|
Mustafa GÖRAL, Anadolu’nun bağrından çıkmış, alnının teriyle, kendi yeteneğiyle, dişiyle tırnağıyla, karısı, kızıyla, gecesi, gündüzüyle, çalışarak, didinerek kendine yer edinmiş, çilekeş bir sanatçıdır. Çok yönlü bir sanatçı, sanatın bir yönü ile sınırlı olmayan çok yönlü bir sanatçı. Anadolu’nun çok az sanatçı çıkaran bir bölümünden, çok az çıkan sanatçılardan birisi. Erciş doğumlu, yüreği değil, bedeninin tüm hücreleri Anadolu sevdasıyla dolu bir gönül insanı. Şimdi ona kulak verelim bakınız Anadolu ve Türkiye sevdasını nasıl dile getirmiş bu şiirinde:
TÜRKİYEM…
Türkiye’m…
Benim;
Sevda yüklü memleketim,
Cennet mekanım,
Huzurlu hücrem.
Sen;
Anadolu’m, Türkiye’m.
Damarım, kanım, iliğim,
Yağız delikanlım…
Al duvaklı gelinimsin.
Benim çilekeş memleketim.
Beşik kertmem,
Mezar taşım,
Ar’ım, namusum, ciğer parem…
Sen enerjim,
Sen hayallerim,
Sen umutlarımsın…
Sen hayatın kendisi,
Aş’ım, ekmeğim, katığımsın.
Sen gerçek sevgili,
Anadolu’m, Türkiye’msin…
Dedik ya, çok yönlü diye, işte ressam yönünü anlatmak için kaleme sarıldığımız GÖRAL’ın şair yönünü gösteren bir başka eseri.
Kendisini şöyle tanımlıyor;
“Ben Mustafa GÖRAL, bir Anadolu sevdalısı olarak müzik, folklor, şiir ve resim çalışmalarımı çocukluğumdan beri sevgi dolu bir tutkuyla bir araya getirmek için uzun yılların ecrine katlanmasını bildim.”
Bu ifadelerinde kesinlikle büyük bir tevazu gösterdiğine yürekten inanmaktayız. Çünkü Mustafa GÖRAL’ın gerek resim alanında gerekse ilgi duyduğu diğer alanlarda geçirmiş olduğu evrelerde karşılaştığı güçlükleri aşmak için gösterdiği azmi, kararlılığı ve iradeyi, onun yüreğinde yanıp tutuşan özgür düşüncesinin bir ürünü olduğu görülmektedir.
O, sanatın yaratıcı gücünün ve enerjisinin sanatseverlerle paylaşılmasından yana olmuştur. Elbette ki bu çok kolay olmamıştır. Geldiği noktaya büyük mücadeleler sonucunda gelmesini başarabilmiş ender yeteneklerden birisidir. Bunun kanıtını bölgeye baktığınızda, profili böyle zirvelere tırmanan başka bir sanat insanının olmayışında görmek mümkündür.
Mustafa GÖRAL, “Ben bir akademisyen değilim, ancak bir akademisyen gibi çalışmayı yeğleyen çabalarım, sanat faaliyetlerim vazgeçilmez hale gelmiştir.” diyor. Bizim anlatmak istediğimiz işte tam bu noktada odaklanmaktadır. Başarı sıradan bir eylem değildir, günübirlik bir macera hiç değildir. Başarı zor, meşakkatli, uzun soluklu, emek, gayret, sabır, direnç, azim, özgüven ve kararlılık isteyen bir zorlu yoldur. Buna katlanabilenler ancak emellerine ulaşabilirler. Bu öğeler ise üzülerek belirtmek gerekir ki, bizim yöremizde pek geçerli değil. Hiç kuşkusuz bunun da bir eğitim sorunu olduğunu kabullenmek durumundayız. Eğitim düzeyi belirli bir düzeyin üzerinde olanlar ancak bu zorlu mücadeleyi göze alma yarışına girebiliyorlar. Aksi ise “Biz yapamayız, biz beceremeyiz.” gibi bir yakınmadan öteye geçemeyen kaçamak ifadelerdir. İşte burada altı çizilecek önemli nokta, Mustafa GÖRAL’ın ortaya koyduğu özgüven ile “Ben’de yapabilirim, ben de başarabilirim, benim kimseden bir eksiğim ya da bir noksanım yoktur.” Şeklindeki bir yaklaşımı ortaya koyması ve bunu sergilemesidir. Çünkü bu başarı, o bölgeden yetişen genç kuşaklara hiç görmedikleri, hiç tanışmadıkları bir modeli ortaya koymaktadır. Bu nedenle Mustafa GÖRAL’ın başarısını önemsiyor, genç kuşaklara örnek teşkil etmesinin altını kalın çizgilerle çiziyoruz.
Keşke mümkün olsaydı da Mustafa GÖRAL’ın bu emsalsiz renk cümbüşünün özellikle Van, Hakkari, Bitlis, Muş ve Ağrı illerinde tüm ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarında eğitim gören tüm genç ve bizim için gelecek vadeden yeni nesle, yeni kuşağa gösterilmesi mümkün olabilseydi. Yukarıda adını saydığımız illerin yerel yönetimlerinden ve mülki idarelerinden böyle bir talepte bulunmayı bir sorumluluk anlayışıyla talep ediyoruz. Gelecek olarak gördüğümüz yeni kuşağa model göstermezsek onlardan ne istediğimizi nasıl ortaya koyabiliriz ki.