AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > TERÖRLE MÜCADELEDE TÜRK HUKUKU
TERÖRLE MÜCADELEDE TÜRK HUKUKU

                                                    Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen                geçen sayıdan devam… 


veya nutuk iradı veyahut neşriyat icrası suretiyle harekette bulunanlar kezalik vatan haini addolunur.”,şeklinde bir düzenleme ile dinin politikaya alet edilemeyeceğini  ve bunun da vatana ihanet suçu sayılacağı hüküm altına alınmıştı.Böylece terörle beraber  bugünkü laiklik karşıtı eylem olarak adlandırılan irtica ile mücadelenin de temeli atılmıştı Bu madde  daha sonra  şimdiki Ceza Kanunu’ndan önceki 765 sayılı Ceza yasamızda 163.maddede yerini alacaktı.Turgut Özal,cemaat ve tarikat dini propagandasının önünü açmak içindir ki  bu Vatana İhanet kanununu yürürlükten kaldırmıştı.

      Bu düzenlemede: ‘Dini ve dini mukaddesatı siyasi gayelere esas almak veya alet etmek amacıyla cemiyetler kurmak bu cemiyetlere girmek,dini kullanarak devletin şeklini değiştirmek ve bozmak fesat ve nifak sokmak gerek tek tek ve gerek toplu olarak sözlü veya yazılı veya fiili bir şekilde nutuk söylemek veyahut yayın suretiyle harekette bulunmak vatan hainliği sayılır.” denmiştir.

       Atatürk döneminde Cumhuriyet  rejiminin ikinci temel değerlerinin korunması amacıyla  Hıyanet-i Vataniye kanunu Cumhuriyet rejimini yıkmak ya da rejimin temel değerlerini ortadan kaldırmak  amacıyla yapılan  her eylem vatan hainliği ile eşdeğer tutulmuş bu suç için en ağır ceza olarak idam cezası öngörülmüştü.Günümüzde de terörün yöneldiği dini irticada olduğu cumhuriyetin temellerini yıkmaktır.Bu amaçta terör ve irtica iç içe geçmiştir.İkisi de aynı işlevi yüklenmişlerdir. O nedenle Hıyanet-i Vataniye kanunu’nun neden kaldırıldığını burada iyi görmek gerekir.Terör işlevini sadece etnik bazda değil, Cumhuriyet rejimini yıkmak ya da rejimin temel değerlerini ortadan kaldırmak  amacıyla yapılan  her eylemden yararlanmak istemektedir.

     Bu düzenlemede: “Dini ve dini mukaddesatı siyasi gayelere esas almak veya alet etmek amacıyla cemiyetler kurmak bu cemiyetlere girmek,dini kullanarak devletin şeklini değiştirmek ve bozmak fesat ve nifak sokmak, gerek tek tek ve gerek toplu olarak sözlü veya yazılı veya fiili bir şekilde nutuk söylemek veyahut yayın suretiyle harekette bulunmak vatan hainliği sayılır.”denilerek  değiştirilmiştir.

       Görüldüğü üzere yapısı itibariyle İstanbul'un işgalinde Ferit Paşa kabinesine karşı konan birkaç kez değişikliğe uğramış Vatana İhanet Yasası, daha sonra bazı dini ve bölücü ayaklanmalara karşı milli devleti korumak maksadı ile konmuş ve ülke korunmasında nemli bir işlevi yerine getirmiştir.Devletin güvenliği için koruyucu bu tür yasalara her zaman ihtiyaç duyulmasına rağmen  bu yasa ne yazık ki, 12 NİSAN 1991'’de Turgut Özal’ın talimatıyla  yürürlükten kaldırılmıştır. Terörle başlayan musibet yolu böylece açılmış, devlet kendini bu koruma  emniyet supabından yoksun bırakılmıştır.

      Her geçen gün şehit naaşlarıyla kan ve göz yaşına boğulan ve tüm ülkeyi kedere sokan hazin ve elim manzara karşısında terörle mücadelenin, daha etkin kılınması gerekirken terörü önleyecek var olan yasaların yürürlükten kaldırılması Cumhuriyetin  bekasına ,vatana,milli huzur ve güvenine vurulmuş en büyük darbedir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz Cumhuriyetimizin huzursuz hali zaman zaman 1920’lerden daha da geri zihniyetlerin eline geçtiğini göstermiştir. Vatana ihanet yasası’nın kaldırılması ile ülke etnik ve dini/mezhepsel kalkışmada  Cumhuriyetten  intikam alma sahnesinde arenaya  dönüştürülmüştür.
         Bu durumdan   Cumhuriyete bağlı yurttaşlar,kuruluşlar ve bilhassa komutanların sıkça yaptığı  açıklamalardan anlaşılacağı TSK  şikâyetçidirler. Ülkenin içinde bulunduğu durum şimdiye kadar içerden Cumhuriyet haini ve 2.Cumhuriyetçi anlayışın ve dışardan yapılan emperyal hainliğin en fazla dozla yapıldığı acı bir gerçektir. Bu durumdan  Cumhuriyeti koruma ve kollama vazifesiyle yükümlü en büyük güvencemiz TSK’yı  rahatsız olmuş ve tavrını ortaya koymuştur. Tabi yapılan açıklamaların tesiri ne olacaktır? Onu da ilerleyen günlerde göreceğiz. Gerçek olan da şudur ki, TSK’nin yaptığı son açıklamalar, ülke savunmasında yer alan, Atatürk devrimlerinden yana olan duyarlı yurttaşlara büyük bir moral vermiştir.

