|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen geçen sayıdan devam…
ve yücelmesi yolundaki girişimlerinizin, az zamanda doğmuş olduğunu görmek, bizim özel ümitlerimizdir. Başarınızın doğru olduğuna güvenimiz tamdır. Bu konuda, bir kardeş millete, tabiî olarak yönelen görev ve sorumlulukları, Türk devleti, gücünün yettiği derecede yerine getirmeye koşmaktadır.
Afganistan’ın kıymetli hükümdarı Sayın Emanullah Bey:Geleceğin yüksek ufuklarından doğmaya başlayan güneş, asırlardan beri acı çeken milletlerin kısmetidir. Bu kısmetin artık bir daha siyah bulutlara bürünmemesi, milletlerin ve onların başkanlarının gayretli çalışma ve özverililiğine bağlıdır. Afgan devletinin ve kudretli hükümdarının ve çok saygıdeğer Kraliçe’nin yüce kısmeti parlak olsun!...”demişti.(24)
Türkiye Cumhuriyetini model alarak kalkınma hamleleri yapmak isteyen Afganistan ne yazık ki, Afgan kralı Emanullah’ın ölümü ile bu devrimler gerçekleşmemiş,durumu daha da ağırlaşmıştır. Yer aldığı coğrafyanın önemli jeopolitiği ve zengin yer altı servetleri Sovyetlerin iştahını kabartmış, Afgan halkı feodal karışıklıklarla bir türlü istikrarı sağlanamaması, uzun yıllar Sovyet Rusya’nın istilası ile karşılaşmıştı. Yıllarca Sovyet mezalimi yaşamış,Sovyetler Birliğinin dağılması ile Rus orduları Afganistan’dan çekilmiş, ancak bu ülke üzerinde bu defa ABD emperyalizmi harekete geçmişti. Bush döneminin Avrasya küresel emperyal stratejisinde 11 Eylül İkiz Kuleler olayını bahane eden emperyalist ABD,olayın müsebbibi saydığı kendi elleriyle Taliban tezgâhında Sovyetlere karşı yetiştirip silahlandırdığı El Kaide’yi ve lideri Usame Bin Ladin’i Afganistan’da yakalamak için ülkeye saldırmıştır.Ne hikmetse dünyanın bu sahte süper gücü aradan uzun yıllar geçmesine rağmen Afganistan’da hâla Usame”yi bulamadı!Dünya ile dalga geçti. ABD’nin amacı Afganistan’ın belirttiğim önemli jeopolitiği,yer altı servetleridir.ABD Çine gidecek enerji hatlarını burayı elde ederek kontrolü altına almak istemektedir. Bu projeye Obama daha da örnek vererek ,emperyal politikalarında Afganistan’ın öncelikleri olduğu’nu ifade etmiştir.
Emanullah Han’ın kalkındırmak istediği talihsiz mazlum Afgan halkı,bu gün ülkelerinin istilası ile karşı karşıyadır. Yıllardır ülke emperyalistlerin döktüğü kan ve gözyaşı seli içinde kötü günler yaşamaktadır.
MİLLİ MÜCADELEMİZDE DOST VE KARDEŞ AZERBAYCAN
Azerbaycan Türkleri ile Türkiye Türkleri aralarında kanbağı ve milli dostluk olan
aynı ırkın evlatlarıdır.Ayrı coğrafyalarda ,ayrı yönetimler altında yaşasalar bile tek bir millet görünümü arzederler.Tarihte milli idealler ve ortak mefkûrede birleşen,aynı ülküler etrafında kalpleri birlikte çarpan,aynı ortak kültür ve hasletlerde buluşan biribirine bu kadar yakın iki halka dünyada ender rastlanır. Bunun içindir ki günümüzde bu yakınlık “İki devlet-Tek millet” sloganıyla arasında bulunan kalpleri tarihi dayanışma ve yardımlaşma olmuştur.Bizleri “öz kardeş” olarak benimsemişlerdi.
Geçmiş tarihin tatlı ve acı hatıralarında birbirleriyle devamlı ilişkiler kurmuş, kaderde ,tasada, kıvançta ayanı milli değerleri paylaşmışlardır. Birbirlerinin kara günlerinde yardımlarına koşmuşlar,ortak düşmana karşı omuz omuza çarpışmışlardır.
Dost ve kardeş Azerbaycan halkı, Çanakkale Savaşımızda Osmanlı’nın yanın da savaşmış, işgal günlerinde Anadolu Türklüğünün yanında olmuş, her türlü maddi ve manevi yardımı esirgememişlerdir. 3 Mayıs 1920 de (bir hafta sonra), TBMM'si başkanı Gazi Mustafa Kemal; Doğu Cephesi Komutanı, Kazım Karabekir Paşa’ya ’’devlette hiç para kalmadı, şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak’ta yok, Azarbeycan'dan, biraz para tedarik etmenizi, temenni ediyorum’’ diyerek mektup göndermişti. Muhammed Resulzade yıkıldıktan sonra başa getirtilen, Sovyet kuklası, Neriman Nerimanov’un milli mücadele günümüzde Türkiye’ye yarım ton altın hediye ettiği ileri sürülmüştür.
