|
Osman SOYSAL geçen sayıdan devam…
Yük taşıyıcıları iki çadır malzemesini açtı ve sırtın biraz alt tarafında küçük bir doğal korunağın olduğu bölgeye çadırları kurmaya başladılar. Ancak her şeye rağmen burası da bir hayli rüzgâr alıyordu. Çadırlar kurulduktan sonra, taşıyıcılar dört dağcıyı I nci kampta bırakıp ana kampa geri döndüler. Tırmanışçılar Primus ocaklarında yemek pişirip yediler ve ana kampla telsiz irtibatı kurdular. Bu telsizi son kullanışlarıydı, çünkü daha sonra telsiz bataryaları soğuktan tümüyle dondu. Hava kararmadan önce dağı kaplayan bulut kütlesi dağıldı ve yukarıdan ana kamp görünmeye başladı.
Gece çok uzun ve soğuk geçti. Uyku tulumuna sahip olmayanlar çok üşüdü. Gece boyunca şiddetli kar yağışı devam etti. Ertesi sabah açık bir gökyüzü, pırıl pırıl bir güneş ve soğuk, hafif bir esinti vardı. Çadırların büyük bir bölümü kara gömülü olduğu için biraz gecikmeli hareket edebildiler. Emmerson grubu ikiye böldü. Onlar Costall ile birlikte hareket ederlerken diğerleri arkadan geldiler. Yiyeceği ikiye ayırıp bir kısmını Kamp I’deki çadırda bıraktılar. Sırtın yukarısına doğru derin karda yürümeye devam ettiler. Gökyüzünün açık olduğu bir sabahtı ve dağda çok da yabancısı olmadıkları bir ortamda ağır ağır ilerliyorlardı. Kuzey doğuda uzaktan pırıl pırıl parlayan başka dağlar görünüyordu. Belki de Ağrı ya da uzakta Ermenistan’a ait diğer dağlar da olabilirdi bunlar. Önceden bir Hastings’in enkaz yakınlarında alçaktan uçuş yapmasını öngörmüşlerdi ve zirvenin yaklaşık olarak 200 feet altındayken onu güney-batı yönünde dönüş yaparken gördüler. Bulutlar birikmeye devam ediyordu. Bu da uçağın neden işaret vermeden alçaldığını açıklıyordu. Hastings’in yere metal kutular bıraktığını görünce, uçağın tırmanmaya devam ettikleri sırtın görmelerine engel olduğu enkazın yerini işaret etmeye çalıştığını anladılar.
Sabah saat 11:00’de batı zirvesine vardılar (14.547 feet) ve karşı taraflarında asıl kalderanın sadece iki mil kadar uzakta olduğunu, ayrıca aralarında aşmaları gereken yakaşık 1000 feet’lik bir çukur olduğunu da fark ettiler. Batıdaki zirveden, kimi yerleri sert esen rüzgârın etkisiyle tümüyle kardan arınmış olan ve taşlarla kaplı geniş bir platoya ulaştılar. Bu çukurluğu yanlamasına aşıp son bölüme çıkan eğimin hemen dibine ulaştılar. İşte burada Kamp 2’yi oluşturmaya karar verdiler ve Constall kamp için uygun bir zemin ararken diğerleri Kamp I’deki malzemeleri almaya gittiler. Batı’daki doruğun yamacına geldiklerinde, yukarıda dört kişinin bulunduğunu fark ettiler. Bunlar uçuş sorumlusu Robertson, sağlık subayı Ellis ve ekibin diğer iki üyesi olan Bishop ve Murphy idi. Doğu zirvesi bulutlarla kaplı olduğundan, helikopterle 11.000 feet yükseklikteki batı zirvesine kadar çıkarılmışlardı. %Platoya inen bu ikinci ekibin yanında ne uyku tulumu, ne çadır, ne ocak, ne de yiyecek bulunuyordu. Son kısmı tırmanırken iki kişilik yiyeceği ve çadırı olan toplam sekiz kişilik bir ekip olmuşlardı şimdi. Murphy ve Bishop dışında herkes yorgundu ve yüksek irtifadan etkilenmiş görünüyordu. Kamp 2 için ikinci bir çadır bulmak gerekiyordu.
Robertson, Hastings’lerin zirveye çadır bıraktığını sandı ama zirveyi kaplayan bulutlar içinde bu metal sandıkları bulmak imkansız olacaktı. Böylece Emmerson, Bottomer ve Whelan Kamp I’e devam ettiler. Batı zirvesini güney güneybatı yamacından dolanmayı başardılar. Kamp 1‘deki çadır sökerken Bottomer ve Whelan Ana Kampa indiler. Emerson Kamp 2’ye çadırı, yiyeceği ve ocağı taşıdı. Çok yavaş tırmanmasına karşın daha platoya varmadan gücü tükenmişti.Bu arada Murphy ve rahip enkaza ulaşmaya ve diğer çadırların bulunduğu metal kutuları bulmaya çalıştılar. Enkaza çok yakın olmalarına ve hatta bir ara önceden yanmış bir ateş kokusunu almalarına karşın yoğun bulutun içerisinde ne enkazı ne de metal kutularını bulmaları mümkün değildi. Kalderanın üstünde rastgele duran kaya parçaları bulmuşlardı ama etkili bir korunak oluşturacak şekilde durmuyorlardı.
Gece Kamp 2‘nin çadırlarında altı kişi kaldılar. Sabah erken kalktılar. Emmerson hastaydı. Rahibin başparmaklarından biri iltihap kapmıştı. Bu herkesin midesini bulandırmaya yetti. Rahibe kalsa zirve tırmanışına devam ederdi ama doktor buna izin vermedi. Emmerson önceki gün bedenine çok yüklenmişti ve çok yorulmuştu. Rahibe kalsa zirveye çıkmayı başarırdı ama doktor ona bunu yasakladı. Diğer dört kişi zirveye varmak için geride kalan sekiz yüz feet’i iki saatte tırmandılar. İri kayaların üst tarafında karla kaplı kayalık bir düzlük vardı. Yukarıya vardıklarında kalderanın doğusunda yer alan bir parazit koninin yamacında enkaz dağılmış duruyordu. Hayatta kalan kimse yoktu. Doktor hepsinin uçak yere düşer düşmez hayatını kaybettiğini söyledi. Yapabildikleri şekilde cesetleri gömdüler ve Murphy ölenlerin ruhuna kısa bir dua okudu. Gizli ekipmanların bir kısmını baltalarıyla parçalara ayırdılar. Öğlen Kamp 2’ye indiler ve Emmerson ile rahibi aldılar. Sırtta 9 bin feet yükseklikte bir yeşil işaret fişeği patlattılar. İşaret büyük tesadüf sonucu bir köylü tarafından fark edildi. Durum helikopter talep edildiği şeklinde doğru yorumlandı ve bir helikopter onları sırttan alıp güvenle köye geri getirdi. Aynı günün ertesi zirvede kullanmak üzere yanında bombalar bulunan, imha uzmanı Tim Şefi Ellery, Norşıncık’a vardı. O ve ekibin diğer üyeleri helikopterle olabildiğince yüksek bir noktaya taşınacak ve oradan enkazın bulunduğu noktaya ulaşarak…. devam edecek…