|
BÖYLE DİYOR…
Kimi inkar etti, kimi terk etti,
Çok şey apardılar özümnen menim.
Kimi de ardına bakarak gitti,
Süzüldü yaşlarım gözümnen menim.
Kimi uzun dedi menim kışıma,
Kimi de su kattı pişmiş aşıma.
Men kendi halımda, kendi başıma,
Kül kaldı ataşdan, közümnen menim
Kazma vurup burçlarımı yıktılar,
Ne tuttular ne de sahip çıktılar.
Velhasıl cümleye iki sözüm var,
Hayır yok oğlumnan kızımnan menim.
Hele gel bir gör ki men ne haldayam,
Hayra gidersem gidem men buradayam.
Bin türlü derdim var men nece sayam,
Kimse üzülmesin üzümnen menim.
İster hatırlayın ister unutun,
Diyemem kimseye elimnen tutun.
Kurudu sularım bitmiyor otum,
Bayırımnan menim, düzümnen menim.
Men Kubbet-ül İslam denen bir şehir,
İnan ki bin yıllık ceddin mendedir.
Geli meni hatırla, gel kalbime gir,
Derman kesilmeden dizimnen menim.
Ahmet Turan KAZGÖL
GÜLLER…
Betona tutsak
Yele yenik mi deniz?
Geceyi yırtan ellerimiz
Zincire güler.
Dala kırgın
Ala vurgun mu yaprak?
Elleri tükenmeyesi toprak,
Çapaya güler.
Kabuğa kilitli,
Özgürlüğü yadırgı mı çekirdek?
Soluğu kokulu çiçek,
Dikene güler.
Tele yağı,
Ele köle mi perde?
Yürek kesilen tekne,
Tezeneye güler.
Prof. Dr.Nihat BOYDAŞ
NAMÜTENAHİ SORGU
Dostluk, kadifeden bir gece,
Dost için yanmak, dönülmeyesi yol…
Ve nedamet, ıslıktan bir bilmecedir ay dost!
Katı olur Haziran’ın ayazı.
Ve Temmuz’da, kar yamaçları sarsıyorsa,
İkindi vakitlerinde,
İki yüzlü bir cin tutuyorsa köşe başlarını,
Lambalar da sönmüş demektir…
İtilen kapıları açardı yüzsüzlük,
Ve rehavet duvarlardan taşardı.
Hiçlikten gelen ses pencereleri yakar,
Kıymetli taşlarla döşenmiş bir taç,
Baştan başa gezerdi.
Sadakat, kaşlarından inerdi.
Dostluk,
Savaşlarda vurulan sancaktar gibi…
Elde avuçta ne varsa…
Ya bir dilim ekmek,
Ya bir baş soğan…
Ve şimdi,
Nedamet, ıslıktan bilmeceyi çözüyor,
Elde kağıt kalem…
Yanılası cehennemlerde kor suların iltifatı...
Ya şimdi biterse,
Evet ya,
Biterse…
Dostluk da yiterse,
Ya yiterse,
Kan dolmaz mı gömleğimin cebine?
Ya şimdi kim inanır,
Savaşlarda omuz omuza ölenlere?
Ağustos’ta hava buz kâsesi,
Hava harman,
Toz toprak,
Karman çorman…
Ve nedamet, ıslıktan bir bilmece…
Dostluk, kadifeden bir gece.
Dost için yanmak, dönülmeyesi yol…
Cüneyt GÜNDOĞDU
BİR ŞEY Kİ…
İncecik belin
Şöyle bir kalçan varken
Göğsün sıkılmaz da
Nasıl durulur
Bir şey ki
Okşasan öpsen
Dişlesen yesen
Ne yapsan olur
Kenan Mümtaz AKIŞIK
GÖZLERİM İSYANKAR
Güzel gözlerinde kendimi buldum,
Derin bakışların tutsağı oldum,
Uyanmaz denilen rüyaya daldım,
Bir daha uykudan uyanmaz gözüm.
Lal oldu dillerim çağlar akar mı?
Gözüm tutsak başka göze bakar mı?
Yüreğime gömdüm daha çıkar mı?
Her zaman tazedir içimde sızım.
Yaratanın hikmetine sözüm yok,
Sapladı kanatan sevgi adlı ok,
Ben de aşkın tüm aşklardan daha çok,
Yangınlar harlandı, sönmeye közüm.
Gözlerim isyankar, derin yatamam,
Çırpınmak boşuna söküp atamam,
Kendim yasak koydum elin tutamam,
Kadere küskünüm tükendi sözüm.
Dertli türküleri söyleyip durdum,
Dağları eritti tükenmez derdim,
Elime şer koydum kararlar verdim,
Dokunmak imkansız, çalamam sazım.
Kaderdir inandım, kurtulmak olmaz,
Bilirim bu sevgi içine dolmaz,
Yalvardım yaradan canımı almaz,
Ezelden karaymış hep alın yazım.
Gevher ALADAĞ
Bu çileli toprak, bu hava, bu su,
Beni candan eder, başım uğrunda.
Sevda çekenlerin, olur mu ki uykusu?
Kahrolur dururum, senin yolunda.
Uykuları haram ettim savurdum,
Ne usandım, ne yoruldum, ne durdum.
Gurbette yaşadım, aradım, sordum,
Uğruna baş koydum, sevda yolunda.
Sen benim toprağım, anam-yârimsin,
Şu açık sineme, hep kokun sinsin.
“BİTLİS” denildikçe, canım erisin,
Uyu ey toprağım, sabır kolunda.
Mehmet Cemal SAYDAM
GÜL’e
Gül,
Gül dedi.
Bülbül güle.
Gül gülmedi gitti.
Gül bülbüle,
Bülbül güle,
Yar olmadı gitti… ANDELİB
ÖMÜR
Geldi geçti ömrüm benim,
Geçen yılki bahar gibi,
Bir zamanlar yeşil idim,
Ormandaki çamlar gibi.
Beyazlandı saçım başım,
Hep döküldü kirpik kaşım,
Durmaz akar gözüm yaşım,
Pınardaki sular gibi.
Döküldü dişim, büküldü belim,
Virajdaki yollar gibi,
İşitmez kulağım görmüyor gözüm,
Dumanlanmış dağlar gibi.
Tutmaz oldu elim dizim,
Çil çil oldu çemen yüzüm,
İhtiyarım geçmez sözüm,
Sanki yanlış söyler gibi.
Geldi geçti Tahsin Usta,
Selam olsun eşe dosta,
İndir beni asta, asta,
Sanki yıllar yatar gibi.
Tahsin KALENDER
AYNAYA ŞİİR
Gez göz arpacıktan tarar acıları zaman
Her saniyesine küskün , gün yorgunu saatlerin
Korku zerresine rastlanmaz, kaçışların ortasında senden
Ben yangın yerine bakarken
Sen kör olmaktasın
Küs arkanı dön git
Katıla katıla gülsün aykırılıklar
Belki burada şimdi nefessiz atar kalp atışları
Ben tükenirim dost yangınlarında
Sen gül koklamakta olursun
Buna acısıyla yaşamak denir
Gün olur güzel olur aynalara bakan yüz
Gün olur kırbaç olur şaklar yaralarına
Ben sensiz olurum senle dururken
Ve Sen uzaklarda olursun
Güven AYBER
27.11.2009-Tatvan
ÖZÜR Değerli şiir dostları, geçtiğimiz sayıda yer alan bir şiirin altına yanlışlıkla Nazım HİKMET adını koymuşuz. Bizi uyaran dostlarımıza teşekkür eder, bu yanlışlıktan ötürü tüm okuyucularımızdan özür dileriz…