AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > NEHİR KIYISI DÜŞLERİ...
NEHİR KIYISI DÜŞLERİ...

                                                                             İbrahim İMER


Geçtiğimiz günlerde aldığım bir mesajda ve bazı web. sitelerinde okuduğum bir haberde, değerli şairlerimizden Sayın Ali Rıza Atasoy’un o güzel şiirlerini “Nehir Kıyısı Düşleri” isimli kitapta topladığından bahsediliyordu. Değerli büyüğümün severek okuduğum şiirlerini bir kitapta toplayarak ebedileştirmesi kendi adıma bir sevinç ve mutluluk kaynağı oldu desem hiç de abartı yapmış olmam sanırım.

Üstat ile tanışmamız birkaç yıl öncesine dayanır. Sohbetlerimizde şiirlerinin uzun yıllara dayanan bir birikimin ve hayat serüveninin sonuçları olduğunu öğrenmiştim. Bunun izlerini şiirlerde de görmek ve hissetmek mümkün tabi ki! Bir zaman kurucusu olduğu Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu sayfalarında okuduğum 1983 yılında Erzurum’da kaleme aldığı anlaşılan “Güzel Düşler İçinde” şiiri ki, şiirin tamamı şöyledir;

Şimdi aynalarla konuşuyordur, / Saçlarını tarıyordur belki de, / Yanakları hafiften ıslanmıştır. / Her şey hatıralaşırken git gide, / Bahçede güllerle öpüşüyordur. // Kim bilir belki de Kuyucak'tadır, / Beklemiştir Nazilli sapağında, / Gölgeler basmak üzeredir şehri. / Veyahut henüz daha yatağında, / Belki de sevgilim uyumaktadır.

Ve üniversite öğrenciliği yıllarından arkadaşı Sayın Ertuğrul Arslan’a ithafen kaleme aldığı1982 tarihli  “Nazilli Parkında”  başlıklı şiiri, Aydın’da bulunduğu veya görev yaptığı dönemlere  ilişkin duygulardan izler taşımaktadır. Tabi bu şiirleri ben öncelikle Aydın’lı olmamdan dolayı okumuştum ve sonra üstadın şiirlerindeki mükemmel dil ve duygu ile tanıştım. İlerleyen günlerde ve yıllarda yeni şiirlerini de takip ederek, okumaya devam ettim ve bugüne kadar pek çok şiirini okudum.Kendisiyle 17 Nisan 2009 günü yaptığım telefon görüşmesinde ertesi gün yapılacak imza günü için Amasya’ya davet etmişti. Çok arzu etmekle birlikte Amasya’ya gidemediğim için ben yolumu Ankara’da baskıyı yapan yayınevine çevirdim. Kültür Ajans yöneticileri Hayrettin İvgin ve oğlu Erhan İvgin ile şiir ve edebiyat üzerine sohbet ederken “Bunlar mutlaka okunması gerekenler” diyerek elime tutuşturdukları birkaç kitap arasında Nehir Kıyısı Düşleri de vardı.Sohbetimizde Ali Rıza Atasoy hocamdan ve şiirinden de bahsettik.

İlk incelemede; Nehir Kıyısı Düşleri’ nin  Nisan 2009 birinci baskı olarak  Kültür Ajans yayınlarının ellinci sırasında çıktığını, dizgisini Hünkar Dağlı’nın yaptığını, enzo kağıt kullanılarak  yüz yirmi sekiz sayfa olarak tasarlandığını gördüm.Gerçekten özenle dizilmiş kitabın kapağı selofan. Ön kapakta üstadın kendi memleketi Çamlıdere’nin doğal güzellikleriyle bilinen bir köşesi olan Çamkoru’nun güzel bir resmi yer almaktadır. Arka kapaktaki profil amaçlı resimde ise üstadın geleneksel Boraboy Şiir Günleri etkinliğinde şuh göl manzaralı ve şiir okurken çekilmiş resmi yer alıyor ki muhtemelen halen yaşadığı ilçeyi sembolize ediyor. Bu ön ve arka kapaklardaki resimlerle adeta bir yaşam kronolojisi sembolize edilmiş gibi hoş. Kapak doğum, şiirler yaşam. Arka kapakta hayat hikayesi ile bütünleşen resim gün şeklinde.Yine arka kapakta üstadın son yazdığı birkaç şiirden biri olan Daüssıla yer alıyor.

