|
KALP KRİZİ
İnsanlığın en büyük sorunu kalp krizi. Tüm dünyada sadece kalp ve damar hastalıklarından yılda 17.5 milyon kişi hayatını kaybediyor. Bu sayının 2020 yılında 25 milyona çıkması bekleniyor. En büyük ölüm nedeni olarak gösterilen bu sorunun kadın, erkek, zengin, fakir, yaşlı ya da genç, herkesi tehdit ettiğini söyleyen uzmanlara göre kalp ve damar hastalıkları insanlığın ve Türkiye’nin en büyük meselesidir.
Her yıl sayısı artan ülkemizde 2 milyonu aşan kalp ve damar hastası bulunmaktadır. Bu sayıya her yıl 250 binden fazla yeni hasta katılmaktadır. Bu paralel olarak ülkemizde her yıl 200 bin civarında kalp ve damar hastası hayatını kaybediyor. Ülke nüfusunun yüzde 12’sini etkisi altına alan kalp ve damar hastalıkları ülke ekonomisini de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle birçok kişi iş görememekte ve üretime katılamamaktadır.
Uzmanlar bu tehlikeli ve öldürücü hastalığın temelinde yer alan en önemli etkenlerden birinin stres olduğunu belirtiyorlar. Özellikle ülkemizde sosyo-ekonomik koşulların tetiklediği strese. Kent yaşamımızdaki güvensizlik. İşsizlik ve trafik de eklenince kalp ve damar hastalıkları iyice kendisini göstermektedir.
Stresin yanında sigara kullanımı da riski artırmaktadır. Tüm bunların yanında hareketsiz yaşam, bünyeye uygun spor yapmama gibi nedenler de kalp ve damar hastalıkları riskini artırmaktadır.
Şimdi de kalp krizinden korunmanın yollarını irdeleyelim. Ülkemizde ve dünyada 1 numaralı ölüm sebebi olan kalp krizinden korunmanın iki yolunun olduğu belirtilmektedir.
1.İlaçsız Korunma:
Sağlıklı ve uzun yaşamayı bir yaşam felsefesi edinip, yediğimize, içtiğimize dikkat ederek ve düzenli bir yürüyüş programını hayatımıza 20’li yaşlardan başlayarak tam, sağlam ve kalıcı bir şekilde monte etmemiz gerekmektedir.
2.İlaçlı Korunma:
Kalp krizlerini engellediği kesin bir şekilde kanıtlanmış çeşitli kalp ilaçlarını bir arada kullanmak.
Hastanın risk düzeyine göre bu bazen bir tane, bazen de daha çok ayrı ilacın bir arada kullanılması şeklinde olabilmektedir. Her ne kadar başlangıçta ilaçla korunma altına alınmak insanlarda tepki alsa da bu en etkin, güvenli ve gerçekçi bir korunma yöntemidir.
Özellikle düzenli olarak uzun süre 5-15 yıl arası bu ilaçların kullanılması halinde kalp krizi, ve bunun yanında felç ve kalp yetmezliği konusunda ciddi oranlarda yani yüzde 80-85 oranında bir iyileşme söz konusu olabilmektedir.
Uygun kişilerde kalp ilaçları üzun süre düzenli kullanıldığında o toplumun tamamında çok ciddi boyutlarda kalp korunması sağlanacağına kesin gözü ile bakılmaktadır.
Sevindirici bir durum da bu ilaçların çok uzun yıllar kullanılması durumunda ciddi bir yan etki oranının çok düşük olmasıdır. Öte yandan tüm dünyada mevcut durumda 100 milyondan fazla insanın kullanmaya devam ettiği bu ilaçların ülkemizde uygun kullanımı yüzde 5-10 gibi çok düşük oranlardadır.
Eksik bilgilendirme ve toplumumuzdaki yan etki endişesi bu hayat kurtaran ilaç kullanımındaki en büyük iki engeli oluşturmaktadır.
Kalp krizlerinin engellenmesinde en önemli girişimler ise şunlardır.
1.Tansiyonunuzun 20’li yaşlardan itibaren ömür boyunca kontrol edilerek 11/7-12/8 bandında tutulması.
2.Kanda oluşan kötü huylu kolesterolün yine ömür boyunca kontrol altında 50-60 mg düzeyinde tutulması.
Bu iki koşul ilaç kullanımı sayesinde olacaktır.
Sonuç olarak:
1.Modern kalp ilaçları kalp krizlerini çok ciddi bir şekilde engeller.
2.Faydası kanıtlanmış ilaçlar yeterince kullanılmamaktadır.
3.Koruyucu kalp ilaçlarının yan tesir ve maliyet sorunları aşılmıştır.
4.Hekimlerimiz ve hastalarımız yeterli bilgi düzeyine eriştiğinde kalp krizlerinde yüzde 80 dolayında bir azalma beklenebilir.
Ülkemizde her yıl 400 bin kriz olgusu, kısa süre içinde 70-80 bin düzeyine indirilebilir.
Sağlıklı günler dileriz…
ŞEKER
Kilo almayıp sağlıklı bir kilo aralığında kalmak, en etkili önlemdir. Fazla miktarda unlu şekerli nişastalı yiyecekler yememek ve karbonhidratlı yiyeceklerden uzak durmak gerekiyor.
Sebze, meyve ve bakliyat gurubu yiyecekleri düzenli olarak yemek de koruyucu bir önlem olarak gösterilmektedir. Düzenli egzersiz yapanlarda şeker hastalığına daha az rastlanıyor. Bir önemli husus da stresin şeker hastalığına yakalanmayı kolaylaştırdığıdır.
Sağlıkla kalın.