         HIYANET-İ VATANİYE KANUNU

       Kabul Tarihi : 29 Nisan 1336 (1920) . sayı:2

       Bu yasanın önemli maddeleri bugünkü Türkçe ile şöyleydi:

Madde 1: Yüce hilafet makamı ve saltanatı ve Ülkeyi yedi yabancı devlet güçlerinden kurtarmak ve saldırıları önlemek amacına yönelik olarak kurulan Büyük millet meclisine karşı düşünce veya uygulamalarıyla veya yazdıkları yazılarla muhalefet ve bozgunculuk edenler vatan haini olarak addedilir.

Madde 2: Bilfiil vatan hainliği yapanlar asılarak idam edilir. Şahsen olaylara karışanlar ve teşebbüs edenler ceza kanununun kırk beşinci ve kırk altıncı maddesine göre cezalandırılırlar.
Madde 3:Konuşmalarıyla halkı alenen vatan hainliği suçunu işlemeye tahrik ve teşvik edenler veya bu teşvik ve tahriki yazılarıyla ve çok değişik araçlarla yayanlar geçici kürek cezasına çarptırılırlar.Yapılan bu tahrik ve teşvik sonucunda bozgunculuk olayları çıkarsa teşvik ve tahrik edenler idam olunurlar.

Madde 4 :Vatana ihanet zanlılarının yetkili mahkemesi suçun işlendiği yerdeki Ceza mahkemesidir. Olağanüstü ve aceleyi gerektiren durumlarda zanlının yakalandığı yerdeki ceza

mahkemesi de yargılama yapmaya ve karar vermeye yetkilidir.

 Madde 5.:Vatana ihanet zanlılarının muhakemesi, ceza mahkemelerinden verilecek kesin tutuklama belgesi üzerine her yerde tutuklu olarak yapılır.

    (Bu madde Anayasa Mahkemesi’nin 17.12.1964 gün ve 1963/121 esas,1964/74 sayılı kararı ile iptal edilmişti.)

Madde 6: Adli zabıta memurlarının düzenleyeceği ilk tahkikat belgeleri o bölgenin en yüksek rütbeli mülki memuruna verilir ve onun tarafından savcılar aracılığıyla mahkemeye iletilir
 Madde 7:Vatana ihanet zanlılarının muhakemesi zorunlu bir sebep olmadıkça yirmi dört günde sonuçlanacaktır. Zorunlu bir sebep olmaksızın bu süreyi aşan görevliler ve mahkeme heyeti Ceza kanununun yüz ikinci maddesi eki gereğince suçunun derecesine göre cezalandırılmak üzere ilgili mahkeme tarafından yirmi gün içinde yargılanarak bir karara varılacaktır.
Madde 8:Bu kanuna uygun olarak mahkemece verilecek olan karar kesin olup Büyük Millet Meclisinin onayını müteakip bölgesinde infaz olunur. Onaylanmadığı durumlarda, meclisin vereceği karara uygun olarak hareket edilir.

            Hıyanet-i Vataniye Kanunu 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele  Kanunu düzenlemesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

      Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri kurulması

      Hıyanet-i Vataniye Kanunu daha iyi uygulamak için 29 Ekim 1920'de kurulan İstiklal Mahkemeleri, 1923'e kadar olan dönemde 1000 ila 1500 arası idam kararı vermiştir. (2) Ancak aynı kanuna göre hüküm veren bidayet ceza mahkemelerinin aldığı idam kararlarının sayısı bilinmemektedir. Bu kanun uyarınca, Madde 1) :"Büyük Millet Meclisi'nin meşruiyetine isyana yönelik sözlü , yazılı veya eylemli muhalefet ve fesatlıkta bulunanlar vatan haini sayılır." (Efendiler, Meclis, 29 Nisan 1920 tarihinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu ve sonraki aylarda İstiklâl Mahkemeleri Kanunları'nı da çıkarmakla, inkılâbın tabiî gereklerini yerine getirmiş oldu.