Neriman Nerimanov, 1925 yılında, Azarbeycan halkına yaptığı ihaneti ne yazık ki,sonradan fark etmiş; ancak iş işten geçmişti. O günlerin zor ekonomik sıkıntısında bizlere “kardeş” diyen bu asil vefalı dostlar,kendilerinin de ifade ettikleri gibi gençlerin parmaklarındaki yüzükleri bile hediye ederek Türkiye’ye 50 bin Rus Rublesi(2 milyon ton altın) gönderdiler.Ayrıca Atatürk Kurtuluş mücadelesinde ekonomik bakımdan çok sıkıntıda olduğumuz için Azerbaycan’dan borç para talep eder. Azeriler derhal gönderirler.Daha sonra Atatürk bu borcu ödemek istediğini ancak ödemede zorluk içinde olduklarını Nerimanov’a söylediğinde Nerimanov; “Öz kardeşin kardeşe borcu olur mu!” deme nezaketini sergilemiş, Türkiye’den bu borcu geri almamışlardı.
Türkler en dar günde olmalarına rağmen askeri güçle Azerbaycanlıların yardımlarına koştular.Birinci dünya savaşında yenik düşen Osmanlı Devleti; Dost ve kardeş Azerilerle de ilişkileri sürdürmüştü.1920’li yıllara gelindiğinde, Türkiye’de birisi Ankara’da, diğeri de, İstanbul’da olmak üzere, birbirleriyle danışıklı olan, iki meclis oluşmuştu. Ankara Hükümetinin,iktidarı alacağını siyasi gelişmeleri kendini iyice göstermişti.
Mustafa Kemal başkanlığındaki Ankara yönetimi, Rusya’daki gelişmeleri yakından izleyerek , Bolşevikler’le yakın temasa geçmişlerdi.
Bu yakınlaşmayı yanlış değerlendiren Bolşevikler, bunu fırsat bilen Rusya’daki diğer milliyetlere örnek teşkil edebilecek, Bağımsız Azerbeycan Cumhuriyetini ortadan kaldırma planını uyguladılar. Doğu Orduları Komutanı, Halil Paşa’nın ve bölge komutanı Bahattin Şakir’in entrika ve desteğiyle, amaçlarına ulaşan, Bolşevikler; 26 nisan 1920’de bağımsızlığını iki yıl sürdüren, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne son verdiler.Azeri halkını,zorla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine dahil ederek etnisiteyi ortadan kaldırmak istediler.
Mustafa Kemal’in önderliğinde Kurtuluş zaferi kazanan Anadolu Türkleri,23 Nisan 1920 de; Ankara’da TBMM’ni kurarken o günler içinde bulunulan şartların imkânsızlığı karşısında Azeri kardeşlerimizin yardımına koşamamıştık. 26 Nisan 1920 yılında, Bakü'de; Bağımsız Azebeycan Cumhuriyeti yıkılmıştı.Neriman Nerimanov, 1925 yılında, Azarbeycan halkına yaptığı ihaneti ne yazık ki,sonradan fark etmiş; ancak iş işten geçmişti.
ANADOLU’NUN İŞGAL GÜNLERİNDE ‘BAKÜ MÜSLÜMAN CEMİYET–İ HAYRİYESİ’
Milli mücadelemizde Azerbaycan dostluğunu hakkında bilgiler günışığına çıkmaktadır. Bu konuda en değerli çalışmalardan birini yapan Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Betül Aslan’ın Bakü Müslüman Cemiyet–i Hayriyesi faaliyeti ile yaptığı “I. Dünya Savaşı Esnasında Azerbaycan Türkleri’nin Erzurum Ahalisine Yaptığı ‘Kardeş Kömeği’ araştırma yazısı oldukça önemlidir.Milli mücadelemizde bizden yardımlarını esirgemeyen Azerbaycan‘ın ‘Bakü Müslüman Cemiyet–i Hayriyesi’ faaliyeti yardımlarını görmek için bu değerli araştırma yazısına değinmek gereği duyulmuştur. Bu bilgiler, değerli araştırmacı Betül Aslan’ın bu inceleme-araştırma yazısına dayanılarak anlatılmıştır.
