|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen geçen sayıdan devam…
Kazanan yalnız Mustafa Kemal Paşa değildir, bütün esirler dünyasının zaferidir bu. Zindabat Mustafa Kemal!”diyordu.(5)
Türk Kurtuluş Zaferi kısa zaman içinde Asya ve Afrika’daki mazlum ülkelerde dalga dalga yayılıyordu.O günlerde Pakistan’ın Lahor şehrinde Taşbaskısı Lahor gazetesinde Genç bir kahraman,yere devirerek bir kalkanlı ve zırhlı bir pehlivanın göğsüne basıyor;Herkül’ün aslan postu giyen bu kahramanın başı üstünde bir miğfer gibi, aslan kafası vardı.Kahramanın dört kolundan biri kılıç,biri hançer,biri gürz, biri kement tutuyordu.Resmin altında yer alan bir dörtlük Türkçe anlamıyla:
Savaş günüde büyük serdar
Kılıçla pehlivanını başını kesti
Hançerle göğsünü yırttı.
Gürz ile ayağını kırdı ve kementle beline bağladı.
“Büyük Serdar”sözüyle Mustafa Kemal kastediliyordu. Bu muzaffer kahraman köle, mihnetkeş, sefil ya da aç bütün Doğulular için bir kurtuluş ümidi ve teselli kaynağıydı.Özledikleri kahramanı O’nda görüyorlardı.(6)
Pakistan’ın bütün İslam aleminin gurur duyduğu önemli bir şahsiyeti de Muhammed İkbal’di.Pakistan’ın Siyakut şehrinde Keşmir`li Brahman bir aileye mensup olarak dünyaya gelen Muhammed İkbal, Londra"da hukuk tahsili görmüş,üzerine okuyan İkbal savcılık diplomasını alarak Almanya"ya gitmiş,Münih Üniversitesinde felsefe dalında doktora yapmıştı. 1908 de Hindistan"a döndüğünde, onun yazı ve şiirlerine hayranlık duyanlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.İkbal Hindistan"daki çalışma hayatına avukat olarak baslarken onun bu görevdeki çalışması doğruluk ve emanete örnek insan olarak gösteriliyordu.
Daha sonra Lahor"da hükümete ait bir okulda Arap dili ve edebiyatı bölümünde hocalığa devam eden İkbal, "İngilizlere hizmet etmek zordur.”diyerek onurundan kaybetmek istemediği için bu görevinden de ayrılmış; “Ben istediğimi insanlara anlatamıyordum. Şimdi ise hürüm, dilediğimi söyler ve dilediğimi yaparım" diyordu.
Hükümetteki bu resmi görevinden istifa etmesine rağmen hiç bir zaman eğitim ve öğretim işlerinden geri kalmamıştı.Lahor"daki İslâm akademisiyle irtibat halinde olan İkbal, orada dersler verirken, çeşitli üniversitelerde de ilmi konferanslar veriyordu. Bu arada Afgan hükümetinin daveti üzerine Afgan eğitim komisyonuna da katılmıştı.
Muhammed İkbal, "Siyaset; çalışmak, izzet ve şerefe davet etmektir." şeklindeki ilkesi, O’nu siyasi etiği yüksek onurlu ,çok değerli bir şahsiyat olduğunu gösterir. Ülkesinin siyasetine de katılmış, halkını bu konularda ders ,konferans ,şiirleri ile halkını yönlendirmiş,bilinçlendirmişti.“Müslüman Hintli Mücahitler” adı altında topladığı şiirleri Hindistan"daki Müslümanların hareketlenerek İngiliz sömürüsüne başkaldırmalarında büyük tesiri olmuş bizdeki Namık Kemal,Mehmet Akif gibi bir hürriyet ve vatan şairi olarak hizmet görmüştür.1926 da Pencap eyaletinden Hukuk Komisyonuna seçilen İkbal, ayni zamanda "Rabitatül Islâmiye" adli merkezi Suudi Arabistan"da bulunan bir cemiyette yaptığı çalışmalarla İslâm ülkeleri arasında dayanışma yaratılması için siyasi yüksek gayret sarfetmiştir.
Şair Muhammed,Mustafa Kemal’e büyük hayranlık duyuyordu. İkbal,Atatürk’e : “Goft İkbal,İsm-i Azam Mustafa” yani İkbal,büyük isim Mustafa demekti. Yine İkbal, Farsça eseri olan “ Doğu’dan Mesaj” da yer alan “Mustafa Kemal Paşa’ya Sesleniş”, şiirinde Atatürk’e şu mısralarla övgüde bulunuyordu :
Bir millet var,biz onun varlığı ile ulaştık
İlâhî kanunların gizli gerçeklerine
Bir bakışta yön verdi bizlere,dağları aştık
Dünya güneşi olduk bir kıvılcım yerine
Koş Mustafa Kemal koş,atın çatlayana dek!
Bize tedbir mal etti,sana tedbir ne gerek?
dizeleriyle,millî önderimize hayranlıklarını mükemmel bir şekilde açıklıyorlardı.
Afrika,Ortadoğu,Asya’da emperyalizmin ucuz işçi ve pazarı yer altı zenginlikleri uğrun köle yapılmış sömürge halkları, Türklerin kurtuluş mücadelesini ve zaferini yakından heyecanla izliyor,Mustafa Kemal Paşa’ya büyük hayranlık,saygı ve sevgi duyuyorlardı. Mustafa Kemal,onlar için de sömürge esaretinden kurtuluşları yolunda ufukta belirmiş bir umut güneşi olmuştu.
Bu sevgi ve heyecan selinin aktığı dost ülkelerden biri de Tunus’tu.Her türlü yayınlarını büyük ilgi ile takip ediyorlardı. Kahire’nin Büyük Cami İmamı İllustration elde ettiği derginden Atatürk resmini kopararak odasındaki halıya asmış, heyecanıyla çıktığı Cuma hutbesinde Mustafa Kemal ve Türk Milleti için dua ediyordu.Bizde de İstiklal savaşımızı destekleyen Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi, Balıkesirli Gafur Hoca, Amasyalı Müftüsü, Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi gibi rahmet ve şükranla yad edeceğimiz değerli vatansever din adamlarımız Kurtuluş Savaşında asil çaba sarf ederlerken, ne yazık ki,içimizdeki bir kısım din adamı ve imamlar ise Atatürk’ü ve Kuvayı milliyecileri engellemek öldürülmesi için tavır alıyor, hazırladıkları fetvaları Yunan uçakları ile dağıtarak fesat tohumlarını ekiyor, Yunan ve işgal kuvvetlerine destek veriyorlardı.
devam edecek…