|
İlhami NALBANTOĞLU
Geçtiğimiz günlerde, Ankara’nın en yeni ve prestijli otellerinden birinde görkemli bir sanat ziyafeti gerçekleşti. Bu gösteriyi önemli kılan husus ise imza sahibinin Van Gölü Havzası’nın yetiştirdiği önemli bir sanatçının imzasını taşıyor olmasıydı. Bu sanatçı Erciş’ten yetişen, kendi çabası, azmi, hırsı, gayreti ve sanat aşkıyla, adını ülke sınırları dışına taşıran Mustafa Göral idi.
Mustafa Göral, uzun yıllardır sanat adına önemli çalışmalara imza atmaktadır. Ancak tüm çabalarına karşın arzu ettiği çizgiyi bir türlü tutturamamanın rahatsızlığını yaşıyordu. Bu yolda azimle ilerlerken hiç kuşkusuz çeşitli engellere göğüs geriyor, önüne çıkan zorlukları bıkmadan, usanmadan deyim yerindeyse adım adım aşarak, adeta iğne ile kuyu kazar misali ağır ağır başarının basamaklarını tırmanıyordu.
Ancak bu sergisi öyle değildi, uzun zamandan beri sanat çalışmalarını yakından izleyen biri olarak büyük bir şok yaşamaktan kendimi alamıyordum. Çünkü bu son sergisinde muhteşem bir mekanı iki günlüğüne de olsa kendine tahsis etme başarısını göstermişti. Bir sanat faaliyeti için elbette ki mekan çok önemlidir ancak yeterli değildir. İçinde sergilenen eserler eğer o mekanla özdeşleşmiyorsa bir anlam ifade etmeyecektir.
Göral’ın ortalama olarak 150x150 ebadındaki 100 den fazla eseri bu muhteşem mekanla öylesine büyük bir uyum ve estetik ortaya koymuştu ki başta ben olmak üzere tüm izleyenleri büyülüyordu.
Bir sanat etkinliğinin etkileyici ve büyüleyici olması için elbette sadece mekan ve objelerle sınırlı kalmaması gerekmektedir. Gerek mekan gerekse sergilenen eserlerin oluşturduğu atmosferi soluyan aynı ölçüde nitelikli bir izleyici kitlesinin bulunması, bir sanat etkinliğinin olmazsa olmazlarından birisidir. Bununla birlikte uygulanacak programın bir saat hassasiyetiyle tıkır tıkır işlemesini de gerekli kılmaktadır. Sergiyi farklı kılan hususlardan birisinin de Ankara’nın değişik okullarından getirilen ilköğretim öğrencilerinin, her tablonun başına bir öğrenci gelecek şekilde yerleştirilmeleriydi. Bu gelişme ile iki önemli hususun da altını çizmek gerekiyor. Birincisi. Bir sanat aktivitesinin ilköğretim çağındaki çocuklarla paylaşılıyor olması çocuklar ile sanat arasında bir bağın oluşmasının temelini atıyordu. İkincisi ise, bir sanat aktivitesinin toplumun tüm katmanlarıyla birlikte paylaşılıyor olmasıydı.
Sergiyi önemli kılan hususlardan bir diğeri de, elde edilecek olan gelirin bir okul yapımında kullanılacak olmasıydı.
Bu denli önemli kriterleri bir pota içinde harmanlayan bir sanat faaliyeti elbette ki basının da ilgisini çekecektir. O nedenle açılışı büyük bir medya topluluğu izlemekteydi.
Yıllar önceydi, dönemin Başbakanı bazı açılış ve törenler için Van’a gitmişti. Bendeniz de nacizane bu Heyet’in içindeydim. Yoğun bir günün akşamında Akdamar Oteli’nde Başbakan onuruna bir proğram düzenlenmişti. İlköğretim öğrencilerin-den oluşan kalabalık bir ekip bir gösteri sunuyordu. Profesyonelce hazırlanmış bu gösteri başta Başbakan ve eşi olmak üzere tüm salonu gözyaşlarına boğuyordu. Gerek çocukların rol yapma yeteneği, gerekse ekibin görevlerini yaparken gösterdikleri disiplin doğal olarak buylesine mükemmel bir ekibi ortaya koyan kişiye dikkatleri çekiyordu. Başbakan ekibin yöneticisini yanına çağırıp onore etti, armağanlar verip ödüllenderdi ve Ankara’ya davet etti. Bu ekibin başındaki kişi, bu muhteşem sanat faaliyetini ortaya koyan Mustafa Göraldı.
Aradan geçen 30 yılı aşkın bir süre içerisinde Mustafa Göral kendisine hedef olarak koyduğu çizgiyi aşıp adını evrenselleştirme noktasını getirmişti.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün belirtmiş olduğu gibi “Sanat, bir ulusun hayat damarlarından biridir.” Ne var ki Van Gölü Havzası, pek çok konuda olduğu gibi bu hayat damarları açısından da arzulanan düzeye bir türlü gelememektedir. Bu açıdan da Mustafa Göral’ın önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Yöremizden sanat alanında ünü ülke sınırlarını aşanların sayısı bir elin parmaklarının sayısını aşmamaktadır.
Bunun için Mustafa Göral’ı önemsiyoruz, benimsiyoruz, destekliyoruz, gurur duyuyoruz. Mustafa Göral’ların sayısının artmasını istiyoruz, yöremizin sanatla daha içli-dışlı olmasını diliyoruz. Hiç kuşkusuz sanatın toplumla buluşması ekonomi ile doğrudan ilgilidir. Ancak Mustafa Göral’ın bu başarısının yörenin yetenekli ama olanaksız gençlerinin önüne rol-model olarak konulmasını, bu vesile ile onların ufuklarının açılmasına, cesaretlendirilmelerine pozitif katkılar sağlamasını bekliyoruz.
Söz edilmesi gereken bir başka husus da, Mustafa Göral’ın bu uzun ve meşakkatli serüveninde muhterem eşi hanımefendinin ve çocuklarının da bu ağır yükü birlikte omuzlamaya gönüllü olmalarıydı. Bir başarıyı ailece özümsemek o başarıyı taçlandırmaktadır.
Göral Ailesi’nin azimlerinin, inançlarının, gayretlerinin daha büyük başarıları getirmesini tüm içtenliğimle diliyorum…