|
Mısra Selin MORGÜL
10 Yıl önceydi babama içimdeki koCaman sevgimi anlattığım ilk şiirim.
10 yıl sonra,
Belki on kAt daha fazla beslenmiş duygularımla,
Yaşanmışlıklarımla,
Paylaştıklarımızla, ulaştıklarımızla, yitirdiklerimizle…
Babamlayım…
Kelimelerin mahcup kifayetsizliğiyle,
BeNi yetiştiren insan için yetiştirip,gururlandığım
Benden daha büyük, belki daha anlamlı
Daha göz dolduran, iç sızlatan, mutluluk veren sevgimle,
10 yıl sonra
Değişen hayatlarIn değişmeyen tokluğuyla,
Dostumlayım…
KahramanıMdı, karanlıktan korkmayan
Güçlü atak ve coşkulu.
Şimdi yaşayan bir efsane
Dingin, derin ve daha duygulu,
Onu daha net anlıyorum,
Şaşırıyorum, yaşıyorum anlattıklarını,
Hayatı öğretiyormuş,
Öğreniyormuşum 10 yıl önce seslice
Öğreniyorum hala içimden,
Düşüne düşüne…
BaBam…
Gururum…
İsmini şerefle taşıdığım atam,
Gözlerimi dolduran resim,
Ne zaman seni düşünsem içlice,
Ne zaman yazsam sana iki satır,
İçim de dolar gözlerim gibi,
İçim çokça dolar şimdiki gibi,
Ne zaman bir kız çocuğu görsem annesiyle
Yüreğim gAripsemez,
Ateşlenmez duygularım
Babasıyla gördüğümdeki gibi.
Babam…
Yıllarca dinledim seni
Bazen usul usul,
Bazen asice, Bazen sana hiç çaktırmadan,
Öğrettiklerin ben oldu,
Öğrettiklerin, öğrettiklerim oldu.
Hayatı ıskalama,
Çalış boş durma,
Çok uyuma,
İşine erken başla,
Bir işi yapmadan başka işe başlama,
Küçük hedefler koymA,
Arabayı hızlı kullanma,
Camları sonuna kadar açma,
Her şeye burun kıvırma,
Ukala olma,
Taklidimi yapma,
Pısırık durma,
Yüz, korkma,
Ama fazla da açılma,
Başını serin tut,
Ama yalın ayak dolaşma,
Sanatı sev, kültürünle yaşa,
Sır sakla; ama benden saklama,
Bakımlı ol; aMa fazla makyaj yapma,
Bu liste çok uzar, ama bana dediğin
Konuş, fakat abartma…
Babam…
Kıymetle babam.
Anlamını sana anlatamam.
Benim mısralarım senin bana dokunduğun kadar dokunmaz ki sana.
Yaşattıklarınla buradayım.
Kabul et
Bu sana ufak bir armağanım
Büyüttüğün, yetiştirdiğin
Senin mısranın…
msm…2009
MİNİK BİR ÖYKÜ!..
Bu öykü, bir babanın para ve değerli bir eşyayı kaybettiği için 5 yasındaki kızına ceza verdiği zaman yaşandı…
Paranın bulunmadığı zor zamanlardı. Özel bir gündü, küçük kız babasının yanına gelerek bir kütü uzattı ve “Babacığım, bu senin için !..” dedi. Babası hoşnut bir şaşkınlıkla baktı, ama kutunun boş olduğunu görünce çok alındı. Çok kaba bir şekilde: “Hediye vermek istediğinde kutunun içine bir de hediye koyman gerektiğini bilmez misin sen?..” Küçük kız yaş dolu gözlerle aşağıdan yukarıya bakarak: “Baba o kutu boş değil. O kadar çok öpücük koydum ki içine, ağzına kadar dolu…” dedi. Babası o an ne büyük bir hata yaptığını anladı, çömeldi, kızını kolları arasına aldı özür diledi.
Hayatının geri kalan kısmında Baba bu kutuyu hep başucunda sakladı ve kendini her kötü hissettiğinde veya kendini kalpsiz biri olarak hissettiğinde, kutuyu açar kızının içine ne kadar çok sevgi doldurduğunu hatırlayarak içinden bir öpücük alırdı…
Hepimizin içinin çocuklarımızın, ailemizin, arkadaşlarımızın ve Tanrı’nın sonsuz sevgi ve öpücükleri ile dolu birer kutumuz var…