AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > ON YIL ÖNCE AHLAT GAZETESİ
ON YIL ÖNCE AHLAT GAZETESİ

                                           NİSAN 2000 SAYI: 13

SELÇUKLULARDA HEYKEL SANATI…

Nurdane ÖZDEMİR-Araştırmacı Yazar

İslamiyet’in benimsenmesinden sonra, öteki sanatlarda  olduğu gibi heykelde de insan ve hayvan  figürlü betimlemecilik bırakılmış, yapılanlar ise  daha sonra kırılmıştır. Mimarlığa bağlı olarak süsleme özelliği ağır basan kabartmacılık, oymacılık, kakmacılık gibi sanatlar ön plana çıkmıştır. Süsleme amaçlı taş ve tahta işçiliği Anadolu’da genel İslam gelenekleri çerçevesinde sürdürülmüş, biçimlendirmedeki yorum farklılaşmıştır. Anadolu Selçuklu mimari yapılarında figürlü yada figürsüz taş işçiliği XIII. Yüzyılda büyük bir gelişme göstermiştir. Bu yüzyılda cephe ve özellikle portal güçlenmiştir. Süsleme amaçlı plastik sanatın, özellikle mimari cephelerdeki portal düzenlerine yansıyan vurgulu, taşkın motif çarpıcılığı gözlenir. Mimari cephedeki taş işçiliğinde portal düzenlerine yüksek kabartma tekniği ve yer yer figürlü plastik de karışmıştır.

Anadolu Selçuklu yapılarının etkili cephe düzenlemelerinde başlıca rolü oynayan portallar, anıtsal birer taş heykel bütünlüğü halindedirler. Fakat figürlü plastik için tek mimari yüzey alanı portal düzeniyle sınırlanmıştır. Mimarinin diğer bazı yüzey kesimlerinde de kabartma figürlere rastlanır.

Taş süslemenin cephede çok yoğun olduğu Selçuklu yapılarında, süsleme yine de ölçülü bir biçimde kullanılmış bütün yapı yüzeyini aralıksız kaplayan bir bezeme hiçbir zaman söz konusu olmamıştır. Selçuklularda yapılar için genel süsleme ilkesi özellikle taç kapı çevresinde yoğunlaşan kabartma taş süsleme, içerde ise mihrap dahil olmak üzere duvarların bir kısmı ile örtü sisteminin renkli, sırlı tuğla ve çoğunlukla çini mozaik ile bezenmesidir. Bunun yanı sıra çok nitelikli ağaç işçiliği, kapılarda ve minberlerde dikkati çeker. Alçı ve kalem işi gibi dayanıksız tekniklerin kullanılma yer ve şekilleri ise, örnekler iyi korunmadığı için kesin olarak bilinmemektedir. Anadolu’nun tüm yörelerinde antik dönemlerden beri süregelen taş yontma geleneği, hem süsleme hem de figüratif alanda zengin verilere sahiptir. Geometrik yada bitkisel “geçme” tezyinat ile düğümlü halat biçimleri, kabarık rozet motifleriyle birlikte genel tezyini düzen içinde yer alır, diğer bazı motifler düz yada almaşık tekrarlanma ilkesi içinde frizler yada bordürleri oluştururlar.

İslam sanatının ana ilkelerinden biri de figürsüzlüktür. İslamiyet’in kabulünden sonra, insan figürü görece az kullanılmıştır. Ancak özellikle Anadolu Selçuklularında ve İlhanlılarda figürlü bezemeye, insan ve hayvan kabartmalarına oldukça sık rastlıyoruz. Anadolu Selçuklu mimarisinde sultan ve saraydakiler, kaftan giymiş ve bağdaş kurmuş otururken işlenmiştir. Bu figürler, dolgun yanaklı, çekik gözlü, ince burunlu, küçük ağızlı ve uzun saçlıdır. Konya’da eski sur kapısının iki tarafını süsleyen, kanatlı ve uzun saç örgülü, başlarında süslü taçları ile iki melek figürü taş rölyefi, şimdi Konya İnce Minareli Medrese Müzesindedir.

Selçuklular ayrıca, daha önceki dönemlerden kalan heykelleri de bozmadan korumuşlardır. Geçen yüzyıldan kalan ve Konya Kalesini betimleyen kazı resimlerinde, sur duvarları üstünde antik dönem  heykelleri gösterilmiştir. Bunların yakın bir tarihte yok edildiği düşünülmektedir. Selçuklu yapılarında görülen geçme yada halak biçiminde yılan-ejder ile tek başlı kartal motiflerinin yanı sıra stilize aslan motifleri de Asya ve yakın doğunun tüm yörelerinde gelenekleşmiş olan plastik verilerdir. Bazen bitkisel motiflerle birlikte düzenlenen aslanlar, eski uygarlık dönemlerindeki inançların izlerini taşırlar. Bu motiflerin, soyut nitelikteki İslam dinsel anlayışına yabancı oldukları açıktır.

Serbest plastik nitelikte kütlesel biçimleri, büyük bir yaygınlıkla mezar taşları oluşturur. Taş işçiliğinin mimarlık dışındaki en geniş uygulama alanlarından biri mezar taşlarımızdır. Bunların çoğunun tarihi oluşu  ise tarihsiz başka yapıtların dönemlerini saptamaya yaradığından önem taşırlar.

Osmanlı öncesi toplu şekilde mezar taşlarının bulunduğu en ilginç mezarlıkları Ahlat’ta buluruz. Ahlat’taki ünlü Selçuklu nekropolünden bu yana, ölünün kimliğini ve bağlı olduğu sosyal kesimi belirten yazı ve işaretleri kapsar. Bir dantel inceliği ile yazı, rumi ve geçme motifleriyle işlenmiş olan bu taşlar  XII ve XV. yüzyıllara aittir ve bu yüzyılların bölgesel sanat karakterini göstermemelerinin yanı sıra, bir bölümlerinde ütü adlarının, diğerlerinde mezarlıkta yatanların kişiliklerini belirtmesiyle, aynı zamanda da önemli tarihi kaynaklardır.Kaligrafinin çok yaygın ve etkin örneklerle dolup taştığı Anadolu’da mezar taşlarının yanı sıra taş yazıtlar ve benzerleri de kabartma hat sanatı için uygun zeminler oluşturmuştur. Stel gibi yassı dikitlerde ve lahit geleneğine bağlı örneklerde kabartma süslere rastlanmaktadır.
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Yandaki harfi yazın, 'b' 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com