|
NİSAN 2000 SAYI: 13
VAN GÖLÜ SUYUNUN BİLİMSEL ANALİZİ
Dr.Turan AKGÜN-İç Hastalıklar Mütehassısı
Ülkemizin en büyük gölü olan Van Gölü, 3713 km karedir. Tektonik bir çukur içinde lav akıntısı barajı ile meydana gelmiş olan göl, son ölçümlere göre deniz düzeyinden 1646 metre yüksekliktedir. 12.000 kilometre karelik bir alanın sularını toplamaktadır. Gölü besleyen kollar Zilan Suyu, Bendimahi Çayı, Karasu, Hoşap, Garmuç ve Karga çaylarıdır. Dışa akışı olmadığından kapalı göl niteliğindeki Van Gölüne bu akarsuların getirdiği tuzlar birikim yapmaktadır.
Van Gölü suyunun kimyasal özelliği, klörür, karbonat ve sodyum taşımasıdır. Ayrıca metaborik asit içermektedir. Göl kenarındaki plajların kumlarının analizinde, 0,5-2 mm. Çapında limanitler ve gang minerallerden oluşan yapılar saptanmıştır. Gölün fiziksel özelliği olarak sıcaklığı ve meteorolojik ölçümleri yapılmadığından, tıbbi değerlendirmemizde, bu konudaki sadece eski ölçümlere dayalı bilgi vermeye çalışacağız. Daha önceki incelemelerden, göl sularının yazın yüzey kısımlarının 20 dereceye kadar ısındığı, buna karşın yüzeydeki su sıcaklığının kışı donma derecesine kadar düştüğünü bilmekteyiz. Derin suların ise yaz-kış sıcaklığının 5 derecede sabit kaldığı saptanmıştır.
Gölün deniz düzeyinden yüksekliği dikkate alındığında 1500-2000 metre arasındaki yüksekliklerdeki parsiyel oksijen basıncı düşüklüğü önem kazanmaktadır. Yüksek iklim bölgesi olarak tanımlanan bu bölgede güneş ışınlarının şiddetinin de gölün tıbbi değerlendirmesinde önemi büyüktür. Direkt olduğu kadar göldeki yansımadan dolayı güneşin radyasyon şiddeti yüksektir. Aydınlanma ise karaya göre daha yüksektir. Göl iklimlerinin meteorolojik koşullarının sabit oluşuyla karakteristik olduğu bilinmektedir. Öyle ki, hatta büyük göller, geçici atmosferik sıcaklık değişimlerini stabilize edicidirler.
Ancak Van Gölü, yüksek nemle birlikte, düşük atmosferik basınç göstermektedir. Hava ozon bakımından zengindir. Göl bu özelliği bakımından deniz tedavisi için önemli bir doğal kaynaktır. Gölde yapılan banyolar deri altı kan dolaşımını artırarak değişik deri hastalıklarına iyi gelir. Deri tüberkülozu, seboreik egzamalar, norodermit, akne, deri mantar hastalıkları ve çıbanlı hastalar ile alerjilerde yararlı etkileri vardır. Ayrıca radyasyon özelliği ile raşitizm, kemik erimeleri ve kemik tüberkülozunda güneş ve iklim kür merkezlerinin kurulması için uygun bir zemindir.
1500-2000 metre yükseklikte üst solunum yolları alerjileri bulunmadığından kronik ve alerjik kaynaklı hastalıkların alevlenmesinde, kronik nezle de, faranjitler, saman nezlesi, astım özelliği gösteren bronşitlerde göl iklimi ile banyo uygulamalarından yararlanılır. Akciğer tüberkülozu tedavisinde antibiyotik tedaviyle birlikte iklim kürleri olumlu etkiyi artırır. Bu nedenlerle Van Gölü kirlilik sorunundan da arınmış, ideal bir sanatoryum tedavisi uygulama merkezi olarak değerlendirilebilir.
Van Gölü kimyasal özelliği ile sindirim sistemi fonksiyon bozuklukları, mide, barsak salgı yetersizlikleri, spastik kolitler ve inatçı kabızlıklar için çok uygundur. Kür halinde, banyo ve iklim uygulaması nekahat dönemindeki hastalar ve hipokrom anemilerde dolaşan kırmızı kan hücrelerinde ve hemoglobinde artmayı sağlar.
Kas atrofilleri olan hastalarda, özellikle çocuklarda, burada kurulacak merkezlerde uygulanacak tedavinin önemi vurgulanmalıdır. Eklem bozuklukları, bel kemiği, kemik hastalıkları ve diğer romatizmal deformitellerde göl içinde yapılan hareketlerin tedavideki değerli katkıları unutulmamalıdır.
Suyun, kaldırma kuvveti zayıflamış kasların daha verimli çalışmasını sağladığı gibi kasılmaları çözer, ağrı üzerinde yatıştırıcı etki yaratır. Sürmenaj tedavisi için de uygun ortam yaratır ve böbrek üstü bezleri üzerinde uyarıcı etkisiyle harika bir sağlık kaynağıdır.