|
Birgül KIRKLAR
Yörede yapılan araştırmaya göre, eski evlerin çoğunda mutfak evir dışında ayrı olarak yapılan bir odada yer alır. Aynı yerde hem yemek yenilmekte, hem de oturulmaktadır. Sebep olarak yemek yapılan yerle helaların aynı yerde bulunmayacağı belirtilmiştir. Buna göre ya tuvalet ya da mutfak dışarıda olacaktır. Bir kısım evlerde ise mutfağa özel bir yer ayrılmış, mutfağın işlevi salon veya odalardan birinde gerçekleştirilmiştir. Ancak yeni yapılan planlı evlerde mutfak titizlikle ele alınıp, özel bir yer yapılmıştır.
Mutfaklarda büyük telden yapılan ve “kap dolapları” denilen dolaplar vardır. Buraya zevke uygun olarak tepsiler, alüminyum ve porselen tabaklar, bardaklar, tencereler konur. Kaşık ve çatalla, bıçaklar “kaşıklık” denen kumaştan dikilmiş ve her kaşığın, çatalın girebileceği bölmeleri ayrı olan bir yere konur, bu kumaş çivilerle duvara asılır. Tenceler de kap dolabının altındaki yerlere konur ve kapağı kapatılır. Bu dolaplara ayrıca günlük ıslatılıp yenilen tandır ekmeği, sele ekmeği hasır sepete konulup dolaba yerleştirilir. Eğer yemek yüksek sinide yeniyorsa,, mutfağın bir yerine konur. Eğer yemek ekmek tahtası üzerinde yeniyorsa bu tahta da duvara asılır.
Yörede sofra düzeni ise şöyledir;
Önceden yufkalar ele su alınıp üzerine serpiştirilerek ıslatılır. Fazla yumuşayıp hamur olmaması için sofra bezine veya herhangi temiz bir beze sarılır. Ekmekler yumuşayınca dörde katlanıp ekmek sepetine konulur.
Mutfağa veya oturma odasının ortasına sofra örtüsü serilir. Yörede yemek yemede muşamba örtü kullanılmaz, genellikle kumaştan sofra örtüsü hazırlanır. Örtünün üzerine sini altı yerleştirilip kıyli (kenarları yüksek sini) konulur. Eğer ekmek tahtası kullanılıyorsa tahta direkt olarak örtünün üzerine konulur. Kadınlar ve kendine namahrem olan erkekler ayrı ayrı sofralarda yemek yerler. Gelinler kayınbabalarıyla ve kayınlarıyla beraber yemek yiyemez. Yaşmak denen bir adet mevcuttur. Bu adete göre gelin yukarıda sayılan kişilerle ya belli bir süre veya ömür boyu yüksek sesle konuşamaz, yüzünü onlara gösteremez, onlarla beraber yemek yiyemez…
Ocak 1994 tarihli ve 2 sayılı Ahlat Gazetesi’nden
SAYIN BİRGÜL KIRKLAR’A!..
Halime gibi, duyarlı bir evlat yetiştiğiniz, ona doğduğu toprakların önemini aşıladığınız ve bu yönde gerekli formasyonu verdiğiniz için teşekkürler. Bu gayretinizin ailenizle sınırlı kalmamasını dileriz…