sami Bey,Hintli Müslümanların kendilerine sağladıkları  destekten dolayı  minnet ve şükranlarını belirtmek için kelime bulamadığını ifade ediyordu.13.Haziran .1921 de  Muhammed Ali Cinnah,Londra’da Yunanlıların Anadolu’daki baskı  ve katliamını protesto  etmek için yaptığı konuşmada,İngilizlerin Türkiye hakkında Hintli Müslümanlara verdiği sözleri hatırlatarak  kendilerini kınadı.Bunun için kendilerini kınadıkları İngilizlerin politikalarının iflâs ettiğini söyleyerek; şunları ilave ediyordu:

            Bir Müslüman’ın canından çok sevdiği o Türk topraklarının  Yunanistan’a peşkeş çekilmesine tepkisi ne olur sanıyorsunuz ?Hele İstanbul’un İngiltere ve yandaşlarının gölgesinde , müttefiklerinin bir çıkar ve güvence  aracı haline gelmesine ne demeli? Şunu iyi biliniz ki,hiçbir zaman siz Hindistan halkı veya Müslümanların iyi  niyetine nail olamazsınız.Ve hiçbir zaman rahat ve huzur bulamayacaksınız.”,diye korkusuzca aslanca kükreyişi ile  İngilizleri uyarıyordu.

             Mağrur İngilizler,bu sözlere her ne kadar  rağbet etmediyse de Mustafa Kemal liderliğinde ki kahraman Türk halkı kurtuluşumuzu gerçekleştirdiğinde Lozan Antlaşması ile  onlara Türkün şaşmaz azim ve kudretini bir kere daha  dünyaya  ispatlıyordu. Kurtuluş zaferimizin

gerçekleşmesi ile Churchill’in İngiliz Başbakanı Lloyd George’a söylediği, “Bir Makedonyalı Türk, bir Kelt’in sırtını yere getirdi” gerçeğinde olduğu gibi, hem bizlerin hem de bu dost Hint Müslüman halkının istiklalleri yolunda onlara karşı nasıl muzaffer olabileceklerini bir güzel öğretiyordu.1921de Karaçi’de toplanan Hindistan Hilafet  Konferansı’nda kabul edilen kararla,Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti’nin düşmana karşı kazandığı  zaferler için bu dost Müslüman alemi, övgüler yağdırarak  sevinçlerini cihana duyuruyorlardı. Bazı Hint Müslüman Liderleri,Atatürk’e İslâm’ın Kılıcı anlamına gelen  “Seyf ül  İslâm” unvanı verilmesini kararlaştırdılar. Birçok Pakistanlı ve Hintli siyasetçi ve yazarları ateşli yazılar yazıp konuşmalar yapıyorlardı. Bu liderler arasında özellikle   Pakistan’ın kurucusu ve ilk Devlet Başkanı Muhammed Ali Cinnah, çok önemli bir şahsiyetti.

         Muhammed Ali Cinnah, Türkiye işgal edildiğinde belde belde dolaşıp Türkiye’nin önemini anlatan İkbal, ekonomik yardım toplanmasına da öncülük etti. Toplanan paralar Türkiye`ye geldi. 

          Atatürk’ün ölümü, bir karabulut gibi İslâm dünyasına çökmüş, onları derin bir hüzne boğmuştu.Hint Yarımadası’nın her köşesinde gıyabi cenaze namazı kılınıyor,Muhammed Ali Cinnah’ın talimatıyla toplantılar yapılıyor,Atatürk’ü büyük bir vefa ile anıyorlardı.O yıl büyük Türk-İslâm şairi  Muhammed İkbal,hilafet hareketinin  ikinci lideri Mevlâna  Şevket Ali’nin de ebediyete intikal etmesiyle bu İslâm âlemi  kaybettiği bu büyük ve eşsiz  lider için  bir mateme daha bürünüyordu.   

