|
ERCİŞ DEPREMİ
Saat onüçkırkbir idi, günlerden Pazar
Kızılay ulaşmış, Akut yetişmiş
Ne yazar
Etrafa düştü hay havar.
Yani imdat sesleri
Otopsiye almış Savcı ile Doktor
Yüzlerce canları
Eli kazma tutanlar
Ölenlere mezar kazar
Annem diye ağlaşanın sesi
Yavrusunu arayan anneye zarar
Herkesin başını döndürüyor
Susmayan siren sesleri
Oysa birileri duymak istiyor
Enkazdan gelecek sesleri
Otuz saniyede işverenle işçi
Oluyor eşit
Ancak fakiri olmuyor zengin
Fakirlikte olunuyor eşit
Çadır kuyruğunda gördüğünüz
Zengini görmeyin hakir
Çünkü dün zengin de olsa
O şimdi oldu fakir
Sesler kesilmiş,
Kurumuş gözlerindeki pınarları
İnsanların saçlarına değmemiş su
Uzamış sakalları
Deprem Türk, Kürt ayırmıyor
Birlikte alıyor canları
Nasıl buldu bilmiyorum
Daha yeni öğretmen olanları
Sanki bu kez ayrım yapıyor
Alıyor hep Türk olanları
Bakıyor, görmüyor
Konuşulanı ise hiç duymuyor
Annesini, ikizini kaybeden çocuk
Bir türlü uyumuyor
Yıkılan binaların renkleri
Çeşit mi çeşit
Kayıpların çoğu
Henüz yeni olmuştu reşit
Japonu, Konyalısı, İzmirlisi, Vanlısı
Birlikte öldü
Öyle bir felaket ki
Aileleri üçe dörde böldü
Bir kardeş tedavi için Bitlis’te
Bir kardeş okul için Ankara’da
Baba kalmış enkaz başında
Üç evladı ise yatıyor soğuk mezarda
Rabbim bir daha böyle bir felaketi
Düşmanıma çektirmesin
Kalanlara sabır, yaralılara şifa
Ölenlere ise rahmet eylesin.
H.Cavit ERDOĞAN-Sayıştay Üyesi-Kasım 2011
BABAM
Hep analar için yazıldı şiirler babacığım,
Sakın seni unuttuğumuzu sanma.
Unutmak mümkün mü hiç,
Hep içimizde oldun Baba.
Sen de uykusuz kaldın anamla beraber,
Ağladığımızda o gece yarıları,
Sen de bölüverirdin tatlı uykunu gücenmeden
Şefkatle sarılırdın bize taa.. içinden.
Hissettirmezdin duygusallığını,
Severdin taa.. yürekten,
Sakin görünürdün hastalandığımızda,
Ama endişelendiğini, için için ağladığını sonraları anladık Baba.
Büyüttün bizi binbir zorlukla
Hiçbir zaman üff demedin bize bakarken,
Büyüdük birlikte kocaman adam olduk,
Ama hala titediğini biliyorduk üstümüze.
Hiçbir yeş istemedin bizden,
Sadece saygı beklediğini hissettirdin bazen
Söz dinlemememiz üzer beni ama;
Annenizi üzmeniz taa içimden yaralar, bunu bilesiniz derdin Baba.
Giymedin giydirdin, yemedin yedirdin,
Bir takım elbisen vardı devamlı giyerdin,
Kolluk geçirirdin koluna, yıpranmasın diye ceketin
Eskiyince ters çevirtir yeni bir ceket gibi sevinerek giyerdin.
Gömleğinin vardı yedek yakaları,
Eskidimi önce ters yüz eder, takardın yedeğini,
Pantolonun çorabın tertemizdi,
Yamaları eskiyince ancak alırdın yenisini.
Ayakkabı tamir malzemelerin, örsün, çekicin
Boy boy çivilerin dururdu çekmecende,
Yapardın pençeyi, çakardın bir topuğa, bir de buruna demiri,
Tecrübeli bir kunduracı ustası maharetiyle.
Seni unutmak mümkün mü hiç Baba,
Belki önceleri bilemedik kadrini,
Bizler de baba olunca daha iyi anladrık seni,
Senin bir parçandık, sen gidince eksiliverdik Baba
Mehmet Akif IŞIK
23 Kasım 2011