Aralık 1914 – Ocak 1915’te, Sarıkamış Harekatında Türk Ordusu’nun karşılaştığı büyük felaket Azerileri de üzmüştür.Bunun üzerine Rus kuvvetlerinin Doğu Anadolu’yu istilada önü açılmış, General Yudeniç komutasındaki Rus kuvvetleri Sarıkamış harekatından bir yıl sonra Erzurum kapılarına dayanmış ve nihayet 16 Şubat 1916’da Erzurum Rus’lar tarafından işgal edilmiştir. Bu işgal sırasında şehirden kaçamayan Türkler için iki yıl kadar sürecek acılı, kara günlerimizde Erzurum halkının imdadına Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi vasıtasıyla Erzurum halkının imdadına yine Azerbaycan Türkleri yetişmişti.
Bakü Müslüman Cemiyet–i Hayriyesi , Kafkasya Cephesinde Türk – Rus savaşının başlamasından hemen sonra, Rus işgaline düşen ve savaştan zarar gören Batum Kars, Kağızman,, Ardahan’, ve Iğdır’da yerlerde Müslüman Türklere yardım faaliyeti başlatmış, onlara şefkat elini uzatarak sefalet ve daha büyük felaketlerden kurtarmışlardı.
Erzurum’un işgal edildiği haberi alınır alınmaz Bakü Müslüman Cemiyet–i Hayriyesi harekete geçerek, yardım çalışmalarını bu bölgeye de yaymak için izin almak için müracaat etmiştir. Rus Hükümeti, “ Şehirler İttifakı” yeni işgal edilen yerlere yapılacak yardımı sınırlı tutması nedeniyle Cemiyetin, Erzurum’daki Müslümanlara yardım etme teşebbüsüne karşı çıkması nedeniyle bu Cemiyete zorluklar çıkarılmış ve izin dahi verilmek istenmemiştir.Oysa o sıra yeni işgal edilmiş, bu yerlerdeki Ermeni halka yardım yapılması konusunda hiçbir sorun çıkarılmıyor, Ruslar kendileri de destek olurken, Türkiye’ye karşı izin verilmiyordu. Bu durum üzerine Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi’nin Tiflis’deki Baştemsilcisi Dr. Hüsrev Paşa Bey Sultanov, “ Şehirler İttifakı” Başkanı ile, yeni istila edilmiş olan yerlerdeki Müslümanlara yardım konusunda sıkı bir irtibata girişerek, bölgede Ermenilere yapılan yardımların, aynı şekilde Müslümanlara da yapılmasını istemiş ve Cemiyetin bu hususta yaptığı bir çok girişimler sonucunda yardım konusunda izin alabilmişti. (9)
Bunun üzerine Cemiyet-i Hayriye 1916 yılının Haziran ayında (10)General Mayor Han Talişinski ve İlyasov’u Erzurum’a göndererek halkın ihtiyaçları hakkında bir ön araştırma yaparak Erzurum ve çevresinde savaştan zarar gören 16 bin Müslüman bulunduğunu tespit edilmişti, bunların listeleri dahi çıkarmıştı. (11)
Rus işgali sırasında Rus ordusundaki Ermeni askerler,adı geçen yerlerde köy ve kasabalardaki Müslümanları karşı büyük mezalim uygulamış, Türk Müslüman ahalinin evleri yakmış, yiyecek dahil Müslüman halkın elinde hiçbir şey kalmamı açlık ve sefalet başlamıştı. Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi’nin, ilk etapta bu ihtiyacı karşılamak amacıyla, temsilcilerini İlyasov, Abdullah Sultanov ve İsmail Nazaraliyev aracılığı ile önce Kars’tan 400 , daha sonra 5000 pud un getirerek halka dağıtmış, Tortum ve Hınıs ‘a da un gönderilmişti. Fakat bunlarda yeterli olmayınca, 5000 pud da arpa gönderilmişti.
Rus işgali ve Ermeni mezalimi sonucu adı geçen bu yerlerde ailesini kaybetmiş pek çok kimsesiz çocuk kalmıştı. Cemiyet-i Hayriye’ bu konu ile de ilgilenmişti. Cemiyet temsilcilerinin çabaları sonucunda Erzurum ve çevresinde, yüzlerce çocuk sokaklardan ve Rus askerlerinin ellerinden alınarak Tiflis’teki ve Bakü ‘deki kimsesiz çocuk sığınaklarına götürülmüştü.Cemiyet temsilcilerinin bu çalışmaları sayesinde kısa zamanda 250 sahipsiz çocuk ve 150 bakıma muhtaç kadın felaketten kurtarılmıştı.( 12)
Cemiyet Erzurum’da yaptığı inceleme sonucu şehirde tıbbi malzeme ve hastane ihtiyacı duyulan ihtiyaç duyulmuştu. Rus işgalinden önce Köprüköy ve diğer yerlerde yapılan savaşlarda yaralanan askerlerle, devam edecek…