|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen geçen sayıdan devam…
‘TEK MİLLET- İKİ DEVLET-’ GERÇEĞİ
Geçmişte güçlü tarihi milli bağları olan ve günümüzde " İki devlet- Tek millet” sloganıyla nitelenen dostlukta Türkiye’nin bugün, İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından en kapsamlı sivil kırımı olarak nitelendirilen Hocalı Katliamı'yla neticelenen bölgelerden çekilmemelerine rağmen Ermenistan sınırlarını açma teşebbüsü, Azerbaycan halkını gönülden yaralamıştır.
Türkiye’nin 1993’de Ermenilerin Karabağ ve Azerbaycan’da işgal ve mezalimi üzerine kapattığı sınırı açma ahde vefasızlık olarak görülmekte,bu durum, Azerbaycan yönetimi ve kamuoyunda haklı infiale neden olmaktadır.Azeri yöneticilerden sokaktaki vatandaşta kadar bu durum karşısında rahatsızlık duyulmakta, "Acaba Türkiye bizi satar mı?” endişesi içindeler. Hemen herkes Türkiye Ermenistan sınırlarını açarsa Azerbaycan'ın Karabağ bölgesini asla geri alamayacağına inanıyor.Rusya, Amerika ve Avrupa ülkelerinin Ermeniler'i desteklemesi karşısında tek güvenceleri olan Azerbaycan halkı, arkasında olması gereken Türkiye’nin de himayesinden yoksun kalma kuşkusu taşıyorlar. Azeriler, Hrant Dink'in ölüm yıldönümüne geniş yer veren Türk basınının aynı ilgiyi Karabağ'a, Hocalı Katliamı'na göstermediğine üzülüyorlar.
Çanakkale Savaşı’nda,Anadolu’nun işgal günlerinde Rus ve Ermeni mezaliminde Türkiye’ye o gün gerekli her türlü desteği veren, yardımlar yağdıran vefalı Azeri kardeşlerimiz, "Gönül umduğuna küser" diyerek,Türkiye'nin Azerbaycan aleyhine bir gelişmeye izin vermeyeceğini umudunu besliyorlar. ama dediğim gibi yine de endişeleri yok değil!
Azerbaycanlılar Türkiye ile oturup adeta Türk halkı ile birlikte Türkiye ile birlikte nefes alan kardeşlerimiz. TV'leri Azerbaycan televizyonlarından daha çok seyrediliyor. Kurtlar Vadisi, Tek Türkiye, Bir İstanbul Masalı, Yaprak Dökümü, Binbir Gece gibi diziler buralarda süper reyting yaptığı ifade ediliyor. "Sevinç ve kederlerimizi birlikte paylaşıyorlar.(22)
Oğuz Türkleri'nden olan Azerilerle tarih, dil ve kültürde ortak bağlarımız var. Azeri yetkililer, "Türkiye'nin başarısı bizim başarımızdır" diyerek “iki devlet-Tek millet "sloganını sıkça ifade ediyorlar. sürekli Azerbaycan umumi lideri Haydar Aliyev'in (Azeriler böyle diyor onun için) " iki devlet-Tek millet " sözüne atıf yapıyorlar.Bu gerçek,Azerbaycan Basın Konseyi Başkanı Eflatun Amaşov’un "Türkiye'ye çok büyük sevgimiz var" sözü ortak tarihi,milli ,kültürel varlığın ifadesidir.
Azeri Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasında çok büyük fark yok. Kars,Ardahan,Ağrı Erzurum,Van ve Bitlis gibi Doğu Anadolu yörelerinde Türkçe’nin Azeri diyeleği hakimdir.Dil Türkiye ile Azerbaycan orasında ortak bir milli bağı oluşturmaktadır.Onlar bizim milli şairlerimizden oldukça etkilenmişlerdir.
Azerbaycan'ın milli şairi Bahtiyar Vahapzade, (Allah rahmet etsin) "Dil yoksa milliyet de yoktur" demiş. Bizim divan edebiyatındaki ve Türk sanat müziğindeki gazel tarzımız ,Azeriler ‘de "Mugam Kültürü" olarak karşımıza çıkar. Şiirlerimizin musikimizde ortak noktalar var. Türkülerimizde şiirlerimiz aynı milli kültür ve duygularla terennüm ediliyor. Doğu Anadolu’muzda otantik müzikte hakim olan def,Azerilerin Mahnı dedikleri Mahnı'yı (Türkü) söyleyen kişi elinde bir def ile oturarak ve defe çenesini yaslayarak söylemesinden gelen ortak bir kültür benzerliğidir.