          1938de Müslüman Birliği’nin 26. kurultayı,Bihar’ın Patna Kentinde toplandı. Kürsüye gelen  Dr. Muhammed Ali Cinnah, elemle şunları söylüyordu:

          Aramızdan ayrılan bir başka şahsiyet,Mustafa Kemal Atatürk’tür.O’nun ölümü, İslâm Dünyası için büyük bir kayıptır.O,Müslüman Doğu’nun ileri gelen bir şahsiyetiydi.İran’da,Afganistan’da ,Mısır ve tabii Türkiye’deki nüfuzu ile Müslümanların nerelere kadir olduğunu göstermiştir.Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsında İslâm Dünyası, büyük bir kahraman kaybetmiştir.Önlerinde böylesine ilham veren bir örnek dururken Hint Müslümanları, bataklıkta kalmaya devam mı edecekti?”,diyordu.           

           Yunanlıların Anadolu’ya yürümesi Hindistan’da karışıklık ve tepkiler yaratmaya başlaması üzerine İngiltere’nin  o sıra Hindistan  İşleri Bakanı Mr.Montagu’ya Anadolu’daki durumu özetlemeye çalışan Müsteşarı  O’na şunları haber veriyordu: “Korktuğumuz oluyor efendim. Yunanlıların yürüyüşe geçmesi Hindistan’da karışıklıklara yol açmış,Genel vali bazı yerel liderleri

tutuklamaya karar verdiğini yazıyor. Liderler bağımsızlıktan  söz etmeye başlamışlar.Gandhi,Muhammed Ali Cinnah da Anadolu’ya yardım kampanyası açmışlar.” (4) deyince Mr.Montagu :          

             Ama bu sert tavır işleri daha da güçleştirecek.”diyerek endişesini dil getiriyordu. Mr.Montagu, Anadolu’nun amansın kurtuluş direncini sağ duyu ile kavramıştı.Bunu için hükümetini ,Başbakanı Türk düşmanı Lloyd George (Loyt Corç)’un hoşuna gitmeyecek şu itirafta bulunuyordu: “İtiraf edelim ki  çok bencilce ve saldırgan siyasetimiz var.Bu siyasette ısrar edersek,Türklerin Asya’ya dönmesi yerine galiba biz adamıza çekilmek zorunda kalacağız.” deyince müsteşarı:“Hükümeti bir daha  uyaramaz mıyız? ,sözüne Mr.Montagu yine şu gerçeği itiraf ediyordu: “Bir yararı yok.Başbakan (Lloyd George) Türklerin ezilmesini hayati bir zorunluluk sayıyor.Bu siyasetin bizlere neler kaybettirdiğini görmüyor.Aşkın gözü kördür derler .Çok doğruymuş.Yunan aşkı Mr.Lloyd George’u kör etti.”             

          Lloyd George, hatıratında da anlattığı gibi Yunanlıları Yakındoğu emelleri ve Orta Doğu petrolleri ve pazarları amacında kullanmak istediği için:“Osmanlı  İmparatorluğu’nun mirasçısı Yunanistan’dır”, diyerek Anadolu’yu peşkeş çeker,Anadolu’ya saldırtır.Sevgilisi Miss Stevenson  bu konuda hatıralarında şunları anlatmaktadır:            

           Lloyd George,Yunanlıların Tükler karşısında ilerlemeleri ile çok ilgileniyor.Siyasal ününün  Anadolu’daki olaylara çok bağlı bulunduğunu söylüyor…’Yunanlılar,Sevr Antlaşması’nı koruyabilirlerse,Türk egemenliği sona erecek,İngiltere ile dost bir Yunan İmparatorluğu kurulacak ve Doğudaki bütün çıkarlarımıza yardım edecektir.’diyor.Bu konuda çok haklı olduğuna inanıyor,bunun için her çeşit  kumarı oynamaya hazır..”diye yazmıştır.

