AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > VE BİR KARADENİZ BALIKÇISI ANISI
VE BİR KARADENİZ BALIKÇISI ANISI

O caddeden her geçişte içinde bir burukluk, hatta küçük bir üzüntü duyuyordu. Yıllar önce yaşamış olduğu bir anı canlanıveriyordu gözlerinin önünde. Liseyi bitirmiş yüksek öğrenim için Ankara’ya gelmişti. Koskoca binalar arasında ezilecekmiş gibi korkuyor, trafiğe, insanlara bir türlü uyum sağlayamıyordu. Aylarca gitmesi gereken yerlere gidemiyordu kaybolma korkusuyla. En çok ilgisini çeken yerlerden birisi de “Sakarya Caddesi”idi. Özellikle de bu caddede bulunan sıra sıra dizili balıkçı dükkanları. İnsanların balık alabilmek için oluşturdukları o uzun sıra kuyruklarını hayretle izliyordu, bu kadar çok çeşitli balığı ilk defa bir arada görüyordu. Kentlilerin balğa verdikleri önemi anlamakta zorluk çekiyordu. Onları bir an kendi yerine koydu., kendi kasabası göl kenarında idi. Balıkçı Hüseyin Ağa sayesinde zaman zaman balık yiyorlardı. Hem de taptaze balık. Ancak şimdi bu çeşit çeşit balıkları görünce taze mi, bayat mı? Kuşkuya kapılıyordu. Bu balıkların nasıl pişirileceğini bilmiyordu. Balık alıp pişirip yemeyi hayal gibi görüyordu. Çünkü bunu yapacak ne parası, ne de kabı kacağı vardı. İçindeki bu özlemi gerçekleştirebilecek olanaklara kavuştuğu ilk fırsatta kendisini balıkçı tezgahının başında buldu. Bu sefer de balıklar hakkındaki bilgisi yetersiz geldi.

            Ürkek ve çekingen bir tavırla, balıkçıdan tezgahtaki en ucuz balığı istedi. Balıkçı balığı alıp tartmaya başladı. Nasıl pişireceğini düşünüyordu. Acaba balıkçıya sorsamıydı. Sonunda sormaya karar verdi. Buruk bir sesle. “Bunu nasıl Pişirmeli?” diye sordu. Tecrübeli balıkçı (Kemal Bey) karşısında çaylak birisinin olduğunun farkına varınca, alaycı ve küçümser bir tavırla tarifi yaptı ve devam etti; “Fırından çıktıktan sonra da üzerinre bir tepsi kapatıp, buraya getireceksiniz.” İlk etapta balıkçının esprisini kavrayamamıştı. Neden sonra garkına vardı.

            Yıllar sonra bu olayı hatırladığında yüzünde ufak bir gülümseme belirir oldu.

            Bir gün yine aynı caddeden geçiyordu. Balıkçı ise gene aynı kişi (Kemal Bey) Aradaki tek fark dopdolu geçen yıllar ve bu yıllar ile birlyikmte kendisinin de değişmesiydi. Yine balık almak istkiyordu. Birden aklına yıllar önce balıkçı ile arasında geçen konuşma geldi. Balıkçıya yine  “Nasıl pişireceğiz?” sorusunu bu kez hınzırlığına sordu; Balıkçı ciddi bir şekilde tarifi yapıyordu. Balıkçıdan gene aynı yanıtı bekliyordu. Ancak balıkçı bu kez söylemedi. Bu kez kendisi söyledi; “Fırından çıktıktan sonra üzerine bir tepsi kapatık buraya getireceğiz değil mi?” Balıkçı şaşkın “Size afiyet olsun Beyim” diye cevap verdi. Bu sefer de balıkçı yıllar önce yapmış olduğu esprinin karşılığını yıllar sonra aldığını kavrayamamıştı.

            Gene aradan yıllar geçiyor ve nihayet anlaşılıyor ki Kemal Bey’de Bitlisli ve Zülfikar Ailesinin değerli bir mensubu.

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Dünya çevresinde döndüğü cismin ismi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com