Edebiyatımızda ortak noktalar ve etkileşimler görülür. Bizim Mehmet Akif ve Namık Kemal’imiz Azerileri de etkilemiş, bir Vahap Bahtiyarzade’yi doğurmuştur.Bizim Köroğlu onlarda “Körünoğlu” bizdeki Nasreddin Hoca olarda ‘Molla Nasreddin” diye söylenir.Arzu ile Kamber,Tahir ile Zühre Kerem ile Aslı ,Yusuf ile Züleyha onlarda da aynı edebi kültürün tasavvurlarıdır.Birbirlerine benzeyen edebi türler ortak milli bir edebiyatın ürünleri olarak görülür.
AZERBAYCAN’IN TÜRKİYE VE ATATÜRK SEVGİSİ : Atatürk ve Türkiye sevgisi’nin yaşandığı bir diğer soydaş ve dost ülke de Azerbaycan’dır.Azerbaycan halkı, Atatürk’e çok büyük sevgi beslemiş,onu her zaman yad etmiştir.Doç.Dr.Tamila Aliyeva, Azerbaycan’da basılmış, “Atatürk ve Türkiye” isimli eserinde İnkılap kitabından bahisle sözlerin Metni Azeri lehçesi ile yazılmış orijinal şekli ile şöyle:
“Atatürk’ün bir fikri hüsusile dikkat çekir.Burada Atatürk ,Türk Halkına büyük ümit beslediyini söyleyir.Mustafa kemal Atatürk’ün Türk halgı karşısında eşsiz hizmeti birkaç kelime ile ifade olunmuştur.1963. senede Forum Gazetesi’nde ‘Atatürk ve Batı ‘ makalesinde deyilir ki şimdi de maarif, ilm, incesenat sahesinde bir çok mürekkep problemleri hell ederken, Türkiye’nin görkemli hadimleri,Mustafa Kemal’in bakışları ve ideyalarına müraciat edilir.”diye kendi şivesi ile aktardığımız bu satırlarında Atatürk’ün önemini vurgulamaktadır.
Azerbaycanlılar:“Biz aynı kökten boy atmıştık. Mustafa Kemal ile münasibeten ilâhileştirm, ne dinî ekstaz, ne kor-karane (körü körüne demek istiyor)perestişle karıştığı yoktur.Türkler, onu milletin atası kibi Sevir ve bu bahımdan O, yeni Türkiye’nin atasıdır.”, Azerbaycanlı Halil Ulutürk 1989 yılında İstanbul-Batı Havayolu’nun açılış töreninde yaptığı bir konuşmada ve şiirinde :”Yaşasın ad yurdu kardeş Türkiye “ mısralarını heyecanla şöyle diyordu :
Beşerin yoludur Atatürk yolu .
Yağsa da yıldırım,boran,kar,dolu
Yar bu covgunları,ey genç Köroğlu !
Sarmaşsın Od yurdu,kardeş Türkiye!
Türkseverler tacı Mustafa kuran
Ölmez millet için yaradan ,kuran,
Sensen arkamızda dağ kibi duran
Dayağım,Od yurdum arkam Türkiye!
Azerbaycan’ın Dışişleri eski Bakanı V.Kuliyev, “Ağaoğlular” kitabında Atatürk’ü büyük sevgiyle andığını şöyle ifade eder:
“Atatürk’ün ölümü beni tesevvür edilemeyecek kadar sarsıdır.Hayatımda ikinci defadır sarsılıram.Birinci defa anamın ölümü özümü derin ve karanlık bir uçurumun kenarında gördüm,başım fırlandı;onsuz hayat bana masız acı geldi.Bu gün de Atürk’ün ölümüne heç cür inanmiram.Daha doğrusu alışabilmirem! O,özü şahsan bir hayat deyil mi?O,tükenmez, yorulmak bilmeyen daşkınlıktı. Bazen caşgun deniz dalgaları kibi hiddetli,bazen Vagner’in mûsikîsini andıran yaratıcı hamleler, bazen de müdhiş fırtınalara kadem koyan katı ve boğucu sükûnetler.O’nun bir dakikası, değerine benziyirdi mi?O,her şeyin gâh altında,gâh üstünde değil mi ?” Bu tatlı Azeri Lehçesi ile Atatürk’ü ne güzel övüyor!Yakın bir tarihte ölen ve darbe ile Cumhurbaşkanlığından indirilen Azerbaycan’ın bağımsızlığında büyük mücadele vermiş ilk Cumhurbaşkanı Ebülfeyz Elçibey, tam bir Atatürk ve Türkiye hayranıydı. Yakasından Atatürk rozetini eksik etmezdi.
Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti Başkanı Neriman Nerimanof, Nevruz kutlamaları dolayısıyla 24 Mart 1921 tarihinde Mustafa Kemal Paşa'ya şöyle bir telgraf göndermişti:
"Cenubi Kafkasya Komiseri, Azerbaycan Serbest Harbiye Mektebi talebeleri, iki bölüklü Süvari askerleri ve Şoşa Muhafız Taburu askerleri, Türk milletinin büyük Nevruz bayramını tebrik ediyor ve biz ümit ediyoruz ki, Azerbaycan İnkilap Ordusu, kahraman Türk ordusu ile beraber,Garp emperyalizminin tazyikinde bulunan Şark milletlerini kurtarırlar.”diyerek, çok takdir ettiği Türk ordusuyla birlikte Doğu milletlerinin emperyalizmin esaretinden kurtarılmasını istemişti.
İşte Doğu âleminin Türk Milleti’ne ve onun büyük önderine karşı gösterdiği sarsılmaz sevgisi, O’na benzemek ülküsü ve takdiri bu örneklerle ifade edilmektedir.Cihan tarihinde Türk’ün bu üstün vasıf ve değerini unutmuş gafiller, bir kere de Doğu Dünyasındaki soydaş ve dindaşlarımızın bu samimi duygularını öğrenmek ve araştırmak ,okumak zahmetine katlansalardı bu kadar Batı taklitçisi olmayacaklardı. Batı uygarlığın saplanıp kalan eğitim ve kültür ve uygarlık anlayışı ile bu dostlardan koptuk.Sovyetlerin yıkılışı ile bu dost alemle yakınlaşmak için bir fırsat daha yakalamıştık. Ancak ne var ki, dostluk ve dayanışmayı ille de batı’da arayan Atatürkçü bağımsız dış politikadan ayrılmış siyasi iktidarların ısrarlı AB ve ABD yanlış politik tercihleri yüzünden Rusya’dan ayrılan bu Türk’î Cumhuriyetleri kazanmadan kaybettik. Son bir kere Türklük dünyası ve dayanışması dağıldı gitti. Bu konuyu milli mefkûreci Ziya Gökalp’ın ‘Altun Destanı’yla ne güzel bağdaşıyor.Ziya Gökalp,bu destanında:
Türk yurdu uykuda,ey düşman
Uyuyan ülkeye yapılmaz akın,
Tan yeri ağardı,yiğitler,kalkın!
Bakın yurt ne halde, vatan nerede?
Gideyim arayım çoban nerede?
Yüce dağlar çökmüş,belleri kalmış;
Coşkun ırmakların selleri kalmış;
Hanlar yok meydanda elleri kalmış;
Düşenler çok ama,kalkan nerede?
Gideyim arayım;çoban nerede?
Mısralarında o günkü Türk yurdunun ve milletinin içinde bulunduğu gaflet yüzünden dağıldığını,bunu derleyip toparlayacak bir millî lider arıyordu.O,lider çıkmıştı. Lider Mustafa Kemal’di.Atatürk’ün ölümünden sonra Türk ulusunun bu başıboş ve serbest Batılılaşma taklitçilik sevdasından yararlanan batı, bizlere bir takım diretmelerde bulunarak, millî, manevî değerlerimizi,kültürümüzü tahribiyle milletimizin kimyasını bozan felaket karşısında oluşan manzara, ,yine Ziya Gökalp’in üzüldüğü o günlere döndük!Sevr’i yeniden uygulama süreci, Sayın Kârman İnan ve rahmetli Attila İlhan’ın içimizde var olduğunu belirttiği ‘hain kontenjan’ ve işbirlikçilerin gayretiyle yeniden başlatılmıştır. Uyum sağlamayacağımız ve bizi asla almayacaklarını hakaretleriyle defalarca hatırlatan AB’ye Atatürk’ün eseri Türkiye Cumhuriyeti’ni egemenlik haklarıyla devre razı hale geldik!Dost milletlerin bel bağladığı Türklüğün bu son kalesi de böylece yıkılıp gidecek. Karşılarında tek çekindikleri güç,buna geçit vermek istemeyen dost,vefalı ülkelerin de hayranlık duyduğu kahraman Türk ordusudur.
devam edecek…