Osman SOYSAL Geçen Sayıdan Devam….
Günümüzün gelişen teknolojisiyle ve mevcut haliyle dahi olsa hiç beğenmediğimiz eşitlikçi olmayan sağlık sistemimizde kullanılan yöntemlerin yetkinleşmesiyle ve kayıtların daha yaygın ve örgün biçimde tutulmasıyla, kayıtlı bulunan vak’a sayısının geçmişe oranla artmış görünmesinin bir anlamda ‘olağan’ olması muhtemeldir. Her ne kadar devleti zor durumda bırakacak konular da olsa (Çernobil felaketi sırasındaki resmi aymazlığımız gibi) bu konuda sahada çok daha ayrıntılı çalışmalara gereksinim vardır.
Yine AKSAV adına bölgenin aydınlanmasında büyük çabaları bulunan çok değerli ağabeyimiz Sayın İlhami Nalbantoğlu da bu konuyla ilgili olarak şu bilgileri vermiştir;
‘o tarihte ben Ahlat'ta ortaokul öğrencisiydim. Uçağın düşmesinin ardından Temmuz ayında Ahlat'tan bir grup Süphan'a tırmandı. Tırmanışları üç gün sürdü ve dönüşlerinde uçağın kanadından bir parçayı beraberlerinde getirdiler. İlginç bulmuştuk, ancak toplum konu hakkında çok bilgili ve bilinçli değildi. Ahlat'a bir heyecan getirmişlerdi. Heyet'in liderliğini Naci Akpolat yapıyordu. 5-6 kişi daha vardı. Bunlardan bazıları başta Nacı Akpolat olmak üzere aramızdan ayrıldılar.‘
O dönemdeki idari ve askeri boşlukların günümüzde büyük bir kısmının doldurulduğu kesindir. Ancak, gavurun hâlâ fiilen silahlarıyla, uçaklarıyla, füzeleriyle, askerleriyle denetimsiz bir şekilde (her ne kadar izne tabi olduğu söylense de) cirit attığı ülkemiz topraklarında, ordumuzun, son yıllarda özellikle güneydoğuda süren çatışma ortamının etkisiyle kendini büyük oranda geliştirmesine karşın, hâlâ profesyonel anlamda etkin ve dağcılık alanında yetkinleşmiş DENEYİMLİ personellerden oluşan bir dağ arama kurtarma ekibi oluşturamaması düşüncürüdür (son helikopter kazası sonrasında yaşananlar bunun acı göstergesidir).
Süphan Dağı’nda 1959 yılında yaşadığımız deneyim, yeri geldiğinde yabancı ülke askerlerinin topraklarımız üzerindeki etkinliklerini mutlak olarak denetlememiz (öyle ardından binbir özürün dilendiği tezkere ‘kaza’larıyla değil onurlu ve dik duruşlu bir kararlılıkla) gerektiğini bize bir kez daha hatırlatıyor. Tam bağımsız bir ülke olabilmenin olmazsa olmaz koşuludur bu. Yoksa, bu olayda da görüldüğü üzere, üzerinden elli yıl geçtikten sonra bile bazı olayların açıklamasını acı da olsa yine ‘gavurun’ dilinden yapmak zorunda kalırız.
EKLER:
1)[arsiv.mmo.org.tr/pdf/11532.pdf.]’deki tabloya göre Aura 688 – 12 ölü – Düşme NedeniTahmini olarak şiddetli rüzgâr, gerçek uçuş başının kontrol edilmemesi; sub-normal sıcaklık sonucu altimetrenin yüksek değerde okunması uçuştaki hesaplama hataları, baştan alınan WgB’lerin koordine ve kontrol edilmemesi.
2) 1959 Türkiye’de düşen uçak
Kaynak : Vikipedia
|
G-AGRH Zephyr | |
|
Kaza Bilgileri | |
|
Tarih |
23 Nisan 1959 |
|
Türü |
Yüksek irtifada zemine çarpma |
|
Mevkii |
Süphan Dağı – Türkiye38°55′N 42°49′E / 38.92°N 42.82°E / 38.92; 42.82Koordinatlrı 38°55′N 42°49′E / 38.92°N 42.82°E / 38.92; 42.82 |
|
Yolcu sayısı |
0 |
|
Personel |
12 |
|
Ölü |
12 |
|
Kurtulan |
0 |
|
Uçak tipi |
|
|
Havayolu |
|
|
Geldiği ülke |
Birleşik Krallık |
|
İlk istasyon |
Ankara |
|
İkinci istasyon |
Bahreyn |
|
İstikamet |
Woomera hava Üssü |
G-AGRH kuyruklu ve Zephyr isimliAvro Super Trader IV kargo uçağı, 23 Nisan 1959 tarihinde, Türkiye’nin doğusunda yer alan Süphan Dağında düşmüştür. Avro Tudor IV’ün modifiye hali olan kuyruk kısmında kargo rampası/kapısı bulunan bir Super Trader IV uçağıdır söz konusu olan. (seri no 1256)
|
İçindekiler 1 Kayıp 2 Nedenler |
Birleşik Krallık’tan yüklediği kargo yükünü Avustralya’daki Woomera Hava Üssüne taşımak üzere Ankara’dan Bahreyn’e gitmek üzere havalanan Air Charter Limited tarafından kiralanan G-AGRH kodlu uçakta on iki erkek personel ve Woomera Füze Üssüne ait çok-gizli donanımlar bulunmaktaydı. Ankara ve Tahran arasında, Sovyet-Ermenistan sınırına yakın bir noktada bulunan ve Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün ortasından geçen bir hava koridorunu kullanmaktaydı. Uçak saat 08:14’te Gemerek’teki FL115 ve 08:59’da ise Elazığ’daki FL135 kontrol noktalarından geçti. Son mevki durum raporunu saat 09:26’da Muş üzerindeyken verdi. Uçak düştükten altı gün sonra, enkazı Van Gölü’nün
kuzeyindeki Süphan Dağı zirvesinde bulundu. Kıbrıs Lefkoşa’da konuşlu bulunan İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri RAF’a ait özel dağ arama kurtarma ekibine ait altı personel, dağın zirvesinde bulunan enkaza altı gün sonra ulaşmış, gizli evrakları toplamış ve kalan sağlam parçaları ve donanımları yanlarında getirdikleri imha kalıpları ile ortadan kaldırmışlardır.
2 Nedenler
Yapılan değerlendirmede, aletlere göre seyir eden uçağın şiddetli rüzgâr nedeniyle normal rotasından sapıp kuzeyde bulunan Süphan Dağının zirvesine çarptığı anlaşılmıştır. Rüzgâr şiddetinin öngörülenden çok daha fazla olduğu; Muş’ta meteorolojik duruma ilişkin sağlıklı bir tespit yapılamadığı ve Van’daki mevcut koşulların iyi değerlendirilemediği; normalin altındaki hava sıcaklıklarının yükseklik ölçme aygıtındaki değerleri saptırdığı; uçak seyir hesaplamalarının eşgüdümsüz yapıldığı kanaatine varılmıştır.
Kaynakça
Havacılık Güvenliği İletişim Ağı (Aviation Safety Network) ‘te yer alan Kaza Tanımı.
(Ahlat Gazetesi'nin 102. sayısından itibaren yazının yayınlanmasına başlanmıştır.
(http://www.meteorhaber.com/content/view/502/)
SON