Giderek içimde büyüyen sükut, / Beni yolculuğa davet ediyor. /Başımda dolanıp duran şu bulut; /Hadi düş peşimden yollara, diyor. // Geçmeli usulca Eryatağı’ndan, / Geceye beş kala yalnız tekdüze. / Süzülüp sessizce Işık Dağı’ndan, / Varmalı şafakta Kargasekmez’e. // Kaybolan düşlere umut ekmeli; /-Hadi ver elini Kızılcahamam. / Kapı tokmağını bir kez çekmeli; / Bilirim, kapıda bekliyor anam!

Büyük bir ihtimalle içindeki gezgin aşık kişiliğini yansıtan bu güzel ve anlamlı şiir, arka kapağa bilinçsiz olarak konulmuş olamaz. Arka kapağa özenle yerleştirilmiş olan bu dizelerin ön ve arka kapak resimlerini tamamladığını ve gelecek zamanı simgelediğini düşünüyorum. Şiirlerine de zaman zaman akseden yoğunlukla geleceğe mal edilmiş, geçmişe özlemleri hakim üstadın. Aslında bunu şiirden öte sohbetlerimizde de sürekli olarak Ankara özlemlerini yansıtmasından biliyoruz / biliyorum.Kitapta önsöz ve takdim yazısı dışında üstadın seçme şiirlerinden derlenmiş seksen dört şiir bulunmakta  ve  kitabın son bölümünde de  üstat ile yapılan söyleşi yer almaktadır.Önsöz yazısı Amasya Milletvekili Sayın Dr.Avni Erdemir, takdim yazsısı da  Sabah Gazetesi Spor Yazarı  Çamlıdere ve Doğa Dostları Derneği Başkanı Sayın Ali Öcal tarafından kaleme alınmış.

Öncelikle kitap içeriğini fihristten incelediğimizde; birinci sıradaki şiirin Çamlıdere Şiiri, ikinci sıradaki şiirin de kitaba adını veren Nehir Kıyısı Düşleri olduğunu görüyoruz.Ktiaptaki diğer şiirler başta değerli dostum Ersin Kayışlı tarafından bestelenen iki şiiri Gözlerin ve Veda  olmak üzere Solingen Şehitleri, Boraboy Şiiri, Bimarhane Şiiri, Yalıboyu Evleri, Yeşilırmak Türküsü, Ankara Garında Beni Bekle, Aynalardaki Akis, Bahar Düşleri, Esmer Benli Yârim, Fahriye Abla Naziresi, Firari, Geceler, Güneş Ve Kahramanlar, Kâbus, Vehim, Nuh’un Gemisi, Tevekkül, Yolculuk, Yüreğimde Taht Kurdu Hüzünler, Hürriyet, Nazilli Parkından  gibi  en bilindik şiirlerinin kitapta yerlerini korudukları anlaşılıyor. Kitapta gördüğüm bir detay ise; hece vezni formatında yazılan şiirlerin genlikle alfabetik sıra  takip edilerek öncelikle sıralandığı, daha sonra ise serbest tarz şiirlerin yine alfabetik sıra dahilinde sıralandığı görülmektedir.

“Şiir; ekmek gibi, su gibi, hava gibi azizdir” diyen şairimiz, şiirlerinde genellikle; aşk, tabiat, gurbet, gece, yolculuk, özlem, dostluk,  umut, yalnızlık, insan, hayat, ölüm, tarih ve kültür gibi bir çok değeri işlemiştir. Türk edebiyatının ünlü şairlerinden merhum Ahmet Muhip Dıranas’a ithaf ettiği Fahriye Abla naziresi kadar da İbrahim Kocabay; Gıyasettin Subay, Hünkar Dağlı, Mustafa Erol, İhsan Keskin  Burhanettin Akdağ, Ergun Aytaç, İlhan Çolakoğlu, İbrahim Güler, Dr. İrfan Yılmaz, Ahmet Uğur’a ithaf ettiği şiirleri dikkat çekmektedir. Bunların yanı sıra -Kızım Yasemin’e- dediği bir dörtlükle, öğrencilerine, öğretmelere, annesi ve babasına yazdığı şiirler de gerek işlenen tema ve içerek gerekse şekil olarak dikkat çeken şiirler olarak görülmektedir. Tabi ki şairimizin bir çok şiirini sanal varlığa ve içindeki güzel ruh dünyasına yazdığı kadar, çevre dost ve ailesine de yazdığı bir gerçektir.

