|
BEHÇET HASTALIĞI
Kronik, sistemik, iltihaplı bir hastalık olan Behçet hastalığının nedeni tam olarak bilinmiyor. Hastalık ağızda ve cinsel bölgede yaralar, deri, göz, eklem, sinir sistemi, mide barsak ve damar belirtileriyle kendini gösteriyor. “İpek Yolu” olarak bilinen bölge üzerinde yaşayan insanlarda sıklıkla görülmesine karşın, tüm etnik gruplarda da görüldüğü belirtiliyor.
Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmediği için tedavisi genellikle hastanın klinik belirtilerine yöneliktir ve bağışıklık baskılayıcı ilaçlardan yararlanılmaktadır. Alevlenmeler ve düzelmelerle seyreden bu hastalık zaman içinde belirtilerin hafiflediği veya kaybolduğu devreler de göstermektedir.
YALNIZLIK AKLA ZARAR…
Bilim insanlarının yaptıkları araştırmalar sonucunda yalnız yaşayan insanlarda demans ve Alzheimer gibi hastalıkların daha fazla görüldüğü belirlendi. Yaklaşık olarak elli yıl yalnız yaşayan insanlarda bilişsel zayıflık riski diğer insanlara oranla yüzde elli daha yüksek çıktı.
Orta yaşlarda boşanıp veya dul kalan ve yeni ilişki kuramayan insanların durumu daha da kötü. Daha ileri yaşlarda bu kişilerde bunama riski diğerlerine oranla üç kat daha yüksek tespit edildi.
Bu durum erkek ve kadınlarda farklı sonuçlar verdi, buna göre erkeklerin kadınlara oranla daha büyük bir tehdit altında olduğu ortaya çıktı.
ÖLÜMSÜZLÜĞE DOĞRU MU?..
Bilim insanları dur durak bilmeksizin çalışarak insanoğlu için yeni buluşlara imza atıyorlar. Buna göre ölümsüzlüğün sırrını 20 yıla kadar çözebileceklerini öne süren bilim insanları, gittikçe gelişen nanoteknoloji sayesinde insan ırkı 20 yıl içinde ölümsüzlüğe ulaşacak.
İnsan vücudunun ve genlerin her geçen gün daha iyi anlaşıldığını söyleyen bilim insanları nanoteknolojinin 20 yıl içinde insan hayati organlarının yerini alabilecek düzeye ulaşacağını belirtiyorlar. Şu anki teknolojinin bile insanın bazı organlarının işlevlerini üstlenecek düzeyde olduğuna dikkat çeken bilim insanları “yapay pankreasları” ve “ sinir imlantasyonu”nu örnek gösteriyorlar.
Gelecekte nanoteknoloji tarafından geliştirilen yapay hücrelerin insan hücrelerinin yerini alacağını ve bu hücrelerin insan hücresine göre 100 kat daha verimli olarak çalışacağını öne süren bilim insanları, bu yapay hücreler sayesinde insan vücudunun yeniden programlanabileceğini ve yaşlanmanın durdurulabileceğini iddia ediyorlar.
Bilim insanlarına göre 25 yıl içinde insan hiç nefes almadan 15 dakikalık bir olimpik koşuyu tamamlayabilecek düşeye erişecektir.
D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ
KALBİ VURUYOR…
Bilim insanları, kandaki D vitamini düzeyi ile 65 yaş üstü ölüm oranı arasındaki ilişkiyi incelediler. 3 bin 400 kişinin kan örneklerinin analizi sonucunda, D vitamini oranı düşük olanların kalp hastalıklarından ölme riskinin diğerlerine göre üç kat daha fazla olduğu tespit edildi.
Bilim insanları D vitamini takviyesinin kolaylığına dikkat çekerek, bu şekilde daha rahat bir yaşamın sürdürülebileceğini belirttiler.
ÇİKOLATA KALP KRİZİ RİSKİNİ AZALTIYOR…
Bilim insanları, çikolatanın kalp krizinin ardından görülen komplikasyonlara bağlı olarak görülen ölüm riskini azalttığını belirtiyorlar.
Geçmişte kalp krizi geçirmiş 45-70 yaşları arasındaki bin 169 kişiyi 8 yıl boyunca gözlemleyen bilim insanları, hiçbiri diyabet hastası olmayan bu insanlara haftada en az iki kez çikolata yiyen kalp hastalıklarından ölüm oranlarının hiç yemeyenlere göre 3 kez daha as olduğunu ortaya koydular…
AKCİĞER KANSERİNE
YENİ BİR UMUT…
Bilim insanları akciğer kanserinin gelişiminde önemli rol oynadığına inanılan bir molekül keşfettiler.
Sigara kullanmayan akciğer kanseri hastalarına yapılan testlerde MIR-21 adlı bir molekül seviyesinin yüksek olduğunu tespit ettiler. Bu moleküle yapılan müdahale sonucunda, akciğer kanserine karşı daha etkin bir tedavi yönteminin geliştirilebileceği sonucuna ulaştılar.
PROSTAT’A
VİRÜS MÜ YOL AÇIYOR?..
Hayvanlarda kansere sebep olan bir virüsün ilk kez insan prostat kanseri hücrelerinde de görülmesi bilim insanlarını yeni arayışlara yöneltti.
Uzmanlar inceledikleri 200 kanserli prostatın yüzde 27’sinde farklı bir virüse rastladılar. Bu virüsün hayvanlarda lösemi ve diğer tümörlere yol açtığını biliyorlardı. Aynı virüsün insanlarda kansere sebep olup olmadığını bilmedikleri için bunu belirlemek üzere kolları sıvayarak yeni çalışmalara başladılar…