            Gerçekten de  Lloyd George’un ,bu teklifi ve ABD Devlet Başkanı Wilson ‘un onayını alan “Megalia idea”(Büyük ideal-Doğu Roma Bizans hayalleri peşinde gözleri dönmüş azgın Yunanlılar,Başbakan Venizelos için artık gün doğmuştu.Kurtuluş Savaşı ile Türk’ün tokadını yiyeceklerini 9 Eylül de İzmir’e giren kahraman Türk Ordusu ve O’nun muzaffer Komutanı Gazi M.Kemal’in İngiliz Lloyd Corc’un uşağı Yunan palikaryasını denize döktüğü sırada gök kubbede ebedi kalacak Yunan Ordusu Başkomutanına da seslenerek: “Hacı Anestiii neredesin? Gel de ordularını kurtar!”diyeceğini akıllarından hiç  geçirmemişlerdi.Şimdiki Batı dünyasından medet uman bu batı  sevdalıları, İngiliz emperyalizminin günümüzde de  aynısını yaptıklarını bilmelidirler. Türkiye’den AB üyeliğinde istenen her tavizi elde edeceklerini, bilen AB patronları, Yunanistan’ın “megalia idea” kapsamındaki emellerinin ve isteklerinin elde edilmesi için Kıbrıs’ın bir Yunan Adası haline getirilmesi, Ege Kıta sahanlığı,Ege Hava koridoru sorunu yaratarak Türkiye’yi Ege Denizi’nde bloke  etmek isteyenler,Bizans’ın gerçekleşmesi için Fener Rum Patrikhanesini ekümeniklik elde etmesi,Heybeli Ruhban okulunun açılması için  müzakere sürecinde bekletme odasında bağlı tutarak isteklerini  elde etme fırsatını yakalamak istediler.             

            Türk’ün kazandığı Kurtuluş Savaşı gerçekten muazzam her türlü övgünün üzerinde milli bir başarıydı.. Çarıkla ,yalınayak savaşan Kahraman Türk askerleri, zaferin verdiği heyecanla zafer çığlıklarının  atıldığı mağrur Yunan generali Trikopis’in esir alındığı 6.Eylül 1922 günü Başkomutan Mustafa Kemal,Ordusunun başında Yunanlıları İzmir’e kovalamak üzere 2.Ordumuzun karargâhı Adala’ya geldiğinde büyük bir törenle karşılanmıştı.Aka Gündüz’ün de anılarında anlattığı gibi, Atatürk,komutanları ile bir araya geldiğinde daha önce kendisine savunma ve taarruz stratejilerinde muhalefet ederek sıkıntılar yaran 2. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa,Mustafa Kemal’e elini uzatarak:        

            Paşam!Sen  haklı çıktın, ver elini öpeyim.” Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa ile birbirlerine sarıldılar. Mustafa Kemal: “Estağfirullah. Ben sizin ellerinizden öperim”.diyerek asil, içten bir mukabelede bulundu: Yakup Şevki Paşa: “Bu zafer senin sayende kazanıldı.”deyince  Mustafa Kemal:         

            “Hayır Paşam,milletin gayreti,sizin

emeklerinizle kazanıldı .Bu zafer hepimizin.”Yakup Şevki Paşa:”Sana son bir kez daha itiraz edeceğim.Hayır daha benim gibilere kalsa yerimizde sayacaktık.Sen bu millete Allah’ın bir lutfusun.” diyerek M. Kemal’i takdir ettiğini söylediği sırada zaferin yurdun her yerinde  bir bayram sevinci yaşanıyor,bu zafer aynı zamanda İslâm ülkeleri ve bağımsızlığa susamış sömürgelerde de sevinç içinde kutlanıyordu.Tam bu sırada Hindistan’ın İngiliz  emperyalizmine direnen efsanevi lideri Gandhi şu çarpıcı açıklamada bulunuyordu:                  

                 Haydi beni bir kere daha tutuklayın İngilizler!Ama tutuklamak ve öldürmekle iş bitmiyor.İşte,öldü sanılan Türkler,cenaze töreni için hazırlanan tabutlarını  katillerini başlarına geçirdiler.” diyerek  Türk Kurtuluş  zaferinin  emperyalizme nasıl meydan okuduğunu ve  onu hezimete uğrattığını anlatmak istiyordu. Bu sırada Türk dostu Muhammed Ali Cinnah da Londra’da Türk zaferini kendisine getirdiği coşku ile yaptığı bir bası toplantısında  şunları haykırıyordu:            

          İngiliz Hükümeti barış için M.Kemal Paşa’ya yardımcı olabilirdi.Ama olmadı.Tersine savaşı körükledi.Biz Hint Müslümanları,O  kazansın diye dua ettik Şimdi de kazandığı için Allah’a hamdediyoruz.                              devam edecek…

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Denizin rengi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com