Anılardan bir demet çiçekle, / Bir gece yarısı döneceğim. / Ankara Garı’nda beni bekle.

diyen şairimiz şiirlerde bir tek kalıba bağlı kalmaksızın bir çok kalıbı uygulamış. On sekizince sayfadaki Baba şiirinin güzelliği karşısında defalarca soluksuz okumaktan alamadım kendimi.

Bayrama gider gibi elimden tutuversen, /Bir elini omzuma hafifçe atıversen, /Şu çocuksu gönlümü biraz avutuversen. / Veda edip özleme kedere ıstıraba, / .Çocukluk düşlerime alıp götürsen baba.

Açık söylemek gerekirse aslında hocamın şiirlerini değerlendirme ve eleştirme ehliyetini kendimde görmediğimi belirtmek isterim. Şiire tat veren, uyak ve redifler, bir çok şiirde tekrara düşünce şiiri ve ritmi bozarken, bu şiirde, değişmeyen redifler bu şiirdeki işlenme ustalığına yenik düşerek ayrı bir tat ayrı bir anlam katmış adeta.Redifler şiiri bütünleyerek tek bent gibi sarmış ve bir soluk yapmış.

NEHİR KIYISI DÜŞLERİ      I.

Sesini duydum sanki gönülden bir sırdaşın,

Uzandım kıyısına beni çağırdı nehir.

Yüreğimde üşürken beyaz elleri kışın,

Billur bir hayal gibi uzakta kaldı şehir.

Vurgun yemiş aşıklar gibi perişan sefil

Bir yıldız kayıverdi gözlerimin ucundan.

Gamlı bir rüzgar esti uzaktan efil efil,

Bir çığ düştü usulca dağların sorgucundan.

Nihavent bir şarkının kapıldım ezgisine,

Azadelere mahsus düşler içre yürüdüm.

Kulak verdim uzaktan bir çobanın sesine,

Dedim ki, ben eskiden çobanlar gibi hürdüm.

Biraz da kitaba adını veren şiirden bahsetmek isterim elbette. Öncelikle şu husus bilinmeli ki, şiir sanatında sözcükler ve cümleler kadar, sözcük ve hece vurguları da çok önemlidir. Üstadın bir Yeşilırmak tutkunu olduğu bir gerçektir, bunu yakinen biliyorum.Zaten kendisi bir çok sanal platformda yayımladığı şiirlerinde çoğu kez “yeşilırmak şairi” rumuzunu kullanmaktadır. İşte şiiri dikkatlice incelediğimizde şairin belli belirsiz bir zamanda ki, şiirden anladığımız kadarıyla bu mevsim kış olmalı. İçindeki duygusal coşkun kişilikle  başbaşa kaldığı bir anda tabiatın safi güzelliğini yaşadığı anlaşılıyor Nehir Kıyısı Düşleri şiirinde. Ancak tekrar tekrar okuduğum bu güzel ve anlamlı şiirde özellikle;

Kulak verdim uzaktan bir çobanın sesine,

 Dedim ki, ben eskiden çobanlar gibi hürdüm.