       Efendiler, İstanbul'un işgalinden sonra başlayan birtakım yıkıcı akımlara, olaylara, isyanlara dokunmuştuk. Bunlar hızla memleketin her tarafından birbiri ardınca ortaya çıktı ve sürüp gitti.Bu konudaki yanlış intibaları düzeltmek için Mustafa Kemal şu hatırlatmada bulunmuştu:

     İstanbul'da Damat Ferit Paşa, derhal yeniden iktidar mevkiine getirildi. Damat Ferit Paşa Kabinesi, İstanbul'daki bütün yıkıcı ve hain kuruluşların meydana getirdiği blok, bu blokun Anadolu içindeki bütün isyan teşkilâtı, bütün düşmanlar ve Yunan ordusu elbirliği ile aleyhimizde faaliyete geçtiler.Bu ortak saldırı politikasının talimatı da, Padişah ve Halife'nin, düşman uçakları da dahil olduğu halde, her türlü vasıtayla memlekete yağdırdığı «Padişah'a karşı ayaklanma»fetvasıydı

      

                                                       AHLAT GAZETESİ

 Bu genel, çeşitli ve haince saldırılara karşı, biz de, daha Meclis açılmadan önce, Afyonkarahisar’da, Eskişehir'de ve bütün demiryolu boyunda bulunan düşman birliklerini Anadolu'dan çıkarmak, Geyve, Lefke (129), Carablus (130) köprülerini yıkmak ve Meclis

 

BAŞKA ÜLKELERDE VATANA İHANET SUÇU

Vatana İhanet suçu Türkiye’ye özgü değildir.Avrupa’nın birçok ülkesinde de Vatana ihanet suçu düzenlenmiştir. İngiltere'de vatana ihanet suçu 1351 tarihli Treason Act ile tanımlanmıştır. Bu yasaya göre hükümdarı veya eşini veya büyük oğlunu öldürmeye teşebbüs, veya hükümdarın eşine veya büyük kızına tecavüz, hükümdara karşı savaş açmak veya hükümdarın düşmanlarına fiilen yardımcı olmak high treason suçunu oluşturur. Bu yasa kapsamında en son 1946'da İkinci Dünya Savaşı'nda Alman propaganda servisinde çalışan İngiliz vatandaşı William Joyce yargılanmış ve idam edilmiştir.

ABD Anayasası'nın III.3 maddesi vatana ihanet suçunu "Amerika Birleşik Devletlerine karşı savaşmak veya savaşan düşmana katılarak ona yardım etmek" eylemi ile sınırlar. Suçun kendisi ve cezası US Code 18/2381 maddesinde tanımlanmıştır. ABD tarihi boyunca vatana ihanetten toplam 40 dolayında federal dava açılmış ve hemen hiç mahkûmiyet kararı alınmamıştır. (4) 1952'den bu yana kullanılmayan vatana ihanet yasası 54 yıl aradan sonra ilk kez 2006'da El Kaide üyesi olmakla suçlanan bir kişiye karşı kullanılmış, fakat yargılama gerçekleşmemiştir.(5)

Fransız hukukunda uzun süreden beri kullanımdan kalkmış olan haute trahison (vatana ihanet) suçu sadece 1875 tarihli Yüce Divan (Haute Cour de Justice) Yasası'nda, devlet başkanı veya bakanların vatana ihanetle suçlanması halinde izlenecek yöntem bağlamında korunmuştu. Bu yasa da 27 Şubat 2007'de yürürlükten kaldırıldı.

Alman Ceza Kanunu'nın 81-83. maddeleri Hochverrat (vatana ihanet) suçunu düzenler. Bu maddelere göre, "Zor kullanarak Federal Alman Cumhuriyetini yıkmaya veya anayasa ile kurulu düzeni bozmaya teşebbüs etmek" vatana ihanet suçunu oluşturur ve 10 yıl ila müebbet hapisle cezalandırılır.

 

        TERÖRLE MÜCADELE YASASI       

  Terörle daha etkin bir şekilde mücadele edilebilmesi için, kanunlarda bu kapsamda mütalaa edilen suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturmayla ve ayrıca, mahkum olunan cezanın infazıyla ilgili özel hükümlere yer verilmektedir.

        Bu düşüncelerden hareketle, Terörle Mücadele Kanununda yer alan terör suçlarının kapsamına, bu suçlarla ilgili olarak soruşturma, kovuşturma ve infaz rejimine ilişkin hükümlerin, Türk Ceza Hukukunun reformu mahiyetindeki yeni kanunlardaki düzenlemelerle uyumunu sağlamak amacıyla Tasarı hazırlanmıştır.                                         devam edecek…

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Ankara'nın ilk harfi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com