AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > ON YIL ÖNCE AHLAT GAZETESİ
ON YIL ÖNCE AHLAT GAZETESİ

Şahin ÖZYURT
AĞUSTOS  1994  SAYI: 3

  SORUNLARIMIZ…

DALDAN DALA

Birlik ve beraberliğin güzellikleri üzerine söylenmiş çok sayıda söz, yazı ve adı ne olursa bir çok şeyin yapıldığını hepimiz biliyoruz.

Yaşamımızın her safhasında, bu kavramları telaffuz etmek de hepimizin ortak yönüdür. Ülkenin birlik ve beraberliği… İnsanların birlik ve beraberliği gibi.

Peki bu kavramları bu kadar çok konuşuruz da gerçekleştirmek için neler yaparız. Aslında kime sorarsanız bir çok şey yaptığını söyleyecektir. Hatta bu konuda onun fikirlerini kimse desteklemedi diye de veryansın edecektir. Hayır! Lafla peynir gemisi yürümüyor. Artık bunu anlamanın, bunu gerçeğe uygulamanın zamanı gelmiştir. Bu birlik ve beraberlik konusu da nereden çıktı diyeceksiniz. Nerede? Ne zaman? Birlik ve beraberlik? Cevabım şu: Ahlat için Ahlat’ta ve her zaman.

Bu gün Ahlat, aşağı-yukarı ayrımcılığıyla çalkalanıyor, Ahlat’ta hastane yapılacak olur.

-Efendim Hastane aşağıya yapılsın.

-Ne münasebet Yukarıya kurulmalı.

Gibi hiçbir anlam taşımayan laflar edilir. Sanki birisi Ahlat’ta diğeri değilmiş gibi. Unutmamak gerekir ki iki ayrı merkez oluşturulmuş olmakla, Ahlat ikiye bölünmüş demek değildir. Zamanında böyle bir iş yapılmış, biz bunun yapılmasının yanlışlığını, doğruluğunu tartışacak değiliz. Bize düşen (iki merkez olsa da) Ahlat’ı bir bütün olarak düşünmek, fırsatlarımızı bir bütün olarak değerlendirmektir. Yoksa Ahlat’a gelen yatırımları, aşağı-yukarı ayrımcılığıyla geri göndermek kimseye yarar sağlamaz.

            Ahlat’ın neresine yatırım yapılırsa yapılsın bundan yararlanacak olan Ahlat’ın tamamıdır. Ahlat’ın aşağısı-yukarısı hiçbirşeyden tek olarak  yararlanamaz. Sanki Hastane’nin yukarıya yapılması, aşağıdaki insanı veya Belediye’nin aşağıda olması yukarıdaki insanı mağdur ediyormuş gibi yanlış fikirlerin kafalardan silinmesi gerekmektedir. Yukarıda oldu, aşağıya çok uzak oldu diyen insanlar veya aksini savunanlar bir de karşı taraf açısından olaya baksalar, bakmayı becerebilseler, gereksiz konuştuklarını anlayacaklardır. Şimdi herkese soruyorum. Bir iş yapacak olsanız ve bu iş için tesis  kurmanız gerekirse işinizi nereye kurardınız? Herhalde cevap “En uygun yer neresi ise oraya” olurdu. Öyleyse bırakalım da Ahlat’a yapılacak yatırımlarda da en uygun yer neresi ise yatırım oraya yapılsın. Yerin aşağısına yukarısına uzmanlar karar versin, biz karışmayalım.

            Sevgili hemşehrilerim, gelin hep beraber Ahlat’a Ahlat yapacak her türlü işte birlik olalım. Ahlat’ı Ahlat yapmaktan kastım şu: Yıllar boyu her zaman, her yerde, her Ahlatlı, bir yerlerde Ahlat’ı anlatırken, Ahlat’ın o devasa, ihtişamlı dönemlerinden gururla bahseder. Fakat şunu unutmamak lazım ki Ahlat artık o dönemlerdeki gibi koca bir şehir değil. Ahlat, 16.000 nüfuslu bir yer artık (üzülerek söylüyorum). O eski büyük Ahlat’ı bugün de yaşayabiliriz. Bunun imkansız olduğunu düşünebilirsiniz. Belki de. Fakat şunu aklımızdan çıkarmayalım ki hiçbir şey imkansız  değildir. Ahlat’ın bugünkü konumu ve içinde barındırdığı kaynakları harekete geçirmenin zorunluluğu ortadadır. Bunları bulmak, yakalamak ihtiyaçları tespit etmek ve gidermek bizim sorumluluğumuzdadır. Yaşadığımız kentte nelerin eksik olduğunu tabii ki biliriz Bunlar neler olabilir? Ben küçük bir örnek vereyim: Et: Yarım saat  veya bir saat içinde etinizi aldınız, aldınız, alamadıysanız o gün eti unutun. Aldınız diyelim acaba isteğiniz gibi mi? Kuş başı lazımken şansınıza kaburgalı et geldiğine üzülmezsiniz tabi. Çünkü eti almış olmak büyük mutluluktur. Bu kara mizahtır. Kasabı, manavı, bakkalı, mağazası doğru, iyi ve en önemlisi müşterisine saygılı satışa yöneltmek bizim görevimiz. Bunun gibi bütün diğer işlerimizde üstümüze düşenleri yapalım. Göreceksiniz bugün dışarıdan getirmek zorunda olduğumuz ihtiyaçlarımızı Ahlat’tan karşılayabileceğiz. Sonuçta Ahlat’ta ticaretin canlanması için uğraşmalıyız ki Ahlat’ta kalkınsın. Bir şeye dikkat edelim yalnızca Ahlat’ta da yeni bir iş yapmaya kalkanlara köstek değil, destek olalım. Veya başka bir şekilde söylemek gerekirse herkes aynı işi yapmak zorunda değil. Çünkü sonuçta o iş artık kabak tadı verir. Kimse iş yapamaz yani Ahlat’taki bakkal ve kahvehane enflasyonuna son vermenin zamanı geldi ve geçiyor. En iyi ticaret, olanı yapmak değil yapılmayanı yapmaktır.

            Yazımı bitirirken son söz olarak şunları söylemek istiyorum, üzerimizdeki ölü toprağını silkinip atalım ve artık bize yani Ahlat’lıya yakışır olan büyük Ahlat’ı hep beraber elele vererek yeniden yaratalım. Bu dönemde yapabileceklerimizin en iyisini yapalım. Ahlat’ı layık olduğu yere taşıyalım, çocuklarımıza büyük Ahlat’ı miras bırakalım…

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
(d) Parantezin içindeki harfi yazın? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com