|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu -Yazar
...ve lojistik destek veren dış güçlere karşı yeterince yerine getirilemeyen siyasi önlem ve var olanı da giderek AB müzakereleri sürecinde ve müktesebatında ve müttefik ya da stratejik ortak emperyal ABD dayatmasında caydırıcılığını kaybeden bir hukuk yapısıdır.Terörle topyekûn mücadelede ekonomik ve sosyal kalkınma kadar hukuki mücadele de önemli bir etkendir. Hukuk’un caydırıcılığı ve suçu önleyici fonksiyonu önemli bir görevi icra eder.Terörün kışkırtıcısı olan dışarının(AB –ABD) telkinleriyle Palyatif bir hukuk düzenlemesi yerine ciddi ve caydırıcılığı olan bir hukuk terörü önlemede büyük bir faktör olacaktır.
Terörist eylemler, esas itibarıyla ceza kanunlarında tanımlanmış suçları oluşturmaktadır. Ancak, bu suçlar, gerek işlenişinde güdülen saik gerek işleniş tarz ve mahiyeti itibarıyla "terör suçu" olarak nitelendirilmektedir. Ceza kanunlarında esas itibarıyla suç olarak tanımlanan bu fiillerin bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesiyle, devletin ana yapısını, bu yapının dayandığı temel prensipleri değiştirmek veya yıkmak, toplumda korku ve panik yaratmak amacının güdülmüş olması durumunda, bu suç bir "terör suçu" niteliği kazanmaktadır.
Hukuk devletinde Önlenemez bir terör,devlet ve millet hayatının bekasında bir afettir. Hukuk devleti esasına dayalı toplum düzenleri için en büyük tehlikeyi oluşturan terör eylemleri, kişi hak ve özgürlüklerinin kullanılması açısından bir tehdit oluşturmakta ve ayrıca, toplumun sosyal ve ekonomik bakımdan gelişmesini engellemektedir.
Terörle daha etkin bir şekilde mücadele edilebilmesi için, kanunlarda bu kapsamda mütalaa edilen suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturmayla ve ayrıca, mahkum olunan cezanın infazıyla ilgili özel hükümlere yer verilmektedir.ürk Hukukunda terör kavramı aşağıda görüleceği gibi 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1.maddesinde Terör » aşağıdaki şekliyle tanımlanmıştır.
TERÖRLE MÜCADELEDE TÜRK HUKUKU
Terörle mücadelenin hukuki boyutu, hem önleyici hukuk (demokrasi ve insan hakları, istihbarat -aşırı akımlarla mücadele, önleyici kolluk) hem düzeltici hukuk (bastırıcı kolluk- adli kolluk, disiplin hukuku, medeni hukuk, ceza hukuku, silahlı güç kullanılması) yaklaşımını içermelidir.
Bu bakımdan, terör olarak nitelendirilen fiiller, esasında suç oluşturan fiillerdir. Ancak, bu suçlar, belirli amaçlar doğrultusunda ve bir örgütün faaliyeti çerçevesinde sistematik bir şekilde işlendiği için, daha ağır sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.
Terörle Mücadele Türk hukukunda ilk düzenleme Hıyanet-İ Vataniye Kanunu’dur.Ancak terörle mücadelede daha kapsamlı kavramlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’yla getirilmiştir. Terörle Mücadele Yasası’nda Terör tanımı şöyle yapılmıştır:
MADDE1-Terör,baskı,cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle,Anayasa’da belirtilen cumhuriyetin niteliklerini,siyasi, hukuki ,sosyal,laik,ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak ,Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek,devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak, veya ele geçirmek,temel hak ve hürriyetleri yok etmek,devletin iç ve dış güvenliğini,kamu düzenini veya sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir.
Bu kanunda yazılı olan örgüt ,iki veya daha fazla kimsenin aynı amaç etrafında birleşmeleriyle meydana gelmiş sayılır.
Terör Suçlusu:Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da ,bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.
Bu düşüncelerden hareketle, Terörle Mücadele Kanununda yer alan terör suçlarının kapsamına, bu suçlarla ilgili olarak soruşturma, kovuşturma ve infaz rejimine ilişkin hükümlerin, Türk Ceza Hukukunun reformu mahiyetindeki yeni kanunlardaki düzenlemelerle uyumunu sağlamak amacıyla Tasarı hazırlanmıştır.
Tabii hukuk nazariyesinde İnsanların temel haklarından olan yaşama ve korkudan uzak yaşama hakkına yönelen darbedir.Vazgeçilmesi mümkün olmayan bu temel haklar kapsamında insanın onuruna ve buna bağlı olarak insan hak ve özgürlüklerine saygı, bireyin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması, hukuk devleti ve hukuk toplumunun temel prensiplerini oluşturur.İnsan onuruna yakışır bir şekilde yaşama hakkı, insan vücudunun dokunulmazlığı, özgürlük ve güvenlik hakkı ve saygınlığı ve aynı zamanda düşünce özgürlüğü, özgürce bilgilendirilme hakkı, hukuk devletinin temelini oluşturan haklardır.
Nerede olursa olsun,kimden, hangi emperyal projelerden kaynaklanırsa kaynasın halkın korku ve paniğe kapılmasına, toplumdaki siyasî, ekonomik ve sosyal yapıların büyük ölçüde zarar görmesine sebebiyet veren terör eylemleri, devam edecek…