|
OCAK 2001 SAYI 14
AHLAT BASTONU
Nihat TAŞ
Baston hasta ve yaşlıların ayakta durmalarına ve yürümelerine yardımcı olan, destek sağlayan, başı şekilli ve süslü bir araçtır. Günümüzde baston yaygın olarak, Devrek, Ahlat, İstanbul, Kahramanmaraş, Gaziantep, Trabzon illerinde üretilmektedir. Ahlat Bastonu tarihi bir misyonu üstlenen adıyla özdeşleşmiştir.
Ahlat Bastonunun bilinen tarihi, Hamza Usta adlı Ahlatlı bir usta ile başlamaktadır. Hamza Usta, İstanbul’da eğitim görmüş ve burada bir süre çalıştıktan sonra Balıkesir ve Havran, Edremit ve Burhaniye ilçelerinde bir süre çalıştıktan sonra rahatsızlanınca 1940 yılında memleketi olan Ahlat’a dönmüştür.
Ahlat’a döndüğünde geçmişin izlerinden esinlenerek baston yapımını canlandırmıştır. Parlak geçmişinde önemli bir yeri olan mobilyacılık sanatı önemini yitirmeye yüz tutunca baston üretimi hızlı bir gelişim süreci içine girmiştir. Kaybettiği önemini yeniden kazanmış, yurdun her yerinden sipariş edilen önemli bir meta haline gelmiştir. Talebi karşılamak maksadıyla baston imalatına hız verilmiş bu nedenle yeni ustalar yetişmiştir.
Yapım tekniği göz önüne alınırsa dikkat ve sabır isteyen, zaman alıcı bir el sanatıdır bastonculuk. Ceviz ağacının baston haline gelinceye kadar geçirdiği evreler, çok çeşitli ve zahmetlidir. Bu nedenle baston ustalığına ilgi duyanların sayısı fazla değildir.
Ana malzemesi ceviz ağacı olan Ahlat bastonunun yapım aşaması ceviz kerestesinin doğal kurumaya bırakılması ile başlar. Doğal olarak kurutulan ceviz kerestesinin kurutulma aşaması yaklaşık olarak bir sezon sürer. Kurutulan kereste ham baston boyutunda kesilerek uzun süren kış ayları boyunca kapalı alanlarda emek, göz nuru, sabır ve sevgi ile yoğrularak ele alındığında hayranlık uyandıracak bir şekil alır.
Ceviz keresteden sonra en önemli diğer malzeme ise koç, öküz ya da manda boynuzudur. Boynuz bastona canlılık ve sağlamlık imajı verir. Boynuz el tutma yeri ile yere basan kısma konur. Böylece yere basan kısım kolay aşınmaz.
Ahlat bastonunun ahşap ve kemik kısımlarının dışında en çarpıcı özelliği cilalanmasıdır. Cila işlemi de hayli meşakkatlidir, sabır ister. Bu sabrı gösteremeyen ustaların ürettikleri bastonlar prestij kaybına neden olurlar…
Özellikle de doğal cila yerine vernik kullanılması son derece mahsurludur. Kısa sürede kabarıp dökülen vernik görüntü kirliliği meydana getirmektedir.
Ahlat bastonunun en temel özelliği süslemeye tabi tutulmamasıdır. Ceviz ağacının renk ve deseni, baş şekilleri ve başa işlenen motifler yeterli görüldüğünden gövdeye herhangi bir süs konulması estetiğini bozduğundan bu yola gidilmemektedir.
Ahlat bastonuna ününü kazandıran bu sadeliğidir. Zira süslemeleri ile ün yapmış başka yörelere ait bastonlar mevcuttur. Sadeliktir asıl olan, bu sadeliği bozma girişimleri Ahlat bastonuna kozmopolit yapay bir sıfat vermektedir.
Ahlat bastonunun turizmin önem kazandığı günümüzde önemli bir gelir kaynağı haline dönüştürülmesi için geç kalındığı bir gerçektir. Bunu çeşitli yollarla yapmak mümkündür. Özellikle yerel yönetimlere birinci derecede önemli görevler düşmektedir. Daha sonra sivil toplum kuruluşları ve kooperatifleşme akla gelmektedir.
Bugüne kadar baston ustalarının organize olup kooperatifleşme sürecine girememeleri bir yönlendiricinin bulunamamasından ileri geldiği anlaşılmaktadır. Yerel yönetimlerin de bu konuda bir girişimlerinin olduğu görülmemiştir. Gerek yurt içi gerekse tüm dünyada kendilerine özgü hediyelik eşya üreten kentlerin sayısı oldukça fazladır. Son dönemlerde bunların çoğunun Ahlat bastonu gibi tarihi bir geçmişinin olduğu söylenemez. Çünkü bunu bir ticari getiri aracı olarak görme eğilimli ağır basmaktadır.
Oysa elimizde böylesine önemli bir tarihi geçmişi bulunan, hiçbir reklam aracı kullanmaksızın adını ülke sathına duyuran Ahlat bastonunun küçük bir gayretle kısa bir süre içinde adını tüm dünyaya duyurabilmek bu kadar basit ve kolayken, buna duyarsız kalmak ya da bunu başaramamak gibi bir durumu kabullenmek mümkün değildir.
Artık zamanı gelmiştir, Ahlatlıların bunu başarmaları gerekmektedir. Bu konuda kime görev düşüyorsa herkes görevini yerine getirmelidir Bunun için tek eksiğin dayanışma olduğu açık seçik görülmektedir.