SAĞLIĞINIZ ÖNEMLİDİR…
SARIMSAK YARARLI MIDIR?…
Sarımsağın kalbe iyi geldiği ve kan basıncını düşürdüğü biliniyordu. Bilim insanları şimdi arımsağın üzerindeki olumlu etkisinin zehirli bir gazla ortaya çıktığını buldu.
Bilim insanları, bugüne kadar bilinen ama bir türlü açıklanamayan iyileştirici etkisinin gizini çözdü. Buna göre sarımsak içindeki kimyasal maddeler, alyuvarlar tarafından hidrojen sülfata dönüştürülmekte. Hidrojen sülfat damarları gevşeterek, bedendeki kan sirkülasyonunu iyileştirmektedir diyor bilim insanları. Öte yandan sarımsak yüksek kan basıncı, yüksek kan yağı ve diğer faktörlere bağlı kalp hastalıkları riskini düşürmektedir. Sarımsağın çok tüketildiği toplumlarda bu nedenle yüksek kan basıncı sorunları daha az yaşanmaktadır.
Diğer araştırmalardan da anlaşıldığı üzere dönüşüm süreci alyuvarların zarlarında işlemektedir. Araştırmacılar, sarımsak kokusunu sevmeyenlerin ise sarımsak tabletlerinden yararlanabileceklerini öneriyorlar…
KANSERE YENİ ÖNLEM…
İngiliz bilim insanları, ilk kez sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yok eden bir tedavi yöntemi geliştirdiklerini açıkladılar. Onbir yıl gibi uzun bir süre üzerinde çalışıldığı belirtilen bu yeni yöntemin fareler üzerinde yapılan deneylerde olumlu sonuç verdiğini kanıtladılar. Bu yeni yöntemin akciğer, prostat ve çeşitli kanser türlerinde de etkili olmasını beklediklerini ifade ettiler. Bu yeni yönteme göre, hastaya verilen ve vücudun doğal savunma sisteminin parçası olan antikorlar, doğrudan tümörlü bölgeye yerleşiyor ve ultraviyole ışınlarıyla harekete geçerek tümörü yok ediyorlar. Araştırmayı yürüten uzmanlar, yöntemin sadece tümörlü bölgeyi hedef alması nedeniyle radyoterapi ve kemoterapi gibi kanser hücrelerinin yanı sıra sağlıklı hücrelere de zarar veren ve yan etkileri bulunan diğer kanser tedavi yöntemlerinden daha sağlıklı sonuç vereceğini savunuyorlar.
İnsanlar üzerinde önümüzdeki yıl denenecek olan bu yeni yöntem için İngiliz bilim insanlarının, ilk etapta cilt kanserinin tedavisinde kullanacakları belirtildi. Başarılı olması halinde, bu yeni yöntemin 10 yıl içinde yaygın olarak uygulanacağı ve radyoterapi ve kemoterapi gibi tedavi yöntemlerinin artık kullanılmayacağı belirtiliyor. Bu gelişme ise kanser tedavi yönteminde yeni bir çığırın açılacağı müjdesini vermektedir.
NAR SUYU PROSTAT’IN İLACI
Nar insanları yaşlanma, Alzheimer, kanser, kalp, artirit hastalıklarından ve hatta henüz doğmamış bebekleri beyin hasarlarından koruyor. Prostat kanseri hastalarında kanda PSA düzeyi önemli ölçüde artış göstermektedir. Bilim insanları, nar suyu içen prostat kanseri hastalarında ameliyat veya radyasyon aldıktan sonra kandaki PSA düzeyinin 54 ay sonra iki katına çıktığını açıkladılar.
Araştırmacılar nar suyu içmeden önce PSA düzeyinin daha hızlı arttığını, 15 ayda iki katına çıktığını bir diğer ifade ile nar suyu içen hastalarda PSA artış hızının %35 oranında azaldığını saptadılar. 65 ila 70 yaşlarındaki prostat kanseri hastalarında nar suyu kanserden ölme riskini azaltmaktadır. Bilim insanları bu hastalara verilen hormon veya ilaç tedavisinin zararlı yan etkilerini bu uygulama ile önlemeyi ya da geciktirmeyi ummaktadırlar.
Prostat kanseri hastalarının serumlarında nar suyu uygulamasından sonra kanser hücrelerinin çoğalmasının %12 oranında azaldığı saptanmıştır. Ayrıca nar suyu uygulanan serumlarda uygulanmayanlara göre programlı hücre ölümünün %17 oranında uyarıldığı da belirlenmiştir. Bundan başka nar antioksidan düzeyi son derece yüksek bir meyvedir ve bu da inflamasyonun prostat kanserindeki önemini ortaya koyan bir başka gösterge olduğunu belirtiyor bilim insanları.
GÖZ KANAMASI KÖRLÜK YAPABİLİR
Şeker hastalarının önemli sorunların başında gele göz içi kanamaları, tedavi edilmediği takdirde körlüğe neden olabilmektedir. Bilim insanları, şeker hastalarının herhangi bir göz şikayeti olmasa bile, yılda en az bir kez göz doktoruna başvurmaları gerektiğini belirterek zamanında yapılacak tedaviler, özellikle de erken dönemlerde lazer tedavisi ile körlüğün önlenebileceğini, halk arasında bilinenin aksine bu tedaviden korkulmaması gerektiğini belirtiyorlar.
Bilim insanları, şeker hastalığının damar sistemine zarar veren bir hastalık olduğunu, bu nedenle şeker hastalığına bağlı görme kaybı, gözün retina tabakasında kanama, ödem ya da sıvı birikimi görme hücrelerinin yapısını bozacağından, daha sonra gelişen ince yapıdaki yeni damarların kanlanmasına neden olacağına işaret ediyorlar. Damarları su hortumu gibi varsayarsak hortumlar gibi damarlarında aşınabileceğini, patlamaları durumunda yalnızda gözde değil diğer organlarda da tahribat yapabilecekleri belirtiliyor…
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.