|
Farkında mısınız, ihtiyar olmaktan sadece çocukken hoşlanırız…
On yaşından daha küçükken, yaşlanmak bizi öylesine heyecanlandırır ki. Yaşımızı buçuklu söyleriz…
-Kaç yaşındasın?..
-Dört buçuk!..
Hiçbir zaman otuzaltı buçuk yaşında olmayız. Dört buçuk yaşındayız, beşe giriyoruz…
Ergenlik çağına geldiğimizde bir ileriki yaşa, yada daha ileriki yaşlara özenir sıçrarız…
-Kaç yaşındasın?..
-16’ya giriyorum!.. Oysa 13 yaşındayız ama 16 olmaya özeniyoruz…
Ve yaşımızdaki en büyük gün 21 yaşımıza girdiğimiz gündür.
Artık 21’indeyiz…
Bu yaşın söylenmesi ne kadar güzel gelir kulaklarımıza…
21’ine girdik evet!!!
30 oluverdik… Aman Tanrım neler oluyor?..
Bu yaşı söylemek kulağa hiç de hoş gelmiyor!..
Her şey çok değişti. Sanki artık eğlenceden de tat almaz olduk. Yolunda gitmeye ne? Değişen ne oldu? 21’indeyiz, 30’a yaklaşıyoruz, 40 ufukta derken, eyvah frene bastık ama patinaj yapıyoruz… Durumun daha farkına varmadan geliriz 50 yaşına ve o gün tüm düşlerimiz yitip gider… Farkına ancak 60’ında varırız. Ulaşabileceğimizi hiç ummadığımız bir yaştır bu!..
21’ine girdim derken, hop 30’undayız, az sonra da 40, arkadan 50 ve ancak 60’a ulaştığımızda farkına varıyoruz…
Yılları kat etmede hızımız öylesine yükseliyor ki 70’ine varmışız bile… Sonrası çok çabuk gelişiyor ve bakıyorsunuz günlerden 17 Nisan 2010 Cumartesi.
80’imize geldiğimizde de bakıyoruz ki hep aynı döngü; öğlen yemeği yersiniz, çok geçmeden ikindi olmuş bile, az sonra da yatma vakti…
Bu 90’ında da değişmez. Geri geri gidiş de başlamıştır artık
-92’sine bastım!..
Sonra bir tuhaflıktır başlar…
100’ü aştığımızda da gene aynı eski çocuk oluruz…
-Kaç yaşındasın?
-100 buçuk yaşındayım!..
Kim bilir, belki de yapamadıklarımızın tümünü sağlıklı bir 100 buçuk yaşında gerçekleştirebiliriz!..
Picasso, 90'ında nefis eserler veriyor-du....Goethe 'Dr. Faustus' u 80’inden sonra ka-
leme aldı... Verdi, 'Otello' yu 73 yaşında, 'Falstaff'’ı 80 yaşında bitirdi...
Sofokles 'in 'Kral Oedipus 'u 80 yaşın eseridir. Mikelanj, 80'li yaşlarında hâlâ yaratıyordu... İngiliz düşünürü Thomas
Hobbes, 90'ını geçtikten sonra bile yazıyordu...
Bir örnek de bizden verelim. Bitlis’li Devlet ve siyaset adamı Kamran İnan 80’i aşkın yaşıyla yazmaya devam ediyor, konferanslar veriyor, televizyon programlarına ve çeşitli toplantılara katılıyor…''
Biz de ileriki yaşlarımızda gerçekten üretken olmak istiyor muyuz?.. Eğer istiyorum diyorsak aşağıda sıraladığımız 10 maddelik “Genç Kalmanın İlkeleri” ne uymaya çalışmalıyız… Biz hatırlatalım da, sonra “demedi” demeyin…
1.Gereksiz Sayıları Atalım Gitsin!..
Buna yaş, kilo ve boy da dahil. Varsın onlarla doktorumuz uğraşsın. Biz ona bunun için para ödüyoruz…
2.Neşeli Arkadaşlarla Beraber Olalım!..
Gamlı baykuşları kovalım gitsinler…
3.Öğrenmeye Devam Edelim..
Bilgisayar, sanat, bahçe bakımı, ne hakkında olursa olsun öğrenmeyi sürdürelim… Asla beynimizi tembelliğe alıştırmayalım. Tembellik başladı mı işe şeytan karışır. Şeytan’ın adı Alzheimerdir…
4.Basit Şeylerden Zevk Almaya Bakalım…
5.Sık Sık Uzun Süreli ve Yüksek Sesle Gülelim…
Nefessizlikten katılıncaya kadar gülelim…
6.Gözümüz mü Yaşaracak…
Katlanalım, üzülelim, ama çabuk unutalım… Unutmayalım ki bize kendimizden daha yakın kimse olamaz… Canlı olduğumuz sürece yaşamayı bilelim…
7.Çevremizi Hoşlandığımız Şeylerle Donatalım…
Aile fertlerimiz olsun, evcil hayvanlarımız olsun hatıra eşyalarımız olsun, müzik olsun, bitki olsun, hobilerimiz olsun ne olursa olsun evimiz sığınağımızdır…
8.Sağlığımıza Önem Verelim…
İyice koruyalım, kötüyse düzelmesini sağlayalım. Düzelmeyecek kadar berbat ise yardım alalım…
9.Asla Suça Yönelmeyelim…
Yakına, uzağa nereye olursa olsun gidelim… Yeter ki suçtan uzak olalım…
10.Çevremizdekilere Her Fırsatta Onları Sevdiğimizi Söyleyelim…
Unutmayalım…
Yaşam aldığımız nefeslerin sayısıyla değil,