dizelerine takılıp kalıyorum nedense! “Kulak verdim uzaktan bir çobanın sesine, / Dedim ki, ben eskiden çobanlar gibi hürdüm” dizeleri gece boyunca  dilime takılıp kaldığı gibi zihnimi epeyce meşgul ediyor. Aynada kendime bakıyorum. Benim gibi alt kademe statüde bir kamu görevlisinin belki hiç terfi edemeyeceği bir yönetim makamında bulunan şair, neden eskiden çobanlar kadar hür olduğunu söylesin ki?.Bu soru iyice zihnimi meşgul etmeye devam ediyor. Elbette kelime, cümle ve duygunun altını ayrı ayrı eşeleyip değişik yorumlar elde etmek mümkündür. Üstat, sadece sanat çalışmalarıyla değil iş hayatında da başarılarıyla kendisinden sıkça söz edilen bir yönetici olmayı başarmıştır. Özellikle eğitim yöneticisi olarak görev yaptığı yerlerde değişimciliği ve başarılı çalışmalarıyla öne çıktığı, çevresinde ve mahiyetindekiler tarafından örnek alınan saygı duyulan  birisi olduğunu biliyorum. Ancak, şahsen tanıdığım bu müstesna kişiliğin sanatçı ruhunun her gün rutin olarak içinde bulunduğu protokol kurallarından ve bürokratik iş ilişkilerden zaman zaman sıkıldığı izlenimini edindim bu dizelerde. O, katıldığı bütün sanat etkinliklerinde ve sohbetlerinde bürokratik kimliğini öne çıkarmamaya özen gösterir. Kendisini tanıtırken bürokratik unvanını genellikle söylemez “yeşilırmak şairi / ali rıza atasoy” olarak tanıtır.Dolayısıyla yüzlerce öğretmenin binlerce öğrencinin içinde bulunduğu büyük bir kurumu yönetirken konumu gereği zaman zaman özellikle astlarına karşı sert  görünmek zorunda kalan mizaç altında ezildiğini söyleyebilirim. Şairin işte bu rutin ve kurallı atmosferden kurtulduğu zaman dilimlerinde sık sık Yeşilırmak kıyısına giderek iç dünyasıyla başbaşa kalıp kendisiyle ve eşyayla hasbihal ettiğini görüyoruz.

Bugün derin sükuta dalmış uyuyan gece,

Uhrevi bir hüzünle ruhuma elem verdi.

Yine şiirin dikkatimi çeken bu iki dizesi ve ikinci dizedeki “uhrevi”  sözcüğü de dikkat çekicidir.Başka şiirlerinde seyrek olarka da olsa  karşılaştığım uhrevi kelimesi, öbür dünya dediğimiz ahiret inancını yansıtır ve dünyevi karşıtı anlam taşır. Ahmet Hamdi Tanpınar bir eserinde “Ve ufkumuzu / Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk / Havayı dolduran uhrevi ahenk”  şeklinde kullanıyor bu sözcüğü. Bu bir tek sözcük çoğu zaman sayfalarca  yoruma ve  farklı görüşlere neden olabilir.

Yine şiirin dikkatimi çeken bu iki dizesi ve ikinci dizedeki “uhrevi”  sözcüğü de dikkat çekicidir.Başka şiirlerinde seyrek olarak da olsa  karşılaştığım uhrevi kelimesi, öbür dünya dediğimiz ahiret inancını yansıtır ve dünyevi karşıtı anla

Şairin gözlerinden bir damla düştü suya, / Hâle hâle esnedi nehir duygulu ürkek. / Kainat kaygısızca dalmış tatlı uykuya, / Anladım ki bu hayat böyle sürüp gidecek.

Şiiri tamamlayan mısralara elbette kabullenilmiş yeniklik hakim.Bir çok şiirlerinde, okuyucusunu değişik alemlere taşıyan, değişik tatlar kadar, değişik acılarımızı da hatırlatan şairin, şiirlerinde yaşam var, hayatın güzellikleri var. Hayatın içinden alınan ve şiire nakşedilen beş duyunun yansımalarıdır üstadın şiirleri.

Yıkık dökük hatıralarım /Esin yüklü duygularım vardı / Kaybettim de Nazilli parkında /Hepsini bir yırtık defterde buldular / Beni Nazilli parkında vurdular

diyen Ali Rıza Atasoy, çağdaş Türk şiirinin günümüz temsilcilerinden ve örnek insanlarındandır.

Saygıdeğer dost üstadın kitabını gayet başarılı buldum. Hocama şiir yolculuğunda başarılar diliyorum.

                                    Ankara 20/04/2009

Kitabı temin etmek ve şairle irtibat kurmak için

Ali Rıza ATASOY 0(358) 312 10 27-312 14 70

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Güneşin rengi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com