|
Necat ÜLGEN
Sevgili okuyucular bugün sizlere günün konusu olan “kürt açılımı”ndan bahsedeceğim. Önce kendimi tanıtayım ben kimim? Babam merhum Nezir Efendi Ahlat’ta doğmuş. Onun babası Yasin Ahlat’ta doğmuş. Onun babası İbrahim Ahlat’ta doğmuş. Onun babası Mahmut Ahlat’ta doğmamış. Malazgirt Ada Köyü’nde doğmuş. Babası öldürüldüğünden annesi tarafından Ahlat’a kaçırılıp getirilmiş aslı Soran Aşireti’ne mensup bir kürt çoçuğu olduğundan “mozuk” demişler. Halen Ahlat’taki lakabımız Mozuklardır. “mozuk” demek yabancı demektir. Yani 5’inci kuşak dedem çocukken Ahlat’a yerleşmiş ve “kürt” soyundandır.
Merhum annem Bitlisli Saruhan Ailesi’nden olup “kürt” kökenlidir.
Şimdi size soruyorum ben Kürt müyüm, Türk müyüm? Cevabını ben vereyim:
1.Evine gelen misafirine yatağını verip kendisi hasırın üstünde yatan, ekmeğini misafirine verip aç kalan, söz verdiyse sözünde duran, Devletine, Milletine bağlı yasalara saygılı olup bir ayrımcı olmayan.Yiğit kürt insanı kadar kürdüm.
2.Ben Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurduğu Cumhuriyetin vatandaşı olmaktan gurur duyduğum ve Anayasal bütün haklarımdan eşit olarak faydalanıyor olmaktan iftihar ettiğim Türküm. Ay yıldızlı Bayrağım için seve seve canımı vereceğim, İstiklal Marşını huşu içinde dinlerken yüreğimin titrediği bir Türküm.
Aslında ülkemizde bir “kürt” sorunu yoktur. Kürtçülük sorunu vardır. Terör sorunu vardır. Bunu kimler yapıyor!
Sevgili okurlar bunu menfaat grupları yapıyor. Daha önce ağalar, şeyhler kendi varlıklarını korumak için yapıyorlardı. Demokrasiye geçilip çok partili dönem başladıktan sonra siyasetçiler oy için din ve ırk üzerinde politika yapmaya başladılar. Olaylar böylelikle başladı. Bakın nasıl?
Daha önce varlıklarını korumak için şeyhler Dersim isyanını çıkardı. Ağlar Ağrı Dağı, Zilan Deresi, Celali isyanlarını çıkardılar. Tek partili dönemde bu isyanlar caydırıcı cezalarla önlendirildi. Çok partili döneme geçilince Demokrat Parti (maalesef ben de o partiye ölesiye gönül ve hizmet verenlerdenim.) İlk iş olarak ezanı Türkçe yaparak başlattı. Arkasından isyanı başlatanların çocuklarını oy uğruna millet vekili yaptı. Özalp olayı nedeniyle 33 kişinin ölümünü gündeme getirerek merhum Mustafa Muğlalı’yı muhakeme edip devlet otoritesini zaafa uğrattı.
Sevgili okurlar ben 80 yıldır Ahlat’ta Kürt Hasan Dayı, Çerkes Mahsum Efendi, Laz Memet Amca, Siirtli Arap Reşit Enişte, Acem Celal, Urumoğlu Yusuf, Terekeme Haydar, Ermeni Asya Bacı ile birlikte kardeş gibi yaşadım. Hiç bir sorun çıkmadı. Birbirimizi sevdik, saydık, yardımlaştık. Birbirimizin düğününe katıldık. Cenazesinde bulunduk. Yokluğunu da varlığını da beraber paylaştık. Birbirimizle kavga etmedik. Kız aldık, kız verdik, hısım olduk akraba olduk.
Doğrusu bölge olarak Devlet baba bize yol,
su, elektrik, okul yapmadı. Ama biz Devletimize düşman olmadık. Bu yapılmayanlar yalnız Kürtlere değil orada yaşayan bütün halklara yapılan haksızlıktı. Çünkü doğuda yalnız Kürtler yaşamıyordu, orada Kürtler de, Çerkezler de, Acemler de, Terekemeler de, yaşıyordu. Bu eksiklikleri hepimiz yaşıyorduk. Ama Devletimize isyan etmiyorduk.
Eğer Devletimizin nimetlerinden istifade edilecekse bunu paylaşıyorduk. Devletimize yol vergisi, hayvan vergisi ödüyorduk. Devletimize, bayrağımıza, sancağımıza saygı duyuyorduk. O zaman böyle bir sorunumuz yoktu.
Türkiye’nin nüfusunun 13 milyon olduğunu hatırlarım, şimdi 73 milyon olmuşuz. Büyük güçlü bir devlet olmuşuz. Güçlü ve modern bir orduya sahip olmuşuz. Bunu dış güçler hazmedemiyor. Bizi parçalara bölmek istiyorlar. Çünkü onlar bizim hiçbir zaman dostumuz olmadılar. Şimdide değiller.
Çözüme gelince: Çözümü yine eskiden olduğu gibi biz–siz demeden birbirimizi sayıp seversek bu devlete ve onun yasalarına bağlı kalırsak, bizi yönetenler de oy uğruna, kazanma uğruna, menfaat uğruna Yasaları bir kuşa çevirmeden etkin ve caydırıcı bir şekilde uygularsak, Avrupa Uyum Yasalarına uyacağız diye yasaları delik deşik edip devlet otoritesini ve cezaların caydırıcı olmaktan çıkarılıp suç işlemeye prim vermekten vazgeçer Devletin sadvetini ve şefkatini birlikte gösterirse sorun kalmaz. Eskiden olduğu gibi kardeş’çe geçiniriz. Bu ülke hepimize de yeter.
Sevgili okuyucular demokrasi idare sistemlerini en iyisidir. Ancak bunun da ilaçlarda olduğu gibi bazı yan etkileri vardır. Bunun için demokrasiyi kullanırken de dikkat etmek gerekir. Seçimimizi iyi yapmazsak, yöneticilerimizi iyi seçmezsek işte böyle nahoş durumlarla karşılaşabiliriz.
Allah, Türkiye’mizi korusun. Bizi de daima doğru yolu bulan akli selimi kullanan, bir arada eskiden olduğu gibi kardeşçe yaşayan, birbirimizi seven, sayan devletine milletine bağlı kullarından eylesin.
Sağlıkla, sevgiyle, HOŞÇAKALIN…
12 Ekim 2